Telefonunun yasadışı dinlendiğinden endişelenen vatandaşlar için kriptolu (şifreli) telefonların satışı serbest bırakılıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), vatandaşların kriptolu telefon alabilmesine izin veren yönetmeliği hazırlayarak Başbakanlığa gönderdi. Yönetmelikle, bugüne kadar sadece Genelkurmay, Emniyet ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) gibi güvenlik birimleri tarafından özel izinle kullanılan kriptolu telefonlar, vatandaşlar tarafından da kullanılabilecek. Sadece kriptolu cep telefonları değil, kriptolu sabit telefonların da satışı mümkün olacak. BTK'nın yetki verdiği ithalatçılar kriptolu telefonları ithal ederken, Türkiye'ye girişte her telefonun şifresini kısa sürede çözecek kriptoloji algoritmalarını da BTK'ya bildirecek. BTK da, kanuna uygun telefon dinlemelerine onay veren Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'na (TİB) telefonların kriptoloji algoritmalarını bildirecek. Böylece kriptolu telefon kullanan kişiler de yasalara uygun olarak hakim kararıyla dinlenebilecek (Tıkla 1).
Yasadışı telefon dinlemeleri özellikle son aylarda kamuoyunun dikkatini çekmeğe devam etmekte, büyük çaplı endişelere neden olmaktadır. Başbakan Erdoğan’ın telefonlarının yasadışı bir şekilde dinlendiğinin ortaya çıkması, kamuoyunda tanınan veya kamu ve özel sektörde önemli konumlarda bulunan bazı kişilere ait özel telefon görüşmelerine ait ses kayıtlarının internette yayınlanması bu konudaki endişeleri daha da artırdı. İnsanlar artık yaşamın vazgeçilemez bir parçası olan bu teknolojinin kötü amaçlı kullanımının bir şekilde önüne geçilmesini beklemektedir. Bu beklenti içinde olanların bir kısmı gerekli tedbirlerin alınmasını devletten, TBMM’den, telefon şirketlerinden beklerken bir kısmı da teknoloji dünyasının bu konuda sunduğu yenilikleri araştırarak bireysel bazda çözüm yolu bulmaya çalışmaktadır. Aslında bu yol modern dünyanın pek uzak olmadığı bir sorun çözücü yaklaşım. Liberal ve demokratik sistemlerde her şey devletten veya başkalarından beklenmemekte, bunun yerine bireylerin kendileri de karşılaşılan sorunla başa çıkma yollarını arayıp uygulamaya koymaktadır. Aksi takdirde diğer ikinci yöntem ya çok uzun bir zaman alacak ya da hiç gerçekleşmeyecek.
Türkiye’de kullanımı ve satışı yasak olan kriptolu telefonlar iletişim ve haberleşme dünyasının en eski “güvenli iletişim” araçlarından biridir. Çok uzun yıllar sadece askeri ve devlet güvenliği alanında kullanılan bu teknoloji günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde diğer birçok kamu ve özel kurumlar, kamu ve özel sektör üst düzey yöneticileri ile sanayici ve işadamları tarafından da kullanılmaktadır. Sanayi casusluğuna karşı önemli bir kontrespiyonaj (casusluğa karşı koyma) tekniğidir. Ancak bu teknolojinin etkin olabilmesi, dinlemeyi önleyebilmesi için mutlaka konuşma yapılan her iki telefonun da kriptolu olması gerekir. Bu yüzden, kriptolu telefonla bu sisteme sahip olmayan normal bir telefon arandığında tek taraflı kripto sistemi olası bir yasa dışı dinlemeyi engelleyememektedir. Yapılması düşünülen bu yasal düzenlemeyle kriptolu telefonlar artık Türkiye’de de yasal olacak. Bu telefonları kullananların telefonlarının yasal bir şekilde dinlenmesine karar verilmesi halinde bu telefonlara ait şifrelerin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda (BTK) bulunması nedeniyle yasal dinlemelerde herhangi bir sorun yaşanması söz konusu olmayacak.
Bütün bu gelişmeler çok olumlu. Bundan 10 sene önce ülkemizde güvenlik kameraları bile yaygın değildi. Suçla mücadele, birey ve toplum güvenliği, mal ve can emniyeti sadece devletin, polisin ve jandarmanın işi, görevi ve sorumluluğu olarak görülüyordu. Ama şimdi durum çok değişti. Küreselleşen dünyada artık insanlar her şeyi bir başkasından, özellikle de devletten beklemenin siyasal, sosyolojik, ekonomik, hukuki ve psikolojik anlamda ne kadar yetersiz ve etkisiz olduğunu çok iyi anlamış durumda. Bu yüzdendir ki, hemen her yerde, alışveriş merkezlerinde, mağazalarda, işyerlerinde ve hatta evlerde güvenlik kameraları bireylerin kişisel tasarrufları ile uygulamaya konulmaktadır. Sorunlar, riskler ve endişeler insanların daha temkinli hareket etmesine, duyarlı ve bilinçli birer birey olmasına da etki etmektedir. Bu anlamda bir sorun yok, ancak endişenin korkuya, bir paranoyaya dönüşmemesi koşuluyla.
(Doç. Dr. Aytekin Geleri, Savunma - Güvenlik - Terör Masası)