Deneyimli Japon diplomat, 01 Aralık 2009 tarihinde de resmen Genel Müdürlük görevini üstlendi. Genel Müdür olarak, UAEA çalışanlarına yaptığı ilk konuşmada, birçok zorlu görevin kendilerini beklediğini; nükleer silahların yayılmasının önlenmesi, nükleer güvenliğin artırılması, barışçıl enerji ihtiyacının karşılanması gibi küresel sorunlara elinden geldiğince çözüm arayışı içinde olacağını ifade etti. Yeni Genel Müdür, görevi sırasında, ‘tarafsız, güvenilir ve profesyonel olmaya gayret edeceğini’ sözlerine ekledi. (Tıkla-1)
Nobel Barış ödülü sahibi Mohamed Elbaradei görevi sırasında önemli krizler görmüş ve adil karar vermeye çalışmış tecrübeli bir diplomat olarak kayda geçmiştir. Elbaradei’in verdiği son mesajlara bakacak olursak; Elbaradei, Eylül ayında nükleer güç ve silahlanma konusunu ele alan tarihi BM Güvenlik Konseyi zirvesinde yaptığı konuşmada, küresel nükleer kontrol rejiminin çok kırılgan ve yetersiz olduğunu ifade etmiştir. Bu konuda en önemli icra organı olmakla birlikte 90’ın üstünde ülkeyle resmi ilişkilerinin henüz olmadığını ya da çok yetersiz olduğunu söyleyerek, bu durumun küresel düzeyde ülkelerin nükleer teknoloji ve malzeme durumlarını izlemelerinin önünde önemli bir engel oluşturduğunu açıklamıştır.(Tıkla-2)
UAEA’nın eski patronu ElBaradei’in bu makamdayken yaptığı son konuşmasında, İran’ın nükleer meselesine de değinmiştir. Tahran’daki Araştırma Reaktörü için gerekli olan yakıtın verilmesine yönelik önerilen anlaşmanın, insani ihtiyaçların karşılanması ve müzakerelerin yol alması için çok önemli bir fırsat olduğunu yenileyen Mohamed Elbaradei, bu fırsatın İran tarafından geri tepilmemesi gerektiğini de sözlerine eklemiştir. (Tıkla-3)
Atom bombasının üretildiği 1945’ten günümüze nükleer silahlardan arınma ve kaçınma konusunda ciddi mesafe alınamamış olması, uluslararası nükleer kontrol rejiminin tartışılmasına sebep olmaktadır. Ülkeleri askeri amaçlı nükleer teknolojiden vazgeçirmek için barış, istikrar ve güven ortamının sağlanmasına yönelik gösterilen çabaların yanında, etkili bir kontrol rejiminin de tesis edilmesi gerektiği açıktır. Bu amaçla, nükleer enerjiyi sivil amaçlarla kullanma hakkını garanti altına alan ‘1968 tarihli Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na zorunlu ve istisnasız tüm ülkelerin taraf olmasını sağlayacak bir hukuki norm üzerinde çalışılmalıdır.
Ayrıca, nükleer yakıt zincirinin; uranyum zenginleştirme ve kullanılmış yakıtların tekrar işleme tabii tutulması gibi kritik evrelerinin UAEA’nın kontrolünde olmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Nihai hedef, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi meselesinin mevcut nükleer silahların ortadan kaldırılmasıyla paralel olarak ele alınarak çözülmesi olmalıdır.
II. Dünya savaşı sırasında ülkesinin acı bir şekilde tecrübe ettiği atom bombasının yol açabileceği zararları en iyi bilecek kişilerden birisi olan yeni UAEA Genel Müdürünün, nükleer gücün barışçıl amaçlarla kullanılması ve bulundurulmasının garanti altına alınması konusunda önemli bir çaba içerisine olacağı tahmin edilmektedir.
Ömer Ersoy, Araştırmacı