İstanbul’daki narkotik operasyonu kapsamında tutuklanan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, emniyet müdürleri Murat Nemutlu ile Mustafa Ayar ve Sakarya'nın Akyazı ilçesindeki çete operasyonu kapsamında tutuklanan Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal konu hakkında idari soruşturma yürüten müfettişlerin raporları doğrultusunda İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alındı. (Tıkla 1)
İstanbul polisinin gerçekleştirdiği uyuşturucu operasyonuna adı karışan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan ile 4. sınıf emniyet müdürleri Murat Nemutlu ve Mustafa Aral, "kaçma ve delilleri karartma" şüphesiyle Nöbetçi İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 24 Eylül 2009 tarihinde tutuklanmıştı.
Emniyet teşkilatının en üst düzey yöneticilerinden olan, kaçakçılıktan sorumlu Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan'ın adı uzun süredir uyuşturucu baronu olduğu iddia edilen Habip Kanat ile anılıyordu. Arslan'ın 2 milyar liralık uyuşturucu ile yakalanan işadamı Habib Kanat'ı yıllarca koruduğu ve ona bilgi verdiği iddia ediliyor. Emin Arslan ile birlikte emniyet müdürleri Mustafa Aral ve Murat Nemutlu’nun, Kanat ve ekibiyle ortak planlamalar yaptığı özel buluşmalar, yemekler ve telefon görüşmelerinin savcılık talimatıyla yapılan gizli izleme sonucu tespit edildiği ve delil olarak mahkemeye sunulduğu belirtilmişti. (Tıkla2)
İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alınan Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal da, Sakarya'nın Akyazı ilçesinde Temmuz ayında ’ çete kurmak, silahla yaralama, ihaleye fesat karıştırma, tehdit ve haraç’ suçlarını işledikleri iddiasıyla bir çeteye yönelik düzenlenen operasyonla ilgili olarak; ’çete üyelerine bilgi sızdırdığı, çeteye yardım ve yataklık yaptığı’ iddiasıyla Beşiktaş Adliyesi'ndeki nöbetçi mahkeme tarafından 1 Kasım’da tutuklanarak Paşakapısı Cezaevi'ne gönderilmişti. Aynı soruşturma kapsamında Akyazı Belediye Başkanı Yaşar Yazıcı, Başkan’ın amcasının oğlu Hüseyin Yazıcı ile AK Parti Milletvekili Recep Yıldırım’ın yeğeni Ali Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu 32 kişi gözaltına alınmış, şüphelilerden 6'sı tutuklanmıştı. (Tıkla 3)
Burada dikkat çeken iki nokta var. Bunlardan birincisi, organize suç gruplarının polis başta olmak üzere, siyasilerle ve kamu görevlileriyle olan gizli, çok yakın ve özel ilişkilerinin varlığı, ikinci husus ise, polis teşkilatının, bütün bu olumsuz ve etik dışı ilişkilere rağmen organize suçlarla mücadelede göstermiş olduğu kararlı mücadelenin devamlılığıdır.
Organize suç, mafya ve sınıraşan suçların var, özellikle de etkin olduğu ülkelerde öne çıkan, dikkate alınması gereken sosyolojik ve hukuki bir gerçek şudur: organize suçun ortaya çıkması ve gelişmesinde rol oynayan en önemli unsurlardan birisi, yozlaşmadır. Organize suç grupları yasadışı aktivitelerini kolaylaştırmak ve risklerini minimize etmek için mutlaka kamu görevlilerinin yozlaşmasına gereksinim duyarlar.
Organize suç dünyası ile polis başta olmak üzere kamu görevlileri ve yasal iş dünyası elemanları arasındaki iletişim, işbirliği, dayanışma ve ortaklıklar çoğu kez yasadışı özel yakınlaşmalar vasıtasıyla sağlanmaktadır. ‘Partito’ ilişkiler olarak tanımlanan bu tür yakın ve özel bağlantılar ulusal ve uluslar arası düzeydeki organize suç yapılanmalarını ve aktivitelerini kolaylaştırmaktadır. Kamu görevlilerinin bu suç gruplarına yardım etmesi, doğrudan suç grupları ile ortak hareket etmesi, yasa dışı faaliyetlerin içinde olması, suç gruplarının faaliyetlerini ve aynı zamanda bu görevlilerin suç örgütlerine karşı sadakatlerini daha fazla garantiye almaktadır.
Mafya tipi örgütlerle etkin bir şekilde mücadele edilememesinin en önemli nedenlerinden biri bu örgütlerin sahip olduğu partito ilişkilerin boyutudur. Nitekim, yukarıdaki haberlerden de görüleceği üzere bir mafya grubu, faaliyet gösterdikleri ilin en üst konumunda bulunan emniyet müdürü ile, diğer bir organize suç grubu ise kendileriyle mücadele eden teşkilatın bu mücadeleden sorumlu en üst düzey yetkilisiyle ilişki içerisine girmişlerdir. Bu yakın ilişkiler nedeniyle, belki de, bu güne kadar kendilerini olası adli soruşturmalardan koruyabilmişlerdir.
Güç ile partito ilişkiler arasında çift taraflı etkileşim söz konusudur. Mafya güçlü olmak için mutlaka devlet idaresi, bürokrasisi ile yakın ilişki kurmak zorundadır. Bu ilişkileri iyi olanlar kısa zamanda çok kazanmakta, cezai kovuşturmalara karşı korunabilmekte ve büyük bir güç haline gelebilmektedirler. Diğer taraftan ekonomik güç, insan gücü (eleman) ve iş yapma yeteneği açılarından iyi seviyede olan gruplar daha kolay ve üst seviyede partito ilişkiler geliştirebilmektedirler.Dolayısıyla güç ve partito ilişkiler birbirlerini karşılıklı olarak beslemektedirler.
Bu konu bağlamında önem arz eden bir diğer husus da, Emniyet Teşkilatının, kendi bünyesinde bulunan çürükleri tespit etme ve ayıklama konusunda göstermiş olduğu kararlı tutumdur. Polis, konumu, mevkisi ve geçmiş başarıları ne olursa olsun, hata yapan, suç işleyen, suçlular ve suç gruplarıyla etik dışı ilişkiler içinde buluna personeline asla taviz vermemektedir. Bu tablo, gerek mevcut durumu anlama gerekse geleceğe yönelik atılacak adımları ve personel üzerindeki caydırıcı fonksiyonu değerlendirme bağlamında önem teşkil etmektedir.
Bu gelişmeler ışığında kamuoyu, bir taraftan ortaya çıkan bu kirli ilişkiler nedeniyle büyük üzüntü duymakta, polis teşkilatının güvenilirliğini ve itibarını sorgularken diğer taraftan da polis teşkilatına büyük saygı duymaktadır. Bu anlamda, polisin yapmış olduğu bu cesur, etik, hukuki ve profesyonel yaklaşım bütün kurumlara örnek olmalıdır. Türkiye’deki bütün kamu kurumları, hata yapan, suç işleyen personellerinin, özellikle de üst düzey yetkililerinin ayıklanması, yargılanması konusunda Emniyet Teşkilatı kadar açık, şeffaf ve kararlı olmalıdır.
(Doç. Dr. Aytekin Geleri, Güvenlik, Savunma ve Terör Masası)