İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmadinejad, İran'ın bundan böyle uranyumu şimdiye kadar olduğundan daha yüksek derecede zenginleştireceğini açıkladı. Ahmedinejad son günlerde söylemini yeniden sertleştirdi. İsfahan'da konuşan Ahmedinejad, ülkesinin nükleer yakıt olarak kullanmak üzere yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş uranyum üreteceğini duyurdu.
Basında, İran’ın iki ay önce, düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu Rusya ve Fransa'ya gönderip, yakıt olarak kullanılmak için gerekli şekilde zenginleştirilmiş şekilde geri almasına yönelik bir planı ilke olarak kabul ettiği duyurulmuştu. Geçtiğimiz pazar günü İran’ın sınırları içinde 10 yeni uranyum zenginleştirme tesisini açacağını, bunun sebebinin de batının İran’ı kışkırtması olduğunu duyurması ABD, Fransa, İngiltere ve İsrail ile İran arasında gerginliklerin yaşanmasına sebep oldu. Bugün de Ahmedinejad’ın televizyon konuşmasında beş BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi ve Almanya'dan oluşan altılı grupla görüşmelere devam etmeyi düşünmediğini açıkladı. (Tıkla – 1)
Uranyum zenginleştirme faaliyeti, İran’ın nükleer silahlanması konusunda bir artışa neden olma ihtimalini taşıdığı için başta ABD ve İngiltere olmak üzere bölge üzerinde çıkarları olan ülkeleri tedirgin ediyor. İran’a nükleer program konusunda BM tarafından çeşitli yaptırımlar uygulanıyor ve batılı ülkelerden uyarılar geliyor. İran ise nükleer yakıt üretimi için gerekli işlemlerin ülke dışında yapılması konusunda uluslararası bir andlaşmaya varılamadığı için İran sınırları dâhilinde uranyum zenginleştirme kararını aldığını, ancak kendi sınırları içinde ve eş zamanlı bir takasla yakıt alımını içeren bir anlaşmaya onay vereceğini bildiriyor.
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, uranyum üretme ve zenginleştirme faaliyetlerinin nükleer enerjinin zenginleştirilmesi amacı taşıdığını, silah üretimi amacı taşımadığını belirtiyor. Ahmedinejad’ın açıklamalarına karşın, enerji üretimi gibi sivil amaçlı nükleer faaliyetler için az oranda zenginleştirilmiş uranyum yeterli görülürken, İran’ın yüksek miktarda uranyum zenginleştirmeyi hedeflemesi şüphe uyandırıyor. İran’ın her ne koşulda olursa olsun uranyumu zenginleştirmek ve ülkede nükleer santraller açmak için çalışmalarda bulunulacağı söylemlerinden vazgeçmemesi diğer ülkeler tarafından kendilerine karşı bir meydan okuma olarak algılanabilir.
İran’ın nükleer silah üretmesi ve nükleer santral sayısını artırması, bölgenin jeopolitik önemi dolayısıyla ABD için bir tehdit oluşturabilir. İran coğrafi konumu itibariyle dünyanın büyük çıkar odakları olan Afganistan ve Irak gibi ülkelere komşudur. İran’ın nükleer olarak silahlanması ve güçlenmesi Ortadoğu Bölgesi’nde itibarının artmasına neden olacaktır bu da İran’ın zaten iç savaşlarla çalkalanan bölgede önemli bir silah sağlayıcısı konumuna yükseltebilir. Bunun yanı sıra İran’da nükleer enerji santrallerinin kurulması ise İran’ın Nabucco enerji projesi bağlamında önemli bir kaynak ülke haline gelmesini sağlayabilir.
İran, Nabucco projesi kapsamında Rusya ile enerji konusunda ortak hareket edebilir ve Ortadoğu Bölgesi’nin en önemli enerji sağlayıcısı olmayı başarabilir. Nabucco projesine sıcak bakmayan ve Afganistan ve Irak’ın bulunduğu coğrafyayı kontrol altında tutmak isteyen ABD için İran’ın mevcut petrol ve doğalgaz rezervlerine nükleer enerji kaynaklarını da katması istenmeyen bir durumdur.
Bütün bu sebeplerden dolayı İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın açıklamaları, İran – ABD ilişkilerinin daha da gerginleşmesine neden olabilir. Ancak ABD’nin uluslararası kamuoyunda, yeni ülkelerin nükleer silahlara sahip olmasındaki sakıncaları ortaya koyma çabalarına rağmen, Ahmedinejad’ın ısrarla nükleer araştırmalara devam edileceğini açıklaması istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bu durumda ABD’nin baskı yolunu tercih etmektense, İran’ı ikna etmek için daha ılımlı politikalar sergilemesi gerektiği daha uygun bir yaklaşım olarak kabul edilebilir.
(Burcu Ayvazoğlu, ABD Masası, Asistan)