Irak’ın işgalinden sonra peş peşe yaşadığı sorunların bugüne değin neredeyse hiçbirine herhangi bir çözüm bulunamadığı gibi, sorunlu bölge haline getirilen ve Iraklı yetkililer arasında ayrışmaya yol açan Kerkük sorunu ertelenmekte ve halen çözüm beklemektedir. Irak’ta haftalardır tartışılan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El-Haşimi tarafından veto edilen Irak seçim yasası, Irak’ı iyiden iyiye kaosa sürüklemektedir. Kürt yönetimine gelince, Kerkük konusunda hiçbir zaman taviz vermeyeceklerini açıklayan Irak’ın kuzeyindeki Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, Türkiye'nin Kürt sorununun çözümüne ve karşılıklı ilişkilere yönelik yeni politikasını güçlü bir şekilde desteklediklerini söyledi. (Tıkla-1)
Mesut Barzani, Türkiye ile bölge arasındaki ilişkilerin de hızlı bir şekilde geliştiğini belirti. Ancak Türkiye’nin Irak’ın kuzeyine açılması ve Kürtlerle ilişkilerini geliştirilmek için gösterdiği çabalara karşılık, Kürtlerden somut bir adım atıldığı söylenmesi oldukça güçtür. Ankara’nın hassas olduğu iki hususlardan birisi Kerkük’ün statüsü, bir diğeri ise PKK terör örgütünün Irak’ın kuzeyindeki faaliyetlerine son verilmesidir.
Ekim ayının sonunda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Erbil’i ziyareti sırasında kuzey yönetimiyle birçok konuda mutabık kaldıklarını ifade etmişti. Fakat Irak’ın kuzeyi ile ikili ilişkilerin ekonomik ve ticari alanların dışına çıkmayacak gibi görünmektedir. Uzun süren bir kopukluktan sonra normalleşen Türkiye ve Kürt yönetimi ilişkilerinde bazı hassas konular dışında, bir anda her şeyin olumlu yönde değişmesi ve gelişmesini beklemek doğru olmaz. Ancak Bölgesel Kürt yönetimin Türkiye’nin Kerkük konusu gibi önemsediği konularda daha ılımlı bir tavır sergilemesi gerekmektedir.
Bu çerçevede, Türkiye’nin Ortadoğu Bölgesi’ne yönelik izlediği politika ve stratejisine bakıldığında, Arap ülkelerinde gitgide itibar kazanması ve bu ülkelerin birkaçı (Suriye, Libya ve Ürdün) ile arasındaki vizeleri kaldırması Türkiye için prestij vesilesi olmuştur. Arap ülkeleriyle ilişkilerde Türkiye’nin isteği doğrultusunda olumlu gelişmelerin yaşandığını söyleyebiliriz. Bu nedenle Türkiye’nin kendi bölgesiyle ilgili geliştirdiği ilişkilerin sonucu olarak an be an verim almasına rağmen Irak’ın kuzeyindeki Kürt yönetiminden kayda değer bir gelişme yaşanmaması dikkat çekmektedir.
Türkiye’nin Demokratik Açılım/Kürt Açılım konusunda kat ettiği mesafeyi değerlendirdiğimizde, bugün Türk Hükümetinin Kürt vatandaşlarına karşı gösterdiği çabalar, Kürt yönetimi Başkanı Mesud Barzani ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani tarafından desteklenmekte ve bu açılımların Kürtler açısından büyük bir fırsat olduğu her zaman dile getirilmektedir. Bu sebeple, Barzani’nin veya Talabani’nin Türkiye’deki “Kürt Açılımı”na destek vermesi doğal karşılanmaktadır. Bu tür desteklerin Türk Hükümetinden ziyade, Kürt soydaşlarına yöneldiği unutulmamalıdır.
Netice itibariyle Türkiye’nin, Irak veya Kürt yönetimi ile ilişkilerini dikkate aldığımızda, ekonomik ve ticari alanlara verilen önemin aynısını politik sahada da görme isteğinde ısrar edilmelidir. Ekim ayından beri Kürt yönetiminin, gerek Türkmenlerle ilişkilerinde, gerekse Kerkük konusundaki tutumunda olumlu ve somut bir adım atılmadığını görmekteyiz. Türkiye’nin son dönemlerde ABD, AB, Orta Asya, Kafkaslar ve Ortadoğu’da oldukça aktif ve yoğun bir politika izlemesi elbette olumlu karşılanır. Ancak daha dikkatli davranmasında fayda vardır. Bu nedenle bundan sonraki süreçte Irak’ın kuzeyindeki yönetimle ilgili ilişkilerini tekrar gözden geçirip PKK terörü başta olmak üzere, Kerkük ve Türkmenlerin konumuyla ilgili taleplerinde ısrar etmesi yararlı olacaktır.
(Ali SEMİN, Ortadoğu- Afrika Masası, Kıdemli Asistan)