Thomas De Maiziere: “İslamcılık Değil, Ama İslam Kalabilir”
Alman Hükümeti’nin ülkesindeki Müslümanlarla ilgili talepleri ve sorunları ele alacağı ‘İslam Konferansı’nda ele alınacak konular; din adamlarının eğitimi, kadın-erkek eşitliği ve Radikal İslam ile terörle mücadele.
Almanya’da İkinci Merkel hükümetiyle birlikte İçişleri Bakanlığına getirilen Hıristiyan Demokrat Partili (CDU) Thomas De Maiziere, ülkede yaşayan Müslüman göçmenlerle ilgili hedeflerine ‘açıklık’ getirdi. (Tıkla-1)
Almanya İçişleri Bakanı, terörle mücadeleden İslam Konferansı hedeflerine muhtelif konulara bakış açısına açıklık kazandırdı. Bakan; “İç güvenlik kavramı bana pek fazla bir şey ifade etmiyor. İç barış ve kamu güvenliği kavramları daha fazla hoşuma gidiyor” diyerek kendisini güvenlik ya da polis bakanı olarak görmediğini ifade etti, kendisini; ülkede birlikteliği sağlamak için her şeyle ilgilenen bir çifte entegrasyon bakanı olarak gördüğünü kaydetti.
Thomas De Maiziere bu yasama döneminde yapılacak İslam Konferansı'nın hedefleri hakkında bilgi vererek; ilk olarak imamların ve Müslüman din adamlarının Alman yüksek okullarındaki eğitimi konusunda çalışmalara devam edeceklerini belirtti. De Maiziere, ayrıca İslam Konferansı'ndaki ikinci büyük konunun kadın-erkek eşitliği olacağını, bu konuda yaşanan birçok sorun olduğunu, kadının aşağılanmasının Alman Anayasası'na uymadığını, İslam toplumunda da kadınlara da eşit bir statü kazandırılması gerektiğini ifade etti. De Maiziere, İslam Konferansı'nın üçüncü hedefinin ise aşırılığın, diğer bir deyişle ‘Radikal İslam’ın önlenmesi olduğunu belirtti. (Tıkla-2) Hıristiyanlık ve İslam arasındaki benzerliklere de değinen Bakan; İbrahimi dinlerin ortak kökenden geldiğini; Hıristiyanlık ve İslam'ın da bu yüzden benzer noktalara sahip dinler olduğunu, dolayısıyla diyalog da zorlanmamaları gerektiğini ifade etti.
Alman Hükümeti’nin ülkesindeki Müslümanlarla ilgili talepleri ve sorunları ele alacağı ‘İslam Konferansı’nda; temelde ülkedeki Müslümanlarla Hıristiyanların uyumunu sağlayacak çözümler üretilecek. Ancak Konferans’ta ele alınacak konulara bakarsak; din adamlarının eğitimi, kadın-erkek eşitliği ve radikal İslam ile terörle mücadele olduğunu görürüz ve düşünmek durumunda kalırız; bu konular Müslümanların ülkeye entegrasyonuna ne kadar yardımcı olabilir? Ya da devletin ülkesindeki Müslümanlara entegrasyonunu ne kadar önleyebilir? Radikal İslam ile veya ilgili, ilgisiz terörle ilgili alınacak önlemler ülkedeki Müslüman vatandaşların talepleri sonucu mu, devletin mevcut bir rahatsızlığı sonucu mu gündeme getirilmiştir? Aynı zamanda İslam’daki varlığından söz etmemiz mümkün olmayan kadın-erkek eşitsizliğini, bize asıl yaşatan İslam’ı tersten okuyan toplumların hatalarının çoğunluğu maruz bıraktığı etiketler mi çıkarılmaya çalışılacak? Diğer bir madde; din eğitimi mi, dinin eğitimi mi, hangi ölçülere göre eğitimi, Hıristiyan öğretisinin Alman ekolünün öncülüğünde alınacak bir yüksek eğitim mi? Doğru olan ya da yanlış sonuçlar verecek olan, asıl ele alınması gereken çözüme aç sorunlar bunlar mıdır? Kısmen ya da tamamen, konferansın amaçlarının sınırını net çizebilecek olursak resim de aynı ölçüde netleşmeye başlayabilir belki de, kim bilir?
(Elif Altun, Asistan, 25.11.2009)