Rusça’da ‘üç atla çekilen araba’ anlamında kullanılan troyka kelimesi uluslararası ilişkiler literatüründe ‘üçlü yönetim’ mekanizması anlamında kullanılmaktadır. Maastricht Antlaşması ile kodifiye edilen ve Amsterdam Antlaşmasında yapısı değiştirilen troyka, AB-Türkiye ilişkilerinde, dönem başkanlığını yürüten üye devletin temsilcisin yanı sıra bir sonraki dönem başkanı olacak üye devletin temsilcisi ile Komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi ve Türk dışişleri bakanından oluşmaktadır. Genel olarak 6 ayda bir Bakanlar düzeyinde toplanan troyka zaman zaman direktörler düzeyinde de yapılmaktadır.
Son olarak gerçekleştirilen AB-Türkiye Troyka Toplantısı, 10-11 Aralık’ta yapılacak AB Zirvesi öncesi önemli bir adımı oluşturmaktadır. Türkiye ile AB ilişkilerinin her boyutuyla ele alındığı toplantıda Türkiye’nin göstermiş olduğu azim bir kez daha vurgulanmıştır. Türkiye’nin son dönem dış politikası, Demokratik açılım süreci ve Kıbrıs konusu üzerinde daha çok durulmuştur. Toplantı sonrası yapılan açıklamalara baktığımızda Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği adına olumlu bir havanın yaratıldığı söylenebilir. İsveç Dışişleri Bakanı Bildt, yapmış olduğu açıklamada Türkiye’nin demokratik açılım sürecini desteklediğini ve demokratik açılım girişimlerinin Türkiye’yi AB standartlarına yakınlaştıracağını söyleyerek konu ile ilgili olarak Türkiye’ye yönelik olumlu görüşlerini belirtmiştir. Üyelik süreci biraz ağır ilerlese de Türkiye’nin çizdiği kararlı tutum takdir edilmiştir.
Kıbrıs konusu ile ilgili olarak iki ülke liderinin üzerinde anlaşacağı bir çözümün Türkiye’nin AB üyelik sürecini olumlu etkileyeceğine vurgu yapılmıştır. Ayrıca Türkiye’nin Ortadoğu’daki sorunlara çözüm bulmak için arabuluculuk rolüne yönelik memnuniyetler dile getirilmiştir. Dönem Başkanlığını devralacak olan İspanya da Türkiye’nin üyeliğine yönelik verdiği desteği bir kez daha dile getirmiştir. İspanya AB İle İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Garrido, Türkiye’nin bir an önce AB’ye üye olmasını istediklerini ve Kopenhag kriterlerinin yerine getirilmesinin Türkiye’yi AB’ye yakınlaştıracağını belirtmiştir. Türkiye’nin kararlılıkla reformlara devam etmesi gerektiği belirtilerek İspanya’nın Türkiye’nin tam üyeliğine yönelik göstermiş olduğu olumlu iradenin yeniden dile getirildiği söylenebilir.
Troyka toplantısının Türkiye’nin tam üyeliğine yönelik olumlu bir havada geçtiği söylenebilir. Dönem başkanı İsveç, Türkiye’ye olan desteğini bir kez daha göstermiştir. Ayrıca Avrupa Parlamentosu’nun Genişleme Stratejisi Karar Tasarısı’nın görüşüldüğü toplantıda konuşan Bildt, aşırı sağ görüştekilerin Türkiye’nin sırf Müslüman kimliği nedeniyle Hıristiyan kökeni paylaşmadığından AB’ye üye olamayacağı yönündeki söylemlerine karşı çıkarak Türkiye’ye kapıların kapanmasının tarihi bir hata olacağını dile getirmiştir.
33 müzakere başlığından 11’ini açan ve Aralık ayı içerisinde 12. başlığın açılmasını bekleyen Türkiye’nin önümüzdeki dönemde İspanya’nın dönem başkanlığında tam üyelik yolunda önemli adımlar atacağı söylenebilir. AB’ye üye büyük devletlerin Türkiye’ye vermiş oldukları destek ve olumlu irade müzakere sürecini hızlandıracaktır denilebilir. Şimdi gözler 10-11 Aralık’ta gerçekleştirilecek olan AB Zirvesi’ndedir. Troyka toplantısın olumlu etkileri bakalım bu Zirve’de de kendisini gösterecek mi?
(Aydan ÖZEN,Asistan)