Nijerya’da bir süredir devam eden başkanlık sorunu, bazı gazeteci ve siyasetçilerin baskılarıyla krize dönüştü. Devlet Başkanı Umaru Yar’Adua’nın yaşadığı sağlık sorunları yüzünden görevini tam olarak yerine getiremediği yönündeki iddialar sebebiyle, Başkanın bir önce görevinden ayrılması gerektiği şeklinde talepler dile getirilmektedir. Elli civarında Nijeryalı gazeteci ve siyasetçinin 2 Aralık’ta imzalayıp kamuoyuna duyurdukları bir metin, Yar’Adua’nın sağlık sorunları sebebiyle başkanlık vazifesine devam edemeyeceği ve bu durumda kendisinin başkanlıktan feragat etmesi gerektiği yönünde bir mesaj içermektedir. (Tıkla-1)
Başkanlık konusu Afrika ülkeleri arasında bugünün şartları itibariyle özellikle Nijerya açısından önem arz etmektedir. 2007 yılında göreve gelmesinden sonra ülke içi şiddet olaylarının ve isyan hareketlerinin durdurulmasında Yar’Adua’nın kişisel vizyonu etkili olmuştur. Ayrılıkçı talepleriyle bilinen MEND örgütüne yönelik af kanunun çıkmasıyla ülkede yaşanan istikrar atmosferi meyvelerini kısa sürede vermiştir. Böylece Delta bölgesinde çıkarılan petrol Batılı ve Çinli petrol şirketlerince yeniden yakın takibe alınmıştır.
Ülkede meydana gelen gelir artışı ve kalkınmada kaydedilen hızlı yükseliş, Nijerya için bir kırılma noktası teşkil etmektedir. Bahsedilen bu gelişmeler Başkan Yar’Adua’nın Afrika’da görülen tipik liderlik tarzına getirdiği yeni yaklaşımla açıklanmalıdır. Apartheid tecrübesinden sonra Güney Afrika’da oluşan demokratik başkanlık geleneği çevre ülkelere ve kıta geneline yayılmamıştır. Ancak Yar’Adua döneminde Nijerya’nın sorunlarına uzlaşmacı ve akılcı yaklaşımlarla çözüm bulma çabaları, günümüz Afrika’sında bu ülkeyi farklı bir yere konumlandırma ihtiyacını doğurmaktadır.
Pek çok kıta devletinde yaşandığı gibi askeri dikta rejimlerinin baskıcı yöntemlerle ülke meselelerini ele almaları ve hatta yasadışı eylemlere bizzat katılmaları, bu türden bir yönetim anlayışının Afrika’nın değişmez kaderi haline geldiği düşüncesini doğurmaktadır. Askeri darbe korkusunun artık Nijerya için sözkonusu olmadığını kabul ettiğimizde, Nijerya’daki elitlerin tam da önemli kazanımların gündemde olduğu bir süreçte devlet başkanının sağlık sorunlarını bahane ederek istifa baskısında bulunmaları düşündürücüdür.
Yar’Adua’nın mevcut konumunu muhalif gruplar dışarıda tutulursa, yönetim kademelerinde takdir edildiğine şüphe yoktur. Muhalif kanadın istifa çağrısına karşılık kabine üyeleri olumsuz tavır almışlardır. Aynı şekilde Federal Yürütme Konseyi, anayasada devlet başkanının görevini yerine getiremeyecek durumda olması koşulunun gerçekleşmediğini ifade etmiş ve aleyhte başvuruları kabul etmeyeceğini belirtmiştir. (Tıkla-2)
Başkan Yar’Adua kalp ve böbrek yetmezliği sebebiyle Suudi Arabistan’da tedavi altına alınmıştı. 2007 yılında mensubu olduğu Demokratik Halk Hareketi (PDM) Partisiyle seçimlere giren ve oyların yüzde 70’ini alan Umaru Yar’Adua, asker kökenli olmayıp demokratik seçimlerle böylesi bir güçle iktidara gelen nadir Afrikalı liderler arasında yer almaktadır. Bu yılın Nisan ayında yaptığı bir açıklamada 2011’deki seçimlerde de aday olabileceğini açıklamış ve bunun Nijerya halkının tercihiyle mümkün olabileceğini belirtmiştir. (Tıkla-3)
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan)