Basın Heyeti, strateji merkezlerinin iç ve dış politikada kamuoyu oluşturmaktaki önemine değinerek, SDE’nin önemli bir boşluğu doldurduğunu dikkat çekti. Yabancı gazeteciler, milletlerin birbirini daha iyi anlaması ve ülkeler arasındaki problemlerin çatışmaya dönüşmeden çözülmesi açısından basın mensuplarına ve sivil toplum kuruluşlarına büyük bir görev düştüğünü de vurguladılar.
Enstitü adına konuşan SDE Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haydar Çakmak, öncelikle Atatürk’ün, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine vurgu yaparak hukukun üstünlüğünden söz etti. İsveç heyetinin, şimdiki hükümet ile önceki hükümetler arasında AB çalışmaları ile ilgili bir farklılık olup olmadığı yönündeki sorusu üzerine Çakmak; herhangi bir değişiklik olmadığını, Türkiye’nin her zaman AB’ye girmek için çaba sarf ettiğini fakat AB içinde Türkiye’yi istemeyen ülkeler olduğunu kaydetti. Batılı ülkelerin Türkiye’ye yönelik AB politikalarının hükümetten hükümete değiştiğine dikkat çeken Çakmak, bunun yanısıra Türkiye’nin AB’ye girmesini destekleyen birçok ülke olduğunu vurguladı.
Çakmak sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz AB’ye 1959 yılında başvurduk, o zaman AB’ye üye sadece 7 ülke vardı, şimdi 27 üye ülke olmasına rağmen Türkiye hala AB’ye üye değil. AB eğer bir Hıristiyan Birliği oluşturmak istiyorsa Türkiye’ye ihtiyacı yok ancak global bir güç olmak istiyorsa Türkiye’yi mutlaka bünyesine dahil etmelidir.”