Somali’nin güneydeki liman kenti Afmadov’da, farklı siyasi gruplar arasında hafta sonu çıkan çatışmalar, El-Şabab örgütünün, bölgenin kontrolünü ele geçirmesiyle son buldu. Uzun süredir Hizb-ul İslam yönetimi altında bulunan bölge, stratejik önemi sebebiyle, rakip gruplar arasındaki şiddetli çatışmaların merkezi haline gelmiştir. Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, el-Şabab örgütünün, bölgedeki varlığını güçlendirmek isteyen Hizb-ul İslam örgütüne karşı düzenlediği ani saldırı ile başlayan çatışmalarda, en az 8 kişinin öldüğü ve aralarında sivillerin de bulunduğu birçok kişinin yaralandığı kaydedilmiştir. (Tıkla-1) Çatışmalar, bir zamanlar Hizb-ul İslam partisi ile ittifak halinde olan El-Şabab güçlerinin bölgede kontrolü sağlamasıyla beraber, komşu bölgelere yayılmadan son bulmuştur.
Somali’de çatışmalar artarken, hükümet güçlerinin soruna müdahil olmadığı görülmektedir. Ocak ayından beri görevde bulunan, “ılımlı İslam yanlısı” olarak nitelendirilen Devlet Başkanı Şerif Ahmet liderliğindeki uluslararası desteğe sahip hükümet, henüz başkent Mogadişu’nun bir kaç mahallesi dışında, yönetimde kontrolü sağlayamamaktadır. Diğer taraftan radikal El-Şabab ülkenin büyük bir bölümünde, kontrolü eline almıştır. İslam devleti kurmak isteyen örgüt, kontrolü altında olan bölgelerde katı Şeriat kuralları uygulamaktadır. (Tıkla-2) Öyle ki, El-Şabab tarafından yönetilen bölgelerde sinemalar kapatılmış, müzik dinlemek, futbol maçı yapmak ve izlemek yasaklanmıştır. El-Şabab’ın baskıcı tavrı, geleneksel olarak ılımlı yapının hakim olduğu ülkede, karşı konulması zor, hızlı bir dönüşüm süreci başlatmıştır. Aslında Mogadişu yönetimi de, ülke genelinde İslami kuralların uygulanmasını istemektedir. Zira Nisan 2009’da, ülke genelinde Şeriat hukukunun yürürlüğe girmesi, parlamentoda oybirliğiyle kabul edilmiştir. Ancak radikal İslamcıları zayıflatmak için hükümet tarafından atılan bu adım, bazı din adamları ve isyancılar tarafından olumlu karşılansa da, Şeriat’ı daha katı bir şekilde yorumlayan El-Şabab örgütü için yeterli görülmemektedir.
Tıpkı El-Şabab gibi Hizb-ul İslam örgütü de, Somali’de İslami kuralların uygulanmasından yanadır. İdeolojik benzerliklere rağmen, iki grup arasında, yakın zamanda ayrışmalar yaşanmıştır. El-Şabab ve Hizb-ul İslam örgütü arasındaki gerginliğin temelinde, özellikle kilit bölgelerde yönetimi ele geçirebilmek için başlayan rekabet yatmaktadır. Ekim ayında El-Şabab’ın, İslamcı gruplar tarafından birlikte yönetilen Kismayo kentinde, tek taraflı olarak ilan ettiği yeni yönetime kendi üyelerini atayarak, Hizb-ul İslam üyelerini dışarıda bırakması ile tansiyon gerilmiş ve Ekim ayında İslamcılar arasında çatışmalar başlamıştır. Çatışmalarda, üstünlüğün, sayıca fazla olan Hizb-ul İslam’da olacağı düşünülse de, örgüt ağır kayıplar vermiştir. Hizb-ul İslam örgütü yandaşlarının daha fazla olmasına rağmen, El-Kaide ile bağlantısı olduğu iddia edilen El-Şabab lojistik ve askeri yönden çok daha iyi organize olmuş bir örgüt olarak bilinmektedir. (Tıkla-3)
2004 yılında İslam Mahkemeleri Birliği’nin gençlik kolu olarak kurulan El-Şabab hareketi, özellikle BM desteğiyle ayakta duran geçici hükümet ile toplum arasında, sosyal barış ve işbirliğinin yeniden tesis edilmesi çabalarının önünde büyük bir engel olarak gösterilmektedir. ABD’nin 18 Mart 2008’de, örgütü, El-Kaide ile bağlantılı teröristler listesine eklediğini ilan etmesinin ardından Somali’deki geçici hükümet, örgüte karşı tavrını sertleştirmiştir. Bu süreçte İslamcı gruplar arasında yaşanan ayrışmaların, uluslararası destek bulan geçici hükümetin elini güçlendirebileceği olasıdır. Ancak Somali’nin nerdeyse tamamının El-Şabab kontrolü altında olduğu dikkate alındığında, ‘İslamcı’ yükselişin önüne geçmenin önümüzdeki dönemde pek mümkün olmayacağı öngörülebilir.
(Özgün Arslan, SDE Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan)