Dünyadaki nükleer silahların %95’ini elinde tutan ABD ve Rusya’nın, üzerinde anlaşamadığı en önemli hususun, nükleer savaş başlıkları ve füze fırlatma rampalarının hangi sayıyla sınırlandıracağı meselesi olduğu ileri sürülmektedir. (tıkla-1)
Uzmanlar, diğer bir anlaşmazlığın ise, izleme mekanizmasında yaşandığını dile getirmektedir. Moskova, kendi topraklarında START’la kurulan ABD izleme istasyonuna benzer bir mekanizmanın yeni anlaşmada olmasına karşı çıkmaktadır. START’ın süresinin dolmasıyla ABD Rusya topraklarında kurulu bulunan nükleer silah izleme istasyonunu kapatmak zorunda kalmıştır. (tıkla-2)
Obama ve Medvedev, yeni bir anlaşmanın devreye girmesi ve bu anlaşmayla operasyonel nükleer savaş başlığı sayısının 2200’den 1500-1675 seviyelerine indirilmesi, ayrıca nükleer silah taşımada ve fırlatmada kullanılan askeri sistemlerin sınırlandırılması üzerinde mutabık kalmışlardı. Yeni anlaşmanın kısa bir süre içinde devreye girmesi, 10 Aralık’da Nobel Barış Ödülünü alacak olan Obama için de, kendini ABD’yle boy ölçüşebilecek tek süper güç olarak görmek isteyen Rusya için de ayrı bir önem taşımaktadır. (tıkla-3)
Ancak hem Rusya’da hem de ABD’de, ülkelerinin savunma ve caydırma gücünü azaltacağı gerekçeleriyle böyle bir anlaşmaya karşı çıkanlar bulunmaktadır. 24 Eylül 2009 tarihinde, ABD Başkanı Obama tarafından başkanlık edilen Güvenlik Konseyi’nde oy birliğiyle alınan; nükleer silahların yayılmasının önlenmesine ve mevcut silah stoklarının aşağıya çekilmesine yönelik tarihi kararın desteklenmesi için en çok çaba göstermesi gereken iki ülke ABD ve Rusya’dır. Bu kararın alınmasında etkin rol oynayan Başkan Obama alınan kararla ilgili yapmış olduğu konuşmada, ülkesinin Rusya Federasyonu ile işbirliği içinde nükleer silahları önemli oranda azaltması gerektiğinin altını çizmiştir. (tıkla-4)
Bilindiği gibi, 40. yılını dolduran nükleer silahların kontrolü rejimi, bugünün dünyasına barış ve güven getirmekten uzaktır. Zira, 1968 tarihli Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Sözleşmesi’nin kendisi BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin nükleer silahlarını meşru görmekte ve bu ülkelere herhangi kısıtlama ve sınırlandırma getirmemektedir. Böyle bir sınırlandırmayı bu beş ülkenin kendi iradelerine bırakmış durumdadır. Bu açıdan bakıldığında, sorunun özüne çözüm olmaktan uzak olmakla birlikte yeni bir START’ın bu yılın sonuna kadar devreye girmesi nükleer silahlara karşı var olan uluslararası duyarlılığa az da olsa bir katkı sağlamış olacaktır.
Ömer Ersoy, Araştırmacı