Obama’nın, başkanlığının birinci yıl dönümü yaklaşırken, başkanlığına yönelik umutlar da tükenmektedir. ABD’nin başına geldiği günden beri Ortadoğu sorununa çözüm beklentilerini de beraberinde getiren başkan Obama’nın, rafa kaldırılan çözümsüz sorunlara çözüm getirme projeleri tartışma konusu haline gelmiştir. Ancak aradan geçen bir yıla bakıldığında, gerek Filistin-İsrail sorunu, gerek Irak ve Afganistan’da yaşadığı sorunlarla ilgili herhangi bir ilerleme kaydettiği söylenemez. Bütün bu sorunların hepsi Obama’nın masasında çözüme kavuşmayı bekleyen ciddi meselelerdir. Bu nedenle Obama’ya karşı başlangıçta duyulan güven ortamının gün geçtikçe azalıp kaybolmaya yüz tuttuğu görülmektedir.
Arjantin'in başkenti Buenos Aires'te bulunan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Clarin gazetesine yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Barack Obama'nın Orta Doğu barışı konusunda ilerleme kaydedilmesi için "şu an için hiçbir şey yapmadığını" ifade etti.(Tıkla-1) Abbas, ABD'den İsrail'e uluslararası hukuka saygı göstermesi ve yol haritasını uygulamaya koyması için baskı yapmasını istediklerini belirten Abbas, İsrail'in ABD'nin baskısıyla Yahudi yerleşkelerinden vazgeçebileceğini ve 1967'den önceki sınırlara çekilmeyi kabul edebileceğini kaydetti.
Obama’nın, Ortadoğu barış süreciyle ilgili İsrail’e karşı takındığı tutum, Abbas tarafından eleştirilmesinin yanında Abbas’ın Ocak 2010’daki başkanlık seçimlerinde aday olmaktan vazgeçmesine neden olmuştur. Bu bağlamda, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim birimlerinin inşası konusunda, Obama yönetiminin kayda değer baskı ya da somut adımlar atma konusunda bir zorlama uygulamaması, Araplar’da hayal kırıklığı yaratmıştır. İsrail tarafından bütün bu gelişmeler yaşanırken, ister istemez Ortadoğu’da barışın sağlanması için olumlu adım atılması sürecine etki etmiştir.
Filistin-İsrail sorununa bu çerçeveden baktığımızda, bir taraftan Filistin yönetiminden çıkan çatlak sesler (El-Fetih-Hamas uzlaşmazlığı), diğer taraftan da bu soruna karşı Arapların tutarsız yaklaşımları, Filistin sorununu kendi içinde çıkmaza girdiğini göstermektedir. 24 Kasım’da El-Fetih Merkez Komitesi üyelerinden Muhammed el-Medeni bir açıklama yaparak Filistinli milliyetçi siyasi gruplardan Filistin yasama Meclisi seçimlerinde Hamas’a karşı ortak bir ulusal cephe oluşturmalarını istedi. El-Fetih üyesi Muhammed el-Medeni, seçimlerde Hamas’ın mağlup edilmesi için Filistinli tüm milliyetçi grupların bir ulusal ittifakta birleşmesi ve geniş kapsamlı bir seçim listesi oluşturması gerektiğini söyledi. (Tıkla-2)
Böylece Filistin halkının “Ulusal Birlik” altında birleşmesinin daha da zora gireceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle, Ocak ayında yapılacak başkanlık seçimleri Filistin’i karıştırabilir. Şimdiden ortaya çıkan tabloya bakarsak, kendi içerisinde ikiye bölünmüş bir Filistin görünüyor. Bunun da İsrail’in elini kuvvetlendirmekle birlikte, dünyaya barış sürecine Filistinlilerin yaklaşmadığını gerekçe olarak göstermesini sağlayacaktır.
Bu arada, İsrail ile Hamas arasında dolaylı tutuklu takasına ilişkin yürütülen görüşmelerde anlaşmaya ulaşılması halinde, İsrail üç yıl önce kaçırılan askeri Gilad Şalit'in geri dönmesi karşılığında 980 Filistinli tutukluyu serbest bırakacağı belirtiliyor. (Tıkla-3) Hamas’ın Gilad Şalit’i serbest bırakması durumunda, İsrail’e karşı elindeki kozu kaybedecektir. Zira, İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim birimlerinin inşasıyla ilgili sergilediği tutumunu koruması beklenebilir.
Sonuç itibariyle; İsrail yönetimi üzerinde yeterli baskı kurulmaması sebebiyle Filistin-İsrail sorununun çözümü için Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın, Obama’ya karşı tepki göstermesi, Abbas’ı koltuğundan edecek gibi görünmektedir. Bu sebeple, ABD'nin son günlerde İsrail yönetimine baskısını artırması, Tel-Aviv yönetiminin Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimleri inşaatını 10 ay süreyle durdurma kararını beraberinde getirdi. İsrail’in, yerleşimlerle ilgili sergilediği tutumun iki nedeni olduğu söylenebilir; birincisi İsrail’in yaklaşık iki haftadır Hamas’la gizlice görüşerek Gilad Şalit’i kurtarmayı başarmak istemesidir. Bir diğerinin de, Obama’nın gitgide Arap camiasında ve dünya kamuoyunda yarattığı güven eksikliğini gidermeye yönelik bir çaba olduğu söylenebilir.
Bu bağlamda Hamas’ın, İsrail’le esir takası yapması, Filistin içindeki ayrışmayı daha da artırabilir. Önümüzdeki süreçte Ortadoğu barışı konusunda herhangi ilerleme kaydedilmediği takdirde, Obama yönetimine yönelik bölgedeki tepkilerin kızışması ve Hamas- El-Fetih arasında da çatışmaların yoğunlaşması beklenebilir.
(Ali SEMİN, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan)