Türkiye’nin son dönemde izlediği yakın çevre ağırlıklı proaktif dış politika belki de Türk kamuoyundan daha fazla Batılı ülkeler tarafından yakından takip ediliyor. Bir yandan Ortadoğu’da geçmişte sorunlu olduğu ülkelerle ilişkilerini tekrar düzeltme sürecine giren bir yandan Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefiyle ilerleyen Türkiye, Osmanlı misyonunu yeniden üstleniyor gibi gözükmektedir.
Uzun yıllar yüzünü Batı’ya çeviren Türkiye’nin artık yakın çevresini de görmeye başlaması ve bu bağlamda özellikle Ortadoğu ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmesi, Müslüman dünyasına yönelik liderlik rolünde Türkiye’nin yıldızının parlamasına neden olduğu söylenebilir. Türkiye Doğu ile Batı arasındaki ‘köprü’ konumundan daha aktif bir rol olan Doğu ile Batı arasında ‘yön belirleyici’ konuma gelmeye başlamıştır. Ortadoğu’da, Orta Asya’da, Kafkaslarda, Balkanlarda, Avrupa’da hatta Afrika’da her daim etkili olmayı sürdüren Türkiye’nin bu gidişatı ‘Yeni Osmanlı’ söylemleri ile örtüşür gibi gözükmektedir.
Uluslararası gündemi meşgul eden en önemli sorunlarda kilit ülke olarak Türkiye’nin yer alması bulunduğu coğrafyanın gereğinden öte Türkiye’nin potansiyelinin farkına varmasıyla açıklanabilir. Bu potansiyeli diplomatik kanallarla destekleyen Türkiye bir anlamda denge oyunu oynamaktadır ve bu oyunda başarılı olacak gibi durmaktadır. Türkiye ilişki içerisinde olduğu her ülkenin diğer ülkeler nezdindeki hassas noktalarını gözeterek arabulucu rolünün hakkını vermeye çalışmaktadır. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun AK Parti Kızılcahamam Kampı’nda yaptığı açıklamalar da bu doğrultuda olmuştur. Davutoğlu, “Osmanlı'dan kalan bir mirasımız var. Yeni Osmanlı diyorlar. Evet, Yeni Osmanlı'yız. Bölgemizdeki ülkelerle ilgilenmek zorundayız. Hatta Kuzey Afrika'ya açılıyoruz. Büyük devletler şaşkınlıkla takip ediyor. Özellikle Fransa, K. Afrika'ya niçin açıldığımızı araştırıyor. Ben de talimat verdim. Sarkozy hangi Afrika ülkesine giderse gitsin kafasını kaldırdığı yerde Türk büyükelçiliği binasını ve bayrağını görecek. Elçilik binalarını en güzel yerlerden tutun, diye talimat verdim” diyerek son zamanlarda Türkiye’ye yönelik Osmanlı misyonu söylemlerine bir anlamda cevap vermiştir.
(Tıkla - 1)
Bu konuya yer veren Financial Times gazetesinde, Londra merkezli düşünce kuruluşu Centre for European Reform’dan gelen yorum şu şekilde yer almıştır: “Avrupa Birliği üyeliği için müzakereler yapan NATO'nun eski bir üyesi olarak Türkiye'nin, ABD ve Avrupa'yla aynı doğrultuda hareket etmesi beklenir. Türkiye ayrıca bölgesel bir güç olarak, bağımsız hareket etmek ve komşularının düşmanlığını kazanmaktan kaçınmak isteyecektir. Ankara'nın, zor tercihler yapmaktan daha ne kadar süre kaçınabileceği, net değil."
(Tıkla – 2)
Türkiye’nin hem AB yolunda hem Ortadoğu ile ilişkileri kapsamında olumlu gidişatı kimi zaman eleştirilse de tek yönlü politika izlenen dönem, Soğuk Savaş’la birlikte geride kalmış gözükmektedir. Değişen konjonktüre göre dengeli bir tutum içerisinde çok yönlü politikalar izleyen Türkiye için önümüzdeki günlerin umut vadeden bir yapıda olması muhtemeldir.
(Aydan ÖZEN, Avrupa Birliği – Balkanlar – Ege - Kıbrıs Masası, Asistan)