Obama, 24 Kasım 2009 Salı günü Hindistan Başbakanı Manmohan Singh’i ağırlıyor. Akşam yemeğinde bir araya gelen iki liderin Afganistan, Pakistan, İran gibi bölgesel konuların yanında iklim değişikliği ve küresel ısınmayla mücadele gibi küresel açıdan önemli konuları da tartışması bekleniyor.
Obama’nın Asya turu sırasında kendisini “ABD’nin Pasifik Başkanı” olarak nitelendirmesi, katıldığı ASEAN Zirvesi’nde bölgeye verilen önemi vurgulaması ve liderlerle temasları, Amerikan dış politikasında Asya-Pasifik’in tekrar temel öncelikler arasına girdiğinin işaretleridir. Obama’nın liderlerle temasları sırasında en çok ilgiyi Çin’e göstermesi; Çin ve ABD kamuoylarında ikili ilişkilerde “festival havasının” yaratılmasına ön ayak olurken, Asya bölgesinin bir diğer büyük gücü olan Hindistan tarafından hoş karşılanmamıştır. Singh’in söz konusu ziyaretinin, Obama’nın 8 günlük Asya turunu tamamlayarak ülkesine dönmesinden çok kısa bir süre sonra gerçekleşmesi de bu açısından dikkat çekicidir. Hindistan, Obama’nın Asya turunun ardından ABD-Çin ilişkilerinde beklenen yakınlaşma süreci ve iki liderce ifade edilen “ortaklık ilişkisinin” kendi geleceği için yaratabileceği sonuçları dikkatle izlemektedir.
Hindistan-ABD ticari ilişkileri 2004 yılından itibaren katlanarak artmış ve yıllık 43 milyar dolara ulaşmıştır. 2008 yılında Singh ve eski başkan Bush arasında görüşmeleri tamamlanan “Sivil Amaçlı Nükleer İşbirliği Antlaşması” imzalanmış,
(Tıkla - 1), bu antlaşma ile Hindistan 1998’den beri maruz kaldığı nükleer izolasyondan kurtulmuştur. ABD, Pakistan ve Afganistan kaynaklı terörizmle mücadelede Hindistan’ı önemli bir dengeleyici unsur olarak görmektedir ve iki ülke ilişkileri, küresel ticaretten iklim değişikliği ile mücadeleye kadar çok çeşitli alanlarda işbirliği yapılabilecek farklı alanları bünyesinde barındırmaktadır.
Obama ve Hu Jintao’nun görüşmeleri sırasında ele alınan Güney Asya’da istikrar ve Hindistan-Pakistan ilişkilerinin düzelmesi için ortak çalışmalar yapılması ve destek verme önerisi, Hindistan yönetimi tarafından “hassas bir konuda istenmeyen dış müdahale” olarak yorumlanmıştır.
(Tıkla - 2) Diğer bir ifadeyle, Güney Asya diplomatik ilişkilerine Çin’in müdahil olması korkusu doğmuştur. Söz konusu korku ve kaygılar, yıllardır Çin-Hindistan arasında ihtilaf konusu olan Arachual Pradeş bölgesine Dalay Lama ve Singh’in ziyareti ile Keşmir ayrılıkçı hareketinin lideri Mirvaz Faruk Ömer’in Pekin’e davet edilmesinin ardından artmıştır. Ömer’in Pekin’e davet edilmesinin dışında Çin’in Hindistan’a bağlı Jammu - Keşmir vatandaşlarına pasaport yerine vize benzeri kağıtları temin etmesi, Çin’in bölgeyi Hindistan’ın toprağı olarak görmediğine işaret etmektedir.
(Tıkla - 3) Hindistan’ın Çin ile yaşadığı sınır sorunlarına dikkat çeken Singh; Hindistan’ın son 5 yılda sınır sorunları bağlamında Çin’i ikna etmek için çok çaba sarfettiğini ancak bir sonuç alamadığını dile getirmiştir.
(Tıkla - 4)
26 Kasım 2008 günü gerçekleşen Mumbai saldırısının yıl dönümüne kısa bir süre kala, Hindistan’ın bir diğer şikayeti de, ABD’nin terörizmle mücadele konusunda Pakistan’a yeterince baskı yapmadığı yönündedir. Hatırlanacağı gibi Obama ve Obama’nın Afganistan özel temsilcisi Richard Holbrooke, 60 yıllık geçmişe sahip bir konu olan Keşmir meselesinde Hindistan’a baskı yapmış ve Hindistan’ın Pakistan sınırında hazır bekletilen asker sayısının azaltılmasını sağlamışlardı. Böylece Pakistan’ın Güney Veziristan’da Pakistan Taliban’ına karşı mücadelesine odaklanması istenmiştir.
Pek çok Hintli, Obama dönemiyle birlikte ABD’nin Hindistan’a karşı daha az dostane yaklaşım izlediğini ve Bush dönemine kıyasla ikili ilişkilerin ön görülemeyen bir hal aldığını düşünmeye başlamıştır. Bush Doktrini, Hindistan’ı sadece bölgesel değil, küresel güç adayı bir ülke olarak Asya stratejilerinde kayda değer bir önem atfederken, Obama Doktrini’nde Hindistan’a verilen önemin aynı olmadığı yönünde şüphelere yol açmıştır. ABD yönetimi ise hızlı bir manevrayla bu sıkıntıyı atlatmaya çalışmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı Dış İlişkiler Sorumlusu William Burns; “Çin ile mümkün olan en iyi ve sağlıklı birlikteliği yürütmek ABD’nin çıkarınadır. Ancak bu birliktelik, Hindistan gibi artan öneme sahip diğer ortaklıklarımızın feda edilmesi anlamına gelmemektedir.” demiştir.
(Tıkla - 5)
Obama döneminde Asya-Pasifik bölgesine artan ilgi, Çin ile yakınlaşmayı kaçınılmaz kılmaktadır. Obama’nın Asya turunda Çin’in öneminin fazlasıyla vurgulanması ve iki ülke medyasının da konuyu adeta “festival” havasına büründürmesi Hindistan yönetimini kaygılandırmıştır. Singh’in ziyareti sırasında sözü edilen kaygıları ABD tarafına ileteceği ve bölgesel dengelerin şekillenmesinde Hindistan’ın sahip olduğu rolü vurgulayacağı düşünülmektedir. ABD’nin Asya politikasında sürdürülebilir başarılar elde etmesi için; bölge ülkelerinin beklentilerini hesaba katması ve ikili ilişkilerin yanında çok taraflı ortaklık ilişkilerine önem vermesi gerekmektedir.
(Ali Ertan, Asya-Pasifik Masası, Kıdemli Asistan)