Danıştay saldırısının gerçekleştirildiği gün kayıt yapmış olabileceği düşünülen Sıhhiye Orduevi’nin Danıştay binasını gören kameralarının o güne ait görüntüleri teknik bazı sorunlar nedeniyle açılamadı. Danıştay saldırısı dava dosyasının Ergenekon ile birleştirilmesinin ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Danıştay binasının çevresindeki kurum ve kuruluşların kamere görüntülerinin temin edilip mahkeme hâkimi Hüsnü Çalmuk’un incelemesine karar vermişti.
Mahkeme bu kapsamda Danıştay binasının girişini gören Sıhhiye Orduevi’nin 26-29 numaralı kamera kayıtlarını istedi. Kayıtlar mahkemeye gönderildi ama açılmadı. Genelkurmay Başkanlığı’ndan mahkemeye gönderilen ‘gizli’ ibareli ve ‘kişiye özel’ damgalı yazıda, konuyla ilgili olarak: ‘’Sıhhiye Orduevi’nde olay tarihinde kullanılan kamera güvenlik sistemi Ağustos 2008’de değiştirildiğinden mevcut güvenlik sistemi DVR kayıt cihazları kullanılarak işletmeye alınmıştır. Olay tarihinde Danıştay binasını gören seyredilebilir görüntü Sıhhiye Orduevi Md.lüğünün 17 Mayıs 2006 tarihli, OREV: 0913-244-06-810 sayılı ‘kamera görüntüleri’ konulu yazısıyla Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne göndermiş olup, kullanılan Media Player değiştirildiğinden halen envanterde bulunmamaktadır,’’ denildi. (Tıkla 1)
Güvenlik kameraları, suçla mücadele alanına girdiği 1960’lı yılların sonundan itibaren önemli katkılar sağlamıştır. Birçok önemli olay, terör ve diğer suç bu sistemin sağladığı verilerin yardımıyla önlenmiş, aydınlatılmıştır. Suç sonrası genelde olay yerinde bulunan başka kişi, kurum veya işletmelere ait kameralar bu konuda çok büyük katkılar sağlamaktadır. Suç işleyip kaçan kişi, bir diğer binanın, sokak veya caddede bulunan genel güvenlik (MOBESE gibi) kameralarının görüş alanı içine girmekte, böylece suç soruşturmacılarının araştırmaları sonucunda tespit edilerek yakalanmaktadırlar.
Kamuoyunda büyük yankı uyandıran Hrant Dink cinayeti ile Münevver Karabulut cinayeti bu şekilde, güvenlik kameralarından elde edilen görüntülerle büyük ölçüde aydınlatılmış, çözülmüştür. Ancak Danıştay saldırısı ile ilgili olarak, ilk önce Danıştay’daki kameraların daha sonra da Danıştay binasının hemen yanında bulunan Orduevinin Danıştay binasına bakan kameralarının saldırı günü arıza nedeniyle işlevini yerine getiremediği tespit edilmiştir. Yani aksilikler(!) hep birbirini kovalamıştır.
Bu açıdan, Türkiye’nin en önemli ve dolayısıyla en üst seviyede korunması gereken kurumlardan biri olan Danıştay’da meydana gelen saldırı sonucunda olay yeri ve çevresinde bulunan kameralardan çok ciddi anlamda istifade etme imkânı varken, böyle bir fırsatın maalesef hep aksilikler (!) ve tesadüfî arızalar yüzünden değerlendirilememesi hem toplumsal hem de hukuki açıdan ciddi bir kayıptır. Bu kadar önemli iki kurum ve Türkiye’yi derinden sarsan böyle bir olay bu tür olumsuzluklar zincirine, aksaklıklara ve arızalar manzumesine kurban edilemez. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulların önemi ve ağırlığı dikkate alınmak suretiyle varsa sorumlular tespit edilmeli ve gereken işlemler yapılmalıdır.
(Doç.Dr. Aytekin Geleri, Savunma - Güvenlik - Terör Masası)