Güney-Güney İşbirliği Konferansı Kenya’nın başkenti Nairobi’de 2 Aralık’ta toplanıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından oluşturulan Güney-Güney İşbirliği (SU/SSC), üye devletler arasında kalkınma ve işbirliği konularını ele alıyor. Toplantılara 100’ün üzerinde ülkeden temsilciler katılmaktadır. İlk kez 1978 yılında oluşturulan Konferans, çoğunluğunu Güney Amerika ve Afrika ülkelerinin oluşturduğu çok sayıda devlet arasında kalkınma ve ticaret imkanlarının geliştirilmesi amacına yönelik faaliyetler yürütmektedir. Bu yıl yapılan toplantılarda ana gündem maddeleri olarak Milenyum Kalkınma Hedefleri ve ülkeler arasında ticaret hacimlerinin arttırılması seçilmiştir. (Tıkla-1)
Güney - Güney İşbirliği, yaklaşık otuz yıllık geçmişi boyunca az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin, güçlü ekonomilere sahip devletlerle aralarındaki ekonomik uçurumun kapatılması amacını taşıyan ve Birleşmiş Milletler bünyesinde toplanması dolayısıyla küresel iddiaları bulunan bir oluşumdur. Özellikle gelişmekte olan devletler açısından hem kalkınma sürecini devamlı kılmak hem de uluslararası ekonomiye entegrasyonlarını sağlamak adına önemli hedefler taşımaktadır. (Tıkla-2) Konferans, 1990’lı yıllarda katılımcı ülke profilleri dolayısıyla daha çok Güney Amerika ve Afrika Ortaklığı (ASA) ismiyle anılmaya başlamıştır. Bu isim altında şimdiye kadar ilk olarak 2006 yılında Nijerya’da ve ikinci olarak da 2009 Eylül ayında Venezüella’da toplanmıştır. (Tıkla-3)
Örnek vermek gerekirse Güney-Güney İşbirliği 2007 yılında Afrika ülkelerinin Çin ve Hindistan’a yaptığı ihracatın yüzde 7’lik bir artışla 40 milyar Dolara çıkmasına imkan sağlamıştır. Aynı yıl gelişmiş ülkelerden, gelişmekte olan ülkelere yapılan direkt yatırımlar 253 milyar Dolar olmuş ve dünyada toplam yatırım miktarının sekizde birini teşkil etmiştir.(Tıkla-4) Güney Amerika ve Afrika ülkeleri bu konferanslara oldukça büyük önem atfetmektedir. Dünya genelinde devletlerin ekonomik gelişmişlik bakımından Kuzey ve Güney ülkeleri olarak ikiye ayrılmış olmasından hareketle, güneyde yer alanların kısa zamanda aradaki farkı kapatma çabaları bu konferanslarla desteklenmektedir.
Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler hem kendi aralarında hem de Kuzey ülkeleri ile daha yakın işbirliğine giderek dikey geçişleri mümkün kılmak istemektedir. Devletler arasında ekonomik gelişmişlik farkının bu denli büyük olması, siyasi alanda da etkisini göstermektedir. Dünya Ticaret Örgütü’nün Doha Görüşmeleri sırasında da ortaya çıktığı gibi, gelişmiş ülkelerin diğerleriyle olan ekonomik ve siyasi ilişkilerinde önemli avantajları ellerinde bulundurmakta ve bu durumu G-8 gibi örgütlerle kurumsal hale getirmektedirler. (Tıkla-5)
Güney - Güney İşbirliği, gelişmekte olan ülkelerin dış yardımlardan faydalanma ihtiyacını büyük ölçüde gidermiş ve küresel anlamda ekonomik dengenin oluşmasına katkı sağlamıştır. Dünya gıda üretiminin büyük kısmının gelişmekte olan devletler eliyle gerçekleştirildiği göz önüne alındığında bu kategorideki devletlerin küresel ekonominin geleceği açısından arz ettiği önem daha net anlaşılmaktadır.
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan)