11 Eylül saldırılarının ardından ABD, uluslararası arenaya “Terörle Mücadele” başlığı altında Afganistan ve Irak’a müdahale etme hakkını kendinde görerek, iki ülkeyi işgal etmiştir. Başlangıçta, Afganistan ve Irak halkına sözde demokrasi ve özgürlük vaatlerinde bulunmuştu. Ancak her iki ülkede de yarattığı şiddet ve kaos ortamdan bugüne değin çıkamadığı ortadadır. ABD’li ve İngiliz yetkililerinden zaman zaman gelen itiraflara bakıldığında, kendilerinin de bu iki ülkeye müdahale etmeleri yanlış olduğuna dikkat çekmişlerdir. ABD’nin hem Afganistan’ı hem de Irak’ı işgal etmesinden sonra girdiği karanlık tünelin bir türlü çıkış yolu olmadığının ortaya çıkan tablolardan anlamıştır. Bu nedenle ABD ve İngiliz kamuoyunda kimi zaman ABD’nin eski Başkanı Bush ve İngiltere’nin eski Başbakanı Blair’e karşı Afganistan ve Irak’a müdahaleleri nedeniyle protestolarda bulunmuştu. Aynı zamanda iki müttefik olarak görülen ABD ve İngiltere’nin, Irak’taki askeri güçleri arasında derin düşmanlıklar olduğu iddiaları dünya gündemine oturdu. Birleşik Krallık'ta yayımlanan Daily Telegraph gazetesinde yer verilen gizli bir rapora göre, Irak'taki Britanya birliklerinin komutanı Tümgeneral Andrew Stewart'ın Amerikalı meslektaşlarını ''bir grup Marslı'' olarak tanımlaması, ''Irak'taki Amerikan siyasetini etkileme kapasitelerinin olmadığını ifade ediyor. Her türlü diyalog onlara ilginç geldiği dile getiriyor. Ayrıca gazetede yer verilen raporda, Britanya ordusunun personel şefi Albay JK Tanner'ın, ''(ABD ile) sözde 'özel ilişkimize' rağmen, bizlere Portekizlilerden farklı davranmadıklarını kabul ettiği'' şeklindeki sözleri dikkat çekmektedir.(Tıkla-1)
Bu açıklamaların, Büyük Britanya Savunma Bakanlığı tarafından Irak'ın işgalinin ilk yılında (Mayıs 2003 ile Mayıs 2004) arasında görev yapıp ülkeye dönen Britanyalı komutanlarla yapılan bir dizi resmi görüşme sonrasında ortaya çıkan ve yayımlanan rapor, Irak'ta Büyük Britanya'nın rolüne ilişkin bağımsız bir soruşturmanın başlamasından önce olması da manidar olduğunu söyleyebiliriz. Eski üst düzey istihbarat yetkilisi Sir Peter Ricketts ile Dışişleri Bakanlığının eski yetkililerinden Sir William Patey İngiltere'nin politikasının hiç bir zaman Irak'ta rejim değişikliğine odaklanmadığını kaydetti. 2001-2009 yılları arasındaki 8 yıllık süreyi kapsayacak soruşturma çerçevesinde, dönemin ve hala görevde bulunan bazı istihbarat ve savunma bakanlığı yetkilileri, askeri yetkililer, diplomatlar ve siyasetçiler komisyonun önüne çıkarak, soruları yanıtlamaları bekleniyor. 31 Temmuz 2009’a kadar tüm askerlerini Irak’tan çeken İngiltere, bu kez ABD’ye ile yüzleşme zamanın geldiği söylenebilir.
Bu bağlamda, ABD ile İngiltere arasında baş gösteren Irak hesaplaşmasının yanında Irak’ta 2003 yılından beri yaşanan olaylarda hayatını kaybeden bir milyona yakın Irak vatandaşının ve etnik-mezhepsel çatışmalar yüzünden evini terk edip yurtdışına göç etmeye zorlanan 4 milyon 500 bin Iraklının hesabını kim verecek acaba? Ayrıca ABD, Irak’ta iddia ettiği “kitle imha silahları” bulunmadığını ve Irak hakkında yanlış istihbarat edindiğini açıkça ifade etmektedir. Bu durumda, Irak’a sözde demokrasi ve kitle imha silahları bulunduğuna dair tüm yaklaşımların varsayımıyla, bu savaşın sadece ve sadece Ortadoğu’ya yönelme ve hakim olma olduğu anlaşılmaktadır.
2003 Irak işgalinden sonra Irak’ta Amerikan askerleriyle İngiliz askerleri arasında çok nadir de olsa çatışma yaşandığı haberleri gelmekteydi. Bununla beraber, ABD askerlerindeki (4 bin 365 kayıp) kayıp sayısına baktığımızda, İngiliz askerlerinden (179 kayıp) yirmi mislinden fazla olduğu görünmektedir. İngilizlerin Irak’taki asker kaybı, ABD’ye göre düşük olmasının temel nedeni, Basra halkı ile İngiliz askerleri arasındaki ilişkidir. İngiltere’nin Irak halkıyla iletişimde deneyim sahibi olduğunu göz önünde bulundurursak, İngilizler geçen yüzyıldan bu yana edindikleri tecrübelerle Irak halkını nasıl etkileyebileceklerini bildiklerini söyleyebiliriz. Bu nedenle, Irak işgaliyle ilgili İngiliz yetkililerden gelen açıklamaları değerlendirildiğimizde, Irak konusu ABD ile İngiltere arasında gerilim noktasına gelecek gibidir. Her iki yönetimde kendi kamuoyuna karşı Irak işgalinde yaptığı hatayı gidermeye çalışmaktadır. Sonuç itibarıyla ABD’nin, Irak ve Afganistan’da uyguladığı yanlış stratejiler, dış politikasına da yansımaktadır. Irak’ın işgal edilmesinin amacı, Irak’taki rejimi mi değiştirmekti, yoksa Ortadoğu coğrafyasını mı? Bunun yanıtının, ABD ve İngiltere’nin Irak hesaplaşmasında ortaya çıkması beklenebilir.
(Ali Semin, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan)