ENGLISH
09.02.2012
Ana Sayfa » Asya - PasifikGeri Dön «

Tayvan Parametresi: Obama Hükümeti’nin İkili Çin Politikası

05.12.2009 11:31:03

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Washington, hem yükselen Çin ile geleceğe yönelik işbirliği ilişkileri sürdürme düşüncesindedir hem de Tayvan’a olan ilgisini bitirme niyetinde değildir. Ancak Tayvan meselesi Çin’in geleceğini etkilemekte ve Çin’in en önemli çıkarı (core interests) olarak bu konuda hiç taviz verilmemektedir. Bu çerçevede, Başkan Obama’nın Çin ziyareti sırasında imzalanan ortak bildirideki Tayvan tutumu ile Tayvan’daki Amerikan Enstitüsü Başkanı Burghardt’in Tayvan ile ilgili açıklamaları, doğal olarak ABD-Çin arasındaki karşılıklı güvene zarar verdiği gibi geleceğe yönelik işbirliği zeminini de olumsuz etkileyecektir.

Şubat 1972’de ABD-Çin arasında imzalanan ilk resmi ortak bildirisinde (Joint Communique of the United States of America and the People’s Republic of China. February 28, 1972) vurgulandığı gibi, Tayvan, Çin için hassas bir meseledir. Temmuz 1971’de ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger’in gerçekleştirdiği gizli Çin gezisi sırasında, dönemin Çin Devlet Başkanı Mao Zedong ve Başbakanı Zhou Enlai ile iki tarafın Sovyetler Birliği’ne karşı stratejik işbirliği konusunda görüşmeler düzenlenmiştir. Çin tarafı, ABD’nin teklifini kabul ettiği halde Tayvan meselesini gündeme getirmiş ve bu durum müzakerenin ilerlemesinin önündeki en önemli engeli oluşturmuştur. O tarihten beri Tayvan meselesi ABD-Çin ilişkilerinde hassas konumunu koruya gelmiştir.

Başkan Nixon’dan Başkan Obama’ya kadar geçen sekiz ABD Başkanının görev süresi boyunca, ABD-Çin ilişkileri bağlamında, Tayvan meselesi her zaman gündeme gelmekle birlikte ikili ilişkileri zedeleyen bir unsur olmuş ve karşılıklı güvenin kazanılmasını engellemiştir. Bugüne kadar ABD-Çin arasında üç adet resmi ortak bildiri (communique) ve iki adet ortak bildiri (statement) imzalanmıştır.

Tayvan meselesi, bu belgelerde yer almasına rağmen hala çözülememiştir. Aslında en büyük engel; ABD’nin Tayvan ile kültürel ve ekonomik ilişkilerini sağlamak amacıyla, Tayvan’ın güvenliğini de üstlenen, Tayvan İle İlişkiler Yasası (Taiwan Relations Act) olmuştur. Ocak 1979’da ABD-Çin diplomatik ilişkileri tesis edildikten sonra, ABD Kongre’nin girişimiyle, sözkonusu yasa Nisan 1979’de Başkan Jimmy Carter’in imzasıyla yürürlüğe girmişti. Tayvan İle İlişkiler Yasası, ABD’nin iç yasası olması özeliğinden dolayı, ABD-Çin hükümetleri arasında imzalanan bütün belgeler söz konusu yasanın gölgesinde kalmaktadır. ABD Başkanlarının Çin politikası, ABD-Çin arasında imzalanan belgeler ile söz konusu yasa arasında sıkışıp kaldığı için ikili özellik göstermektedir. En son ABD Başkanı Barack Obama’nın Çin ziyareti sırasında (15-18 Kasım 2009) aynı durum yine yaşanmıştır.

ABD-Çin Ortak Bildirisi’nde Tayvan Meselesi

ABD Başkanı Barack Obama’nın geçen ay başlayan Asya gezisinin en önemli durağı Çin idi. 17 Kasım’da ABD Başkanı Barack Obama ile Çin Devlet Başkanı Hu Jintao arasında imzalanan ortak bildiri; 1.ABD-Çin İlişkileri, 2.İkili Stratejik Güvenin İnşası ve Derinleşmesi, 3.Ekonomik İşbirliği ve Küresel Ekonomiyi Canlandırma, 4.Bölgesel ve Küresel Sorunlar, 5.İklim Değişikliği, Enerji ve Çevreyi kapsayan beş bölümden oluşmaktadır. İki tarafın 12 yıl sonrası imzaladığı ortak bildiride (statement), Tayvan meselesi için iki paragraf ayrılmıştır:

ABD ve Çin, Tayvan sorununun Amerikan-Çin ilişkilerindeki yerinin ve öneminin bir kez daha altını çizdi. Çin; Tayvan sorununun, Çin’in egemenliği ve toprak bütünlüğünü ilgilendirdiğini vurgularken, aynı zamanda ABD’den, verdiği taahhütlere (sözlere) bağlı kalmasını, Çin’in bu mesele bağlamındaki tutumunu anlamasını ve desteklemesini istedi. ABD, Çin’in bu taleplerine karşılık, Tek Çin Politikasını takip etmeyi sürdürdüğünü ve üç (adet) ABD-Çin Ortak Bildirisi’nde (U.S.-China Joint Communiqués) belirtilmiş temel ilkelere bağlı kalacağını ifade etti. ABD, Tayvan Boğazı’nın iki yakasında tesis edilen barışçıl ilişkilerin geliştirilmesini memnuniyetle karşıladığını ve iki tarafın (Çin-Tayvan) da katkılarıyla bölgedeki olumlu gelişmelerin ve istikrarın sağlanması bakımından, ekonomik, politik ve diğer alanlardaki diyaloga ve etkileşime dönük çabaların artırılmasını beklediğini ifade etti.

İki devlet; egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı duyma ilkeleri çerçevesinde, ABD-Çin ilişkilerine yön veren üç (adet) ABD-Çin Ortak Bildirisi’nin temelini oluşturacağını tekrar vurgulandı. İki taraf, belirtilen ilkelerin diğer güçler tarafından baltalanmasını desteklemeyeceklerinin altını çizdi. İki devlet; ABD-Çin ilişkilerinin sağlıklı ve istikrarlı bir biçimde gelişmesi için, karşılıklı olarak birbirlerinin temel çıkarlarına (core interests) saygı duyulmasının önemi konusunda hemfikir olduklarını vurguladı.(1)

Giriş dâhil toplam 46 paragraftan oluşan sözkonusu bildiri metninde, Tayvan meselesi için sadece iki paragraf ayrılmıştır. Ancak Tayvan meselesi ile ilgili iki paragraf, bildirinin 2. bölümü olan “İkili Stratejik Güveninin İnşası ve Derinleşmesi” başlığı altına koyulmuştur. Bu durum, Tayvan meselesinin ikili stratejik ilişkilerde önemli yer tuttuğunu göstermektedir. Birinci paragrafta yer alan: “Tayvan meselesinin, Çin’in egemenliği ve toprak bütünlüğünü ilgilendirdiğini” ibaresi ABD’yi değil, sadece Çin’i ilgilendiren bir konu olarak görülmekte ancak ikinci paragrafta yer alan “egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı duyma ilkelerinin ABD-Çin ilişkilerine yön veren üç (adet) ABD-Çin Ortak Bildirisi’nin temelini oluşturacağı tekrar vurgulandı.” ibaresi ise meselenin hem Çin’i hem de ABD’yi ilgilendirdiğine işaret etmektedir. Birbirini bütünleyen iki paragraftaki ifadeler, tam Pekin’in istediği gibi olmuş ve Tayvan’ı rahatsız etmiştir.

Tayvan’ın kendisinin tarihsel ve kültürel olarak Çin toprağının bir parçası olabileceğine fazla itirazı yoktur, keza Kıta Çin’ine geleneksel Çin’in bir parçası olarak bakmaktadır. Fakat Tayvan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin bir parçası olduğunu kabul etmemektedir. İkinci paragrafta yer alan “ABD, Tayvan Boğazı’nın iki yakasında tesis edilen barışçıl ilişkilerin geliştirilmesini memnuniyetle karşıladığını ve iki tarafın (Çin-Tayvan) da katkılarıyla bölgedeki olumlu gelişmelerin ve istikrarın sağlanması bakımından, ekonomik, politik ve diğer alanlardaki diyaloga ve etkileşime dönük çabaların artırılmasını beklediğini ifade etti.” ibaresi ile birlikte, artık Washington’ın Tayvan’ın kaderini Çin-Tayvan arasındaki müzakereye bırakmış intibasını uyandırmaktadır. Çin’in ABD uzman ve diplomatları da bu ibarelerden yola çıkarak, ‘Çin ve ABD’nin Tayvan meselesinde giderek ortak görüşlere sahip olmaya başladığı’ yorumunu ortaya koymuştur.(2)

Ayrıca bu iki paragraf bir bütün olarak okunduğunda Washington, Tayvan meselesini Çin’in “temel çıkarları (core interests)” olarak da tanımış gibi gözükmektedir. Halbuki ABD-Çin arasındaki üç adet resmi ortak bildiride, Washington sadece Pekin’in “Tayvan, Çin’in bir parçasıdır.” iddiasının farkına varıldığı (acknowledges) ifadesini kullanmıştır. Yani Washington şimdiye kadar bizzat kendisi “Tayvan, Çin’in bir parçasıdır.” ifadesini kullanmamıştır. Fakat yukarıdaki iki paragrafta yer alan ifadeler Tayvan’ın artık Pekin Hükümeti’nin yönettiği Çin’in bir parçası olarak ele alındığı izlenimini doğurmaktadır. Üstelik Tayvan’ın statüsünü ayrıcalıklı kılan Tayvan İle İlişkiler Yasası’nın ve ‘Tayvan’a özel silahların satılması’ konusunun bildiride yer almaması bu tür izlenimleri güçlendirmektedir.

Ancak gerçek bu şekilde değildir; 17 Kasım Obama-Hu basın toplantısında Başkan Obama, mevcut üç adet resmi ortak bildiri ile Tayvan İle İlişkiler Yasası’nın ABD-Çin ilişkilerinin temelini oluşturduğunu belirtmiştir.(3)  Ayrıca Tayvan’a silah satma konusu da Başkan Obama’nın ABD’ye dönüşünden sonra gündeme gelmiş(4)  ve hemen Çin’in tepkisini çekmiştir.(5) Çin tarafı öteden beri ABD’nin Tayvan Boğazı’nda güç dengesini sağlama amacı ve Tayvan İle İlişkiler Yasası gereğince, Tayvan’a belli oranda ileri teknoloji ürünü silah satışına karşıydı.(6)

Milliyetçi Çin Partisi Tayvan Hükümeti, ABD Başkanı Barack Obama ile Çin Devlet Başkanı Hu Jintao arasında imzalanan ortak bildiri neticesinde Washington, Pekin ve Taipei üçlü ilişkilerinin son 60 yıl boyunca en rahat dönemini yaşadığını belirtirken, muhalefetteki Demokratik İlerleme Partisi’nden eski Tayvan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Lü Xiulian ise, bildiriyi, Tayvan’a verilen ağır bir uyarı olarak değerlendirmiştir.(7)  Aslında Tayvan halkı yukarıda işaret edildiği gibi çeşitli endişeler yaşamıştır. Bu durum Washington’un “ABD’nin Tayvan politikası değişmedi.” güvencesi gelinceye kadar devam etmiştir.

Obama Hükümeti’nin Tayvan Politikası

ABD-Çin arasında imzalanan ortak bildiride Tayvan meselesiyle ilgili ifadeler, Tayvan kamuoyunu endişeye sokmuştur. Washington hükümeti bu endişeyi giderebilmesi için daha önce yapıldığı gibi, Tayvan’daki Amerikan Enstitüsü (American Institute in Taiwan-AIT) Başkanı Raymond F. Burghardt, Başkan Obama’nın Çin ziyaretini Tayvan makamlarına rapor etmek ve ABD’nin Tayvan politikası hakkında bilgi vermekle görevlendirilmiştir.

Başkan Obama, Çin ziyaretinden döndükten sonra, Tayvan’daki Amerikan Enstitüsü Başkanı Raymond Burghardt, Washington’da Ulusal Güvenilik Konseyi’nin Doğu Asya sorumlusu Jeffrey Bader ve ABD Dışişleri Bakanlığı Doğu Asya İşleri Bakan Yardımcısı Kurt Campbell ile bir araya gelerek ABD’nin Tayvan politikası üzerine bir müzakere yapmıştır. 24 Kasım’da Tayvan’daki Amerikan Enstitüsü Başkanı Raymond Burghardt Tayvan’a gelerek, ABD’nin Tayvan politikasının değişmediğini Tayvan Devlet Başkanı Ma Yingjiu (Ma Ying-jeou)’ya iletmiştir.(8)   Raymond Burghardt, ayrıca muhalefet partisi lideri, meclis başkanı ve gazetecilerle görüşerek Washington’un Tayvan politikasını anlatmaya çalışmıştır.

Raymond F. Burghardt’in açıklamasına göre: “Tayvan sorununun, Çin’in egemenliği ve toprak bütünlüğünü ilgilendirdiği” ibaresi sadece Çin’in tek taraflı (unilaterally) iddiasıdır. “İki devlet; egemenliğe ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı duyma ilkeleri ABD-Çin ilişkilerine yön veren üç (adet) ABD-Çin Ortak Bildirisi’nin temelini oluşturacağı” ibaresi ise Tayvan meselesi için değil, Tibet ve Xinjiang (Doğu Türkistan) meselesi için kullanılmıştır.

Raymond F. Burghardt, ABD’nin Tayvan’ın statüsü hakkında yaptığı açıklamaların Çin ile imzalanan üç adet resmi ortak bildiride yer almakta olduğunu belirterek, Çin’in; “Tayvan Çin’in bir parçasıdır.” tutumunun farkına varıldığını (acknowledge), kesinlikle tanımak (recognize) veya kabul etmek (accept) gibi bir sonuç çıkarılamayacağına vurgu yapmıştır.   Bu açıklamaya Çin tarafından gelen tepkiler ise meselenin bu şekilde okunmadığını göstermektedir. 26 Kasım’da(9) Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Qin Gang, Raymond F. Burghardt’in açıklamasına binaen: “Tayvan, Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır; Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme prensibi doğal olarak Tayvan için de geçerlidir.” ifadesini kullanmıştır.(10)

Raymond F. Burghardt, Tayvan’ın geleceği ile ilgili olarak, Taipei’nin Pekin ile müzakere edip etmeyeceğinin tamamen Tayvan’ın kararı olacağını ve ABD ile alakası olmadığını bildirmiştir. ABD’nin Tayvan politikasının hiç değişmediğini beyan eden Raymond F. Burghardt, Tayvan İle İlişkiler Yasası’nın hala ikili ilişkileri yönlendiren temel doküman (central document) olduğunun altını çizmiştir.(11)  Raymond F. Burghardt’in Başkan Obama ile Çin Başkanı Hu Jintao arasında imzalanan ortak bildiride yer alan Tayvan ile ilgili ifadenin ruhuna ters düşen açıklamalar, kimi Çinli uzmanlarının ağır eleştirilerine sebep olmuştur.

Bazı Çinli uzmanlar, ABD’nin Tayvan meselesi üzerine yürüttüğü politikasını bir oyun olarak nitelendirmiştir.(12)  Bazıları, Washington’un her zaman bu tür ikili oyunları oynadığını dile getirerek, 1979’da iki tarafın resmi ortak bildiriyi beyan etmesinden sonra hemen iç yasa özelliğini taşıyan Tayvan İle İlişkiler Yasası’nın yürürlüğüne sokulduğuna dikkat çekmektedir.(13)  Bazı Tayvanlı uzmanlar, ABD-Çin ortak bildirisinde yer alan; Çin’in egemenliği ve toprak bütünlüğü ile ilgili ifadenin Tayvan’a zarar verildiğini ancak “Tayvan İle İlişkiler Yasası hala ABD-Tayvan ilişkilerini yönlendiren temel dokümandır.” açıklamasıyla Tayvan’a verilen stratejik güveni gösterdiğini düşünmektedir. Bu bağlamda ortak bildiri sadece bir beyan, Tayvan İle İlişkiler Yasası ise ABD’nin iç hukukunun bir kısmı olarak görülmektedir.(14)

Tayvan Adası’nın öteden beri büyük güçlerin jeopolitik mücadelesinde önemli bir yeri olmuştur. 15.yüzyıldan itibaren, tarihte yükselen bütün güçler Tayvan’ı ele geçirmeye çalışmıştır. En son 1895 yılında Mançur İmparatorluğu ebediyen olarak yükselen Japonya’ya devretmişti. 1945 yılında savaşı kaybeden Japonya, Tayvan üzerindeki egemenlik hakkını Çin’e devretmiştir. 1947’de dönemin Milliyetçi Çin Hükümeti, Tayvan’da resmi icraatını başlatmıştı. Ancak Milliyetçi Çin Hükümeti, iktidarı 1949 yılında Komünist Çin gücüne kaptırınca Tayvan’a taşınmıştı. Tayvan’da mevcut Milliyetçi Çin Hükümeti 1971’e kadar BM üyesiydi ve BM Güvenlik Konseyi’nde yer almaktaydı. Bu tarihten sonra Tayvan’daki Milliyetçi Çin Hükümeti uluslararası sistemden uzaklaştırıldı ve uluslararası arenadaki bütün sorumluluğu Çin Halk Cumhuriyeti’ne geçti. 1949 yılından beri Pekin Hükümeti, Tayvan’ı kendi yönetimi altındaki bir eyalet olarak görmekte ve o topraklar için hak iddiasında bulunmaktadır.

Ancak Asya-Pasifik’teki stratejik öneminden dolayı Tayvan, ABD için de önemliydi. Üstelik Batı değerleri olan insan hakları ve demokrasi kavramlarını yerleştiren Tayvan yönetimi serbest piyasa ekonomisini benimseyerek Batı’nın ilgisini üzerine çekmişti. 22 ülke tarafından tanılan Tayvan yönetimi, bugünkü Asya’nın önemli ekonomik, teknoloji ve askeri gücüdür.

Washington, hem yükselen Çin ile geleceğe yönelik işbirliği ilişkileri sürdürme düşüncesindedir hem de Tayvan’a olan ilgisini bitirme niyetinde değildir. Ancak Tayvan meselesi Çin’in geleceğini etkilemekte ve Çin’in en önemli çıkarı (core interests) olarak bu konuda hiç taviz verilmemektedir. Bu çerçevede, Başkan Obama’nın Çin ziyareti sırasında imzalanan ortak bildirideki Tayvan tutumu ile Tayvan’daki Amerikan Enstitüsü Başkanı Burghardt’in Tayvan ile ilgili açıklamaları, doğal olarak ABD-Çin arasındaki karşılıklı güvene zarar verdiği gibi geleceğe yönelik işbirliği zeminini de olumsuz etkileyecektir.

(Doç. Dr. Erkin Ekrem, Asya - Pasifik Masası, Kıdemli Araştırmacı)

 

(1) “U.S.-China Joint Statement” The White House, Office of the Press Secretary, < The White House, http://www.whitehouse.gov/the-press-office/us-china-joint-statement>, November 17, 2009; <http://news.xinhuanet.com/world/2009-11/17/content_12475620_2.htm>, 2009/11/17 14:41:15.
(2) < http://taiwan.huanqiu.com/opinion/2009-11/642297_5.html >, 2009/11/25 < http://world.people.com.cn/GB/10471560.html>, 2009/11/29/14:10.
(3) “Joint Press Statement by President Obama and President Hu of China”, The White House, Office of the Press Secretary, <http://www.whitehouse.gov/the-press-office/joint-press-statement-president-obama-and-president-hu-china>, November 17, 2009.
(4) Ralph Jennings, “U.S. pledges new arms sales to Taiwan”, Reuters, <http://www.reuters.com/article/politicsNews/idUSTRE5AN29120091124>, Nov 24, 2009 7:47am EST.
(5)“China reaffirms opposition to U.S. arms sales to Taiwan”, Xinhuanet, <http://news.xinhuanet.com/english/2009-11/25/content_12538026.htm>, 2009-11-25 16:56:25.
(6) Song Shengxia, “China opposes US hint at arming Taiwan”, Global Times, <http://china.globaltimes.cn/diplomacy/2009-11/487807.html>, November 26 2009.
(7) BBC News, <http://www.bbc.co.uk/zhongwen/simp/china/2009/11/091118_obama_annlu.shtml>, 2009/11/ 18.
(8) Ko Shu-ling, “US policy on Taiwan unchanged: AIT”, Taipei Times, <http://www.taipeitimes.com/News/front/archives/2009/11/25/2003459370>, November 25, 2009, Page 1.
(9) < http://www.cna.com.tw/SearchNews/doDetail.aspx?id=200911240340>, 2009/11/24.
(11)< http://news.xinhuanet.com/world/2009-11/26/content_12545107.htm>, 2009?11?26? 18:47:38.
(13) Cheng Guangjin, “Mainland decries US spin on communiqué”, China Daily, < http://www.chinadaily.com.cn/china/2009-11/27/content_9060394.htm>, 2009-11-27 07:43; “US should stop playing games over Taiwan”, Global Times, <http://opinion.globaltimes.cn/editorial/2009-11/488083.html>, November 27 2009, 02:55.
(14) < http://taiwan.huanqiu.com/news/2009-11/645296_2.html>, 2009-11-28 09:54
<http://www.chinareviewnews.com/doc/1011/4/8/6/101148611_2.html?coluid=93&kindid=3311&docid=101148611&mdate=1127003634>, 2009-11-27 00:37:35.



ASYA - PASİFİK KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya