10 Ekimdeki İsviçre’de gerçekleşen ve Amerika’nın başrollerini oynadığı Türkiye-Ermenistan protokolünün imza merasimi sonrası Kafkasya’da işlerin rayına girmesi umudu havası erken dağıldı.
AGİT Minsk grubunun Münih toplantısı öncesi hem beklentiler ve hem de umutsuzluklar vardı. İşte bu ortamı dağıtan işe birazda heyecan katan Azerbaycan Devlet başkanı İlham Aliyev’in görüşmelerden umudumuzu kaybedersek işgal altındaki topraklarımızı savaş yoluyla geri alabiliriz açıklaması dünya gündemine bomba gibi düştü.
Aliyev’in açıklamasını müteakip günlerde Ermenistan ise belki de bir misilleme olarak işgal altında tuttuğu topraklarda Şahbulak-Ağdam arasında küçük ölçekli bir askeri tatbikat yaparken son aylarda mutat hale gelen ateşkes ihlallerinin birinde ise bir Azerbaycan köylüsünü öldürmüştü.
Münih görüşmelerinden beklenen sonuç çıkmadığı gibi önümüzdeki 2010 yılına kalan umutların nasıl şekilleneceği ise belli değildir.
AGİT Minsk grubunun bu gayretleri devam ederken Ermenistan kamuoyunda ise Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığının tanınabileceğini tartışmaktadır. Aliyev, Karabağ dışındaki Ermeni işgali altında bulunan toprakları azat etmek isterken Karabağ’ın bağımsızlığının tanınmaya başlamasıyla karşı karşıya kalabileceği bir pozisyona düşmüştür.
Aliyev, Kafkaslardaki problemlerin ana kaynağı olan Rusya faktörünü en iyi bilenlerden biri olarak Karabağ’ı savaş yoluyla alabileceğini beyan etmesi değişik yorumlara sebebiyet vermiştir.
Aliyev bu durumun oluşturduğu şoku atlatmadan Türkiye bizim önceliklerimizi göz önünde bulundurmadan Ermenistan ile anlaşırsa Azerbaycan’ı kaybeder açıklamasını yaptırabilmiştir. Türkiye’nin Azerbaycan özelinde ve Kafkasya genelindeki hassasiyetini bilen Aliyev, bu açıklamaları yaparak Kafkasya’da pozisyon almaya çalışmaktadır. Oysa Aliyev çok iyi biliyor ki, Kafkasya’da Türkiyesiz bir Azerbaycan’ın alabileceği tek pozisyon Rusya’nın yanıdır. O da Azerbaycan’a ne Karabağ’ı ne de Karabağ’ın dışındaki işgal topraklarını geri verecektir. Kafkasya’da Rusya’nın etkisini bilmeyen yoktur, fakat Türkiye’nin durumunu ve politik etkisini Azerbaycan’dan çok Rusya kavramaktadır. Hatta Rusya Kafkaslarda Türkiyesiz bir adım atmak istememektedir. Rusya Ermenistan’ı Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı “kırmızı pelerin” olarak kullanmaktadır. Aliyev bu durumu fark edene kadar bölgede tansiyon yükselme eğiliminde olacaktır.
Münih görüşmelerinden iki gün sonra 24 Kasım’da Aliyev her ne kadar önceden planlanmış olsa da Medvedev ile bir görüşme yapmıştır. Volga nehri üzerindeki Ulyanovsk köprüsünün, Haydar Aliyev abidesinin ve onun adını taşıyan meydanın açılışı için bu şehre giden Aliyev, Medvedev’le beraber açılış merasimlerine katılmıştır.
Basına yansıyan diyaloglarda Medvedev, "Biz iktisadi ve siyasi problemleri soğukkanlı bir şekilde müzakere ediyoruz" ifadelerini kullanıyor. İlham Aliyev ise cevap olarak diyor ki, "eğer bütün dünyadaki münasebetler Azerbaycan”la Rusya arasındaki münasebetler gibi olsaydı, o zaman dünyada problem olmazdı."
Köprünün yeniden açılması, meydana Haydar Aliyev’in adı verilmesi ve bu meydana Haydar Aliyev’in heykelinin dikilmesi Rusya’nın Haydar Aliyev’e verdikleri kıymeti göstermesinden dolayı İlham Aliyev, Medvedev’e teşekkür etmektedir. Bir önceki yazımızda Rusya’nın 1993 yılında Elçibey’i devirip yerine Haydar Aliyev’i iktidara taşımasının altında yatan gerçekleri bir Azerbaycan yetkilisi başsavcının ağzından vermiştik. Şimdi Rusya’nın Karabağ sorununda İlham Aliyev’e ne kadar yardımcı olacağı merak konusudur.
Rusya, Azerbaycan ile her geçen gün artan ticari hareketliliğe eklediği gaz anlaşmasıyla AB’nin can damarı mesabesinde sayılan Nabucco’yu geçici olarak engellemişti. Bakalım bu engellemede Azerbaycan’ın rolünü nasıl değerlendirecek ve Azerbaycan’ı bakalım nasıl ödüllendirecek? İlham Aliyev "eğer bütün dünyadaki münasebetler Azerbaycan’la Rusya arasındaki münasebetler gibi olsaydı, o zaman dünyada problem olmazdı". Diyordu Ulyanovsk şehrindeki konuşmasında.
Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin zaman zaman gerginleşmesi, tansiyonun artması hatta Türkiye’de muhalefetin Azerbaycan satılıyor refleksini göstermesinin ardında Rusya’nın Azerbaycan eliyle Türk muhalefetini kışkırtması yatmaktadır. İstanbul - Erivan - Bakü endeksli bir çözümü Rusya istememektedir. Bunu da muhalefet eliyle engellemeye çalışmaktadır.
(Dr. Hasan Oktay)