İsviçre’de gerçekleştirilen referandumda minare yapımının yasaklanması kararı büyük tartışmalar yaratırken, TBMM Belçika’daki incelemenin ardından hazırladığı raporda “Batı ülkelerinde İslam karşıtlığı (İslamofobia) tırmanıyor” tespiti yaptı. (Tıkla-1)
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığınca oluşturulan heyetin hazırladığı ve komisyonda ele alınacak raporda, Batı ülkelerinde İslam karşıtlığının yayılmaya başladığı vurgulanarak, “Bu durum, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık eğilimlerini tetiklemiş ve bu eğilimler siyasi karar mercilerinin karar alma sürecini etkilemeye başlamıştır” denildi.
Bir yanda İslamofobia’nın tırmandığı 30 milyon Müslüman’ın yaşadığı Avrupa, diğer yanda 300 binden fazla Müslüman’ın yaşadığı, sadece 4’ü minareli 150 camisiyle İsviçre ve bu rakamlara rağmen minarelerden, camilerden ve hatta genel anlamıyla İslam’dan duyulan rahatsızlığın daha yüksek sesle duyurulmaya çalışıldığı bir tablo.
Bu konuyla ilgili bize çağrışım yapan kavramlara gelince; din-inanç özgürlüğü-özgürsüzlüğü, demokrasi ve –leşme çabaları, hukukun üstünlüğü -tekliği- yenilmezliği, kavgaları ve uzlaşmalarıyla iç hukuk-uluslararası hukuk, referandumlusuyla referandumsuzuyla ulusal-uluslararası kamuoyu talep ve tepkileri, vb… Peki boğazımızda takılıp kalmış, cevapsız cevaplara yöneltilmiş sorularımız nelerdi? Aslında bu referandumun sonuçları hangi mesaj ya da mesajları içeriyor? Bu karar İslam’a karşı mı alındı yoksa sadece İsviçre’deki Müslümanlara karşı mı? İsviçre bu kararından geri adım atar mı, yargıdan döner mi, bu yasa iptal edilir mi, yeni bir referanduma gidilir mi? Bir anlamda devletin değil halkın aldığı karar anlamına gelen referandumun sonuçları İslam ülkeleriyle İsviçre’nin diyaloğuna zarar getirir mi? Eğer bu karar temel hak ve özgürlüklere getirilen bir kısıtlama ile açık bir ayrımcılığı doğuruyorsa AİHM’nin tepkisi burada ne olmalıdır?
Bahsettiğimiz üzere temel hak ve özgürlükleri kısıtlama amacıyla referanduma gidilmesinin tartışılırlığı üzerinden sorulması gereken bir diğer soru ise burada sadece Müslümanların tepkisi değil, Hollanda ve İtalya gibi diğer Avrupa ülkelerinde de aynı maksatla referandum taleplerinin gündemde olması dolayısıyla; bu konuyla ilgili Avrupa’nın ve tüm dünyanın olumlu ya da olumsuz tepkileri nasıl yorumlanmalıdır? Son olarak ve belki de günümüz şartlarının bize sordurabileceği en gerçekçi soru ise; paralarımızı İsviçre bankalarından çekmeli miyiz?
(Elif Altun, Asistan)