ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » AfrikaGeri Dön «

İngiltere ve Fransa denklemindeki Ruanda

02.12.2009 10:13:00

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ruanda’nın sömürge dönemi dolayısıyla Fransa ile tarihi bağlarının olmasına karşılık bu ülkeyle olan ilişkilerinin son onbeş yılda bozulması ve İngiltere ile etkileşimin artması Ruanda’nın bir anlamda redd-i miras ettiği anlamına gelebilir. Ancak aynı hafta içerisinde Fransa ile üst düzey iki görüşmenin yapılarak ilişkilerin yeniden kurulması önemli bir diplomatik kazanım olarak görülmelidir. Doğu Afrika’nın en riskli bölgesinde yer alan ve bölgenin en güçlü ordusuna sahip olan Ruanda’nın, hem kendi geleceğinin hem de bölge istikrarının kazanılması için kilit rol oynayacağı unutulmamalıdır.

Ruanda 1994 soykırımından sonra dış ilişkilerinde oluşan gerginliğe son vermek için girişimlerde bulunmaktadır. Bunun son örneği geçtiğimiz hafta kazandığı iki önemli diplomatik başarı ile görülmektedir. İngiliz Milletler Topluluğu’na üye olarak kabul edildikten sonra bir süredir ilişkileri askıda bulunan Fransa ile de yakınlaşma sürecine girilmiştir.

Ruanda yönetimi 1994 tarihinde yaşanan acı olayların dış politikasına yansıyan izlerini çeşitli girişimlerle silmeye çalışmaktadır. Afrika kıtasının iki eski sömürgeci gücü İngiltere ve Fransa ile ilişkilerin kazandığı yeni seyir, bu ülkenin kıta politikalarında daha aktif roller üstlenmek istediğini göstermektedir. 29 Kasım tarihinde Ruanda’nın 54. üye olarak İngiliz Milletler Topluluğu’na (İMT) kabul edilmesi ve yine aynı gün Fransa ile ilişkilerin yeniden kurulması üzerinde mutabakata varılması aynı hafta içinde elde edilen önemli birer diplomatik başarı olarak yorumlanmaktadır. (Tıkla-1)

Trinidad-Tobago’da üç gün süren İMT Liderler Toplantısı sonucunda, aslen Fransızca konuşan bir ülke olan Ruanda, başta İngiltere, Kanada, Avustralya ve Hindistan olmak üzere bir çok üye ülke tarafından desteklenerek Topluluğa dahil edilmiştir. (Tıkla-2) Ruanda yönetimi üyeliğe yönelik başvurusunu ilk olarak 2007 yılındaki Uganda Zirvesinde gerçekleştirmiştir. Kagame liderliğindeki ülke yönetimi son yıllarda Fransa ile ilişkilerin bozulmasına paralel olarak ülkedeki okullarda İngilizcenin yaygınlaştırılması için gayret göstermiştir. Ancak, İMT’nin sahip olduğu demokrasi ve hukukun üstünlüğü prensiplerine bağlılığının değerlendirildiği başvuru süreci boyunca, Ruanda’nın üyeliğine yönelik itirazlar da dile getirilmiştir.

İMT bünyesinde faaliyet gösteren İnsan Hakları Girişimi (CHRI), ülkedeki demokrasi geleneğinin yeterince yerleşmediğini ve siyasal özgürlüklerin sağlanamadığını ifade ederek Ruanda’nın üyeliğe kabul edilmesi halinde bile gerçekleştirmesi gereken birçok ilerlemenin bulunduğunu ifade etmiştir. (Tıkla-3)

Diğer yanda Ruanda hükümetinin Fransa ile münasebetlerin iyileştirilmesi konusunda önemli bir açılıma daha imza attığı görülmektedir. 1994 yılında yaşanan ve 800 bin kişinin ölmesi dolayısıyla soykırım olarak nitelendirilen Ruanda olayları sırasında katliamı gerçekleştiren Hutu kabilesi militanlarının Fransız ordusu tarafından eğitildiği iddiaları Ruanda hükümeti tarafından yıllarca dile getirilmiştir. Suçlamaları kabul etmeyen Fransa, bu ülke ile olan ilişkilerini 2006 yılında askıya almıştır. Ancak 29 Kasım Pazar günü Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame ile önce Fransa Genel Kurmay Başkanının daha sonra da Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin yaptığı görüşmelerde resmi ilişkilerin yeninden tesis edilmesi ve her iki ülkede büyükelçiliklerin açılması kabul edilmiştir. (Tıkla-4)

Ruanda’nın sömürge dönemi dolayısıyla Fransa ile tarihi bağlarının olmasına karşılık bu ülkeyle olan ilişkilerinin son onbeş yılda bozulması ve İngiltere ile etkileşimin artması Ruanda’nın bir anlamda redd-i miras ettiği anlamına gelebilir. Ancak aynı hafta içerisinde Fransa ile üst düzey iki görüşmenin yapılarak ilişkilerin yeniden kurulması önemli bir diplomatik kazanım olarak görülmelidir.

Doğu Afrika’nın en riskli bölgesinde yer alan ve bölgenin en güçlü ordusuna sahip olan Ruanda'nın, hem kendi geleceğinin hem de bölge istikrarının kazanılması için kilit rol oynayacağı unutulmamalıdır. Ruanda yönetiminin iradesi sonucu Batı ile kurulan ilişkilerin yeni dönemde, Ruanda-Uganda ve Demokratik Kongo hattında yaşanan çatışma ve insan hakları ihlallerinin çözüme kavuşması için bir fırsat yaratabileceği düşünülmektedir.

(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan)




AFRİKA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya