ENGLISH
23.05.2012
Ana Sayfa » EğitimGeri Dön «

Satranç ve Tavla: Strateji Üzerine

02.12.2009 15:46:00

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Toplumlar, gereksinim duydukları kavramları, gerek duydukları zaman yaratırlar ya da dillerinde bir karşılık bulurlar. Türkçe’deki, zamanı doğru ve verimli yaşamakla ilgili olarak kullanılan plan, program, proje, projeksiyon, randevu gibi sözcükler, aslında yabancı kökenlidirler. Bu sözcüklerin Türkçe karşılığı yoktur, zira bu konuda, tarihsel süreçte toplumsal bir gereksinim, bir talep söz konusu olmamıştır.

Strateji de, Türkçe’de yerleşmiş olmakla birlikte, yabancı kökenli bir sözcüktür. Türk toplumunun -gerçek anlamıyla- strateji kavramına da gereksinim duymadığı söylenebilir mi? Aslında, tarihsel süreçte, Türklerin stratejik bir zihniyete sahip olmalarını beklemek pek haklı olmaz. Nereden bakılırsa bakılsın, yüzyıllar boyunca “göçebe” olarak yaşamış bir toplumun, yerleşik bir kavram olan stratejiye ilgi ve dahası gerek duymadığı söylenebilir. Fakat öte yandan, Türklerin tarihleri boyunca, fazlasıyla “taktik” hareket ettikleri söylenebilir.

Tarihin ilk dönemlerinden itibaren kullanılan strateji, genellikle askeri bir kavram olarak algılanmaktadır ki, bu, sözcüğün kökeni açısından doğrudur. Yunanca’da stratos “ordu /silahlı kuvvetler”, ago “kullanma” anlamına gelmekteydi. Dolayısıyla stratejiyi, silahlı kuvvetlerin -barışta ve savaşta- kullanılması olarak tanımlamak mümkündür. Silahlı kuvvetlerin kullanılması ifadesi, Türkçe’de biraz kulak tırmalayıcıdır. Türk askeri terminolojisinde, “kullanma” yerine “sevk ve idare” kavramı tercih edilmektedir. Osmanlı’da ise strateji, bitişik bir sözcük olan sevkülceyş (sevk ve ceyş) ile ifade edilmiştir.

Stratejinin temel esprisi, geleceğe odaklanması, dolayısıyla uzun vadeli olmasıdır. Bu nedenle, stratejik düşünce, o anda içinde bulunulmayan zamanı da kapsar ve geleceğe yönelik değerlendirmeler yapar. Bu değerlendirmeler de, hedefe ulaşmak için kullanılacak kaynakların yeterliliğine göre yapılır. Türkiye’de daha çok yapıldığı gibi, -yalnızca- niyetler ve arzular, stratejinin belirleyicisi olamazlar.

Uluslararası alandaki tüm gelişmelere karşın, Türkiye’de strateji kavramı, Batı’daki anlama ve içeriğe kavuşamamıştır. Özellikle küreselleşme sürecinde, tartışmaya açık olmakla birlikte, stratejinin göreceli de olsa “sivilleşmesi” söz konusudur. Türkiye’de ise, bu henüz toplumun çok küçük bir kesimi tarafından bu biçimde algılanırken, yine bu yöndeki kurumsallaşma çabaları da oldukça cılızdır.

Dünyanın en önemli üniversitelerinden biri olan New York’taki Columbia Üniversitesi’nde, Felsefe Bölümü’nün binasının bahçesinde, François-Auguste Rodin’in Düşünen Adam heykeli vardır. Batı’da, başka üniversitelerde de röprodüksiyonları bulunan tarihin en önemli heykeltıraşlarından biri olan Rodin’in, neredeyse kendinden ünlü bu heykelinin bir kopyası, Türkiye’de ise, İstanbul’da Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin bahçesinde bulunmaktadır. Bu mekân tercihi, Batı’nın ve Doğu’nun farklılığının çok çarpıcı bir işaretidir aslında. Türkiye’de, kimi zaman fazla konuşan insanlarla “felsefe yapma!” denilerek alay edilir. Türk toplumunda, bugün hâlâ, düşünmeyi tehlikeli gören ve düşünenin sonunun “akıl hastanesi” olduğuna inanan bir görüşün egemen olduğunu söylemek yanlış olmaz herhalde.  Bu iklimde, strateji geliştirmenin çok kolay bir şey olmadığını da kabul etmek gerekir. Genetik kodlaması Batılılardan çok farklı olan Türklerin, stratejinin ufuk çizgisi olmadığını bilmesi öncelikli zorunluluktur. Strateji, ufkun ötesini görmek demektir.

Genel olarak kabul görmüş bir yaklaşım, uluslararası ilişkileri, daha çok da uluslararası politikayı satranca benzetir. Bu benzetme, önemli derecede doğru ve strateji için de geçerlidir. Bu anlamda, strateji, birden fazla olasılığın hesaplanmasına dayanır. Örneğin, satrançta, iki oyuncunun ilk dört hamleyi oynarken seçebilecekleri hamle ihtimallerinin toplam sayısı, 318.979.564.000’dir. Üstelik satranç taşları, yapısal olarak sabittir, hareket yetenekleri ve güzergâhları bellidir. Oysa uluslararası ilişkilerde sabit olan dinamik yok gibidir ve bir satranç tahtası üzerindeki taşlardan çok daha fazla sayıda oyuncu ve araç vardır. Uluslararası alanda aktörün çevresi sürekli değiştiğinden ve kendisi de bu değişimin bir parçası olduğundan, strateji, aynı zamanda söz konusu değişikliklerin hesaplanması anlamına da gelmektedir.(1)

Teşbihte hata olmaz; Türkler tavla oynamayı, satranca nazaran daha çok severler. O nedenle de yaşamı algılayışının ve ona karşı tepkilerinin odağında “zar” vardır: Anlık ve şansa dayalı bir tavır alış; atarsınız, ne gelirse! Neredeyse bütünüyle akıl dışı (irrasyonel) ve irade dışı bir çizgide yaşamı sürdürmek. Bu zihniyetin, Türkiye’de toplumsal yaşamın hemen her alanında geçerli olduğu söylenebilir. Genel olarak, Türk siyasetinde “aklına geleni” yapmak (bu, rasyonel olmak değildir!) ya da şansını zorlamak daha çok tercih edilir. Oysa satrançta, yapılan hamleye karşı, rakibin yapacağı olası hamleleri tahmin edip, ona karşı hamleyi de hesaplayıp hareket etmek zorunludur. Yani dış ortamın bütün koşullarına ve dayatmalarına karşın, iradenin var olduğu bir durum söz konusudur. Dünya bir büyük satranç tahtası ise, zarlar fazla işe yaramaz, şans çok belirleyici bir unsur değildir. Ancak bir gerçektir ki, uluslararası ilişkilerde akıl kadar bilek de gereklidir. Satranç oynamayı bilen kuşaklar, Türkiye’yi geleceğe taşıyacaklardır.

(Doç Dr. Gökhan Koçer, Karadeniz Teknik Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Karadeniz Teknik Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü)

(1)  Beril Dedeoğlu, Uluslararası Güvenlik ve Strateji (İstanbul: Derin Yayınları, 2003), s. 101.




EĞİTİM KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya