ENGLISH
30.07.2010
Ana Sayfa » EnerjiGeri Dön «

Azerbaycan Rotasını Niçin Değiştiriyor?

02.12.2009 16:22:00

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Alexander Jackson’ göre; Hazar Bölgesi’nde her zaman olduğu gibi; ticaret politikayla eş anlamlıdır. Nabucco kaynaklı gerilimler zaman zaman artış gösterse de, Azerbaycan’ın enerji politikasındaki hızlı eksen değişiminin temel sebebinin, Karabağ konusunda herhangi bir uzlaşmaya varılmadan, Türkiye’nin Ermenistan ile diplomatik pazarlıklara girişmesi olduğu düşünülmektedir. Ankara izlediği politikayı değiştirmezse, Azerbaycan’ın uzun vadeli gaz stratejisindeki önceliklerinin değişeceği şüphe götürmemektedir.

Türkiye’nin Avrupa ekseninden ayrılması üzerine tartışmalar sürerken, Batı müttefiki bir ülkenin yavaş yavaş doğuya yönelişinin gerçek hikâyesi dikkatlerden kaçmaktadır. Son haftalarda Azerbaycan, uzun vadede Avrupa’nın Hazar bölgesiyle bağlantısının kesilmesine ve bölgenin jeopolitiğinin yeniden şekillenmesine yol açacak bir takım seri hamleler yapmaktadır.

Bu durum gerçekleşirse, Avrupa ve Türkiye’nin kendilerini suçlamaktan başka seçeneği kalmayacaktır. Avrupa, Rus gazına olan bağımlılıktan kısmen kurtulmasında fırsat yaratacak, Hazar ve Ortadoğu gazını Avrupa’nın kalbine taşıyacak Nabucco Projesi bağlamında ilerleme kaydetme yolunda defalarca başarısızlığa uğramıştır.

Muazzam pahalı ve iddialı bir proje olan Nabucco, Brüksel’in imzacı devletler arasında bir türlü sağlayamadığı sıkı politik ve mali işbirliğine ihtiyaç duymaktadır. Bunun yerine Avrupa hükümetleri Karadeniz’in altından geçen ve Nabucco’ya rakip ‘Güney Akım Boru Hattı Projesi’ için Rus Gazprom Şirketi ile bağımsız görüşmeler yürütmüştür.

Türkiye’nin Nabucco bazında çıkardığı engeller ve Hazar ülkelerinin enerji politikaları ile bölgesel çatışmaların çözümü arasındaki ilişkiyi kavramada başarısız olması, Avrupalı ülkelerin Gazprom’la bağımsız görüşmeler yürütmesinin bir diğer nedenini oluşturmaktadır.

Nabucco bağlamında ortaya çıkan sorunlardan biri talep -AB üyesi devletler arasındaki işbirliğinin tam anlamıyla sağlanamaması- bir diğeri de arz (kaynak) yetersizliğidir. Projeye gaz sağlaması kesinleşen tek ülke Azerbaycan’dır.  Boru hattında gaz tedarik edebilecek diğer ülkelerin -İran, Orta Asya devletleri, Irak ve Mısır- kendilerine has sorunları mevcuttur.

Bugün, Azerbaycan enerji politikaları bağlamında önceliklerini değiştirmiş gibi algılanmaktadır. Haziran ayında Azerbaycan’ın devlet kontrolündeki enerji şirketi SOCAR, Gazprom ile bir anlaşmaya imza atmıştır. Anlaşma kapsamında satılması kararlaştırılan 500 milyon metre küplük gaz miktarı önemsiz gibi görünse de, bu durum aslında Ankara ve Brüksel’e Nabucco konusunda hızlı davranmaları için verilen bir uyarı mesajı niteliği taşımaktadır.  Kasım ayında Bakü yönetimi kimi ülkelere ciddi teklifler yaparak çıtayı yükseltmiştir.

Birincisi, SOCAR İran’la bir anlaşma imzalayarak 2010 yılından itibaren yıllık 500 milyon metreküplük gaz satışı yapacağı teminatını vermiştir. (Press TV, 12 Kasım) Bu anlaşma, tıpkı Gazprom örneğinde olduğu gibi, gaz miktarı açısından önemsiz görünse de, ilgili devletlere uyarı niteliği taşımaktadır. Anlaşmanın önemli olan kısmı siyasi yanıdır: Anlaşma ilerleyen yıllarda, satılacak gaz miktarının artırılabilme seçeneğine açık kapı bırakmaktadır. İran Batılıların gözünde “parya” gibi algılandığından, Bakü’nün enerji bağlarını İran’a doğru genişletmesi Batı’ya verilen açık bir mesajdır. İkincisi, Azerbaycan yılda 7 ile 8 milyar metreküplük basınçlı gazı tanker aracılığıyla ve Türkiye’yi baypas eden bir güzergâh üzerinden Bulgaristan’a sevk etmeyi kabul etmiştir. (Eurasia Daily Monitor, 16 Kasım)

Bu gelişmelerden kısa bir süre sonra Bakü, ilgili devletlere en açık dille tehdidini yöneltmiştir. SOCAR’a bağlı bir yetkili şu ifadeleri kullanmıştır:  “Eğer Avrupa’nın yekpare biçimde bir çözüm bulması çok uzun sürerse, Hazar Bölgesi’ndeki tüm gaz Asya’ya aktarılacaktır.”…“Bu durum göründüğünden daha ciddi sonuçlara yol açacaktır.” (Bloomberg, 19 Kasım)

Son zamanlarda, enerji talebini karşılamak için nüfuzunu hırslı bir biçimde Orta Asya’ya doğru genişleten Çin, gaz tedariki yapan ülkelerin ulaşmayı hedeflediği temel pazarı oluşturmaktadır. Mevcut düzene bakıldığında; enerji kaynaklarını Azerbaycan’dan Çin’e aktaracak bir altyapı tesis edilememiştir.  Fakat SOCAR’ın ilgili devletlere yönelttiği tehdidin ciddiye alınması şarttır.

İronik bir biçimde, Azerbaycan gazının Doğu’ya aktarılmasının önündeki temel engel, Nabucco için de söz konusudur. Türkmenistan ve Azerbaycan arasında kurulacak Trans-Hazar Hattı’nın (THH) planlanma aşamasının yıllardır sürmesine rağmen, inşa aşamasına geçmesinin önünde uzun bir süre varır. Projenin uzamasında İran ve Rusya’nın yönelttiği itirazların kısmi etkisinin yanında, Aşkabat ve Bakü’nün gaz alanları bağlamındaki tartışması önemli yer tutmaktadır. Hatta Türkmenistan Azerbaycan’ı, uluslararası hakemin devreye gireceği bir mahkeme önüne çıkarmakla bile tehdit etmiştir.

Öngörülebilir bir gelecekte, Türkmen gazına ulaşımın kaybedilmesi ihtimali karşısında ABD beklenmedik bir hamle yaparak, ihtilaflı konuda arabuluculuk teklifinde bulunmuştur. (APA, 18 Kasım) Türkmenistan-Azerbaycan anlaşmazlığının sona ermesi ve THH’nin hayata geçmesi durumunda bile Azerbaycan gazının eninde sonunda Türkmenistan hattıyla Batı’ya değil, Doğu güzergâhına gönderilmesi söz konusu olabilir.

Bakü neden enerji politikalarını değiştirerek bu ani girişimlerde bulundu? Dar bir bakış açısıyla ele alındığında bu hamleler Avrupa’nın blöfünü karşılamak ve Nabucco Projesi’ni bir an önce bitirmesi için yapılmıştır. Brüksel talihsiz bir biçimde bu mesajı işitmişe ve anlamışa benzemiyor. Bunun yanında hamlelerin zamanlaması, daha derin ve endişe verici bir gerçeğe işaret ediyor: Son gelişmelerin ardından, Azerbaycan’ın uzun yıllardır müttefiki olan Türkiye’ye karşı duyduğu artan düş kırıklığı.

Yıllardır Ankara, Nabucco Projesi dâhilinde imtiyazlı fiyat tarifelerinde değişiklik yapılmasında ısrarcı davranmış ve iç piyasasında kullanması için ayrılan gazın miktarı konusunda engeller çıkarmıştır. Bakü yönetimi sorunun çözümünde anlayışlı tavır takınarak görüşmelere bir süre devam etmiştir. Türk Hükümeti’nin Ermenistan ve Azerbaycan’ın uzun yıllardır süren Dağlık Karabağ sorununda somut bir gelişme sağlanmadan Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi bağlamında aldığı karar, Bakü’nün ılımlı tavrını değiştirmiştir.

Türkiye’nin Ermenistan’la ilişkilerini normalleştirme kararı alması, Azerbaycan’da yaşayan geniş kitlelerce, iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerine ihanet olarak görülmüş ve Bakü’yü gaz görüşmelerinde daha sert bir tutum izlemesine neden olmuştur. Ankara, bölgesel enerji merkezi olma yönündeki hedefini başarma yolunda Nabucco’ya ihtiyaç duymakta ve bu bağlamda geri adım atmakta isteksiz görünmektedir. Ermenistan-Türkiye yakınlaşmasından önce Türkiye ve Azerbaycan’ın enerji konusundaki anlaşmazlıkları ticari nitelikteyken, Bakü’nün ‘Ermeni Açılımı’na duyduğu öfkenin bir sonucu olarak fiyat konusu aşırı politik bir hal almıştır.

Yukarıda bahsedilen engellerin ve yaşanan anlaşmazlıkların ortaya çıkardığı durağanlığın, Nabucco Projesi’ne bağlanan umutları boşa çıkarması ve projeyi başarısızlığa uğratması ciddi bir risk ortamını doğurmaktadır.  Türkiye ile yaşanacak bir ‘hesaplaşma’ son tahlilde boşa çıkacak olsa bile, bunun yaratacağı uzun vadeli zararı göz ardı etmemek gerekir.

Azerbaycan’ın aşama aşama Batı’nın jeopolitik yörüngesinden kaydığı, üstü kapalı biçimde anlaşılmaktadır. Petrol ve gaz boru hatlarının devletleri bağlayıcı etkisi bazen abartılı olarak yorumlansa da, uzun vadede, Bakü ticari ilişkilerinde kendisini Moskova ve İran’a gereğinden fazla bağlı biçimde bulabilir. Petrolün ve gazın Azerbaycan’ın ekonomisini destekleyici etkisi olsa da; enerji konusunda kurulan bağların Azeri dış politikasını etkilemesi de kaçınılmazdır.

Hazar Bölgesi’nde her zaman olduğu gibi; ticaret politikayla eş anlamlıdır. Söz konusu devletler arasında Nabucco kaynaklı gerilimler zaman zaman artış gösterse de, Azerbaycan’ın enerji politikasındaki hızlı eksen değişiminin temel sebebinin, Karabağ konusunda herhangi bir uzlaşmaya varılmadan, Türkiye’nin Ermenistan ile diplomatik pazarlıklara girişmesi olduğu düşünülmektedir. Ankara izlediği politikayı değiştirmezse, Azerbaycan’ın uzun vadeli gaz stratejisindeki önceliklerinin değişeceği şüphe götürmemektedir.

Brüksel ve Vaşhington’daki politik karar alıcılar bir an önce ortaya çıkan tehlikenin farkına varmalı ve kendilerini Ankara-Bakü hattındaki gerilimin sonlandırılması için ciddi ve içten diyalog kurulmasına adamalıdırlar. İvedilikle harekete geçmede başarısız olunursa, uzun vadede enerji güvenliği ve jeopolitik tercihler bağlamında çok ciddi sonuçlarla yüzleşilmesi kaçınılmaz olacaktır.  

(Alexander Jackson, Çeviren: Ali ERTAN)




ENERJİ KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE, “Türkiye’de İletişimin Denetlenmesi” analizi yayınlandı...
19.07.2010 11:06:02

SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın yeni kitabı “Korku ve İktidar” kitapçılarda...
09.07.2010 09:38:27

SDE "Yeni Rusya" Çalışması Yayınladı...
07.07.2010 11:11:11

"Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi" 10-12 Aralık 2010 tarihinde gerçekleştirilecektir...
28.06.2010 16:15:43


<Temmuz 2010>
PtSaÇaPeCuCtPz
2829301234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930311
2345678

Anayasa Paketinin oylanacağı referandumda ne yönde oy kullanırsınız?

Evet
Hayır


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya