Irak’ta seçim yasası tartışmaları sürerken,
Irak’ın hassas ve sorunlu bölgeleri haline getirilen Kerkük ve Musul, son iki
haftadır meydan gelen saldırı olaylarıyla dikkat çekmektedir. Bir yandan seçim
rekabetine sahne olan Kerkük ve Musul’da, adam kaçırma ve öldürme vakaları da
artmaktadır.
22 Kasım’da Irak’ın kuzeyindeki Musul kentinde Irak Türkmen
Cephesi’nin (ITC) Yürütme Kurulu üyesi ve Musul İl Sorumlusu Yavuz Ahmet
Efendi, evinin önünde kimliği belirsiz silahlı kişilerce vurularak hayatını
kaybetti. Türkmen milletvekili Safaeddin Arkij yaptığı açıklamada, silahlı
saldırganların Türkmen yetkilinin evinin kapısını çaldıktan sonra oğlundan
babasını çağırmasını istediklerini, gelince de ateş ettiklerini anlattı.(Tıkla-1)
Kerkük ve Musul’da artan şiddet olayları
Irak’ta yeniden körüklenmek istenen etnik ve mezhep çatışmalarını
hızlandıracaktır. Türkmenlere yönelik saldırılar akıllarda şu soruları
canlandırmaktadır; Türkmen bölgelerine yapılan saldırıların amacı nedir? Kerkük
ve Musul’da nasıl bir ortam yaratılmaya çalışılmaktadır? Son dönemlerde Kerkük
ve Musul sorunlarıyla ilgili oluşturulan Türkmen ve Arap işbirliği bu tür
olayların habercisidir. Saldırıları sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz;
- Son aylarda Uluslararası Kriz Grubu
tarafından yayınlanan raporda, ABD güçlerinin Irak’tan çekilmesi ile birlikte,
Irak’ta Arap ve Kürt çatışmasının kaçınılmaz olduğu öngörüsünde bulunulmuştu. Musul,
Araplarla Kürtler arasında adeta bir güç mücadelesi odağı olmuştur. Kürtler,
özellikle Ocak 2009’da Irak’ta yapılan yerel seçimlerde Musul vilayet
meclisinde ciddi manada temsil gücünü kaybetmeleri üzerine, meclisi boykot
ederek Araplarla çatışmanın eşiğinden dönmüşlerdi.
- ITC Musul Sorumlusu Yavuz Ahmet Efendi’ye karşı
düzenlenen saldırı, Musul’da yaşanan Arap ve Kürt gerilimin, Türkmen-Arap
gerilimine dönüştürme isteğiyle ilgilidir. Ocak 2010 Irak’ta yapılacak genel
seçimlere ITC’nin listesine, Musul’da Sünni Arap Milletvekili Usame Nuceyfi’nin
katılması, Kürtleri rahatsız etmiştir. Türkmenlere karşı düzenlenen
saldırılarda, Türkmen-Arap düşmanlığı yaratılmaya çalışılmaktadır.
- Ahmet Davutoğlu, 30 Ekim’de Erbil’i
ziyareti sırasında, Musul’a da geçerek Türk Başkonsolosluğu’nun açılışını
yapmıştı. Davutoğlu’nun Musul’a geçmesi ve orada Sünni Araplar ve Türkmenler
tarafından görkemli bir şekilde karşılanması elbette ki, bazı kesimleri
rahatsız etmiştir. Türkiye’nin Musul’daki etkisini kırmak için Türkmen ve Arap
çatışmasının çıkması gerektiği değerlendirilmektedir.
- Daha önce genellikle Türkmen vatandaşlarını
hedef alan saldırılar yapılmaktaydı ve bu olaylar Türk yetkililerince fazla
dikkate alınmazdı. Bu defa saldırının doğrudan Türkmen Cephesi Yürütme Kurulu
üyesini hedef alınması önemli bir mesaj olarak nitelenebilir. Önümüzdeki Irak
seçimlerinin Irak halkı ve özellikle de Türkmenler için önemli olmasının
yanında, bir o kadar da kritik olduğu anlaşılmaktadır.
Görüldüğü gibi, Irak seçimleri yaklaşırken
şiddet ve kaos ortamı da artmaktadır. Bu olaylar ise Irak’ın yeni sürecinde
Türkmen ve Arap çatışmasının zeminini hazırlamaya yönelik girişimlerdir. ITC
yetkilisinin şehit edilmesinin ardından Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun,
ITC Başkanı Dr. Sadettin Ergeç’i arayıp başsağlığı dilemesi ve olayı şiddetle
kınaması Türkmenler için moral olabilir. Ancak bu saldırılara karşı sadece
kınamanın yetmediği görülmektedir. Ayrıca bu olay, oradaki Türkmenleri koruyabilecek
mekanizmaların biran önce oluşturulmasını gerektiren durumların ortaya
çıktığının bir işaretidir. Bu olayın incelenmesi için derhal Dışişleri
Bakanlığı’ndan bir heyetin oluşturulup Musul’a gönderilmelidir. Bundan sonra
Türkmenlerin kendilerini korumak için atması gereken önemli adımlardan biri;
kendi güvenlik güçlerini oluşturmalarıdır. Bir diğeri ise Türkmen ve Arap
çatışmasının zeminini hazırlamak isteyenlere karşı Araplarla yaptıkları
işbirliğini devam ettirmeleridir.
Sonuç olarak; Türkmenlere yapılan
saldırıların nasıl Musul’da Türkmen-Arap çatışmasının zeminini hazırlamak
olduğunu düşünüyorsak, aynı zamanda Türkmenler arasında Sünni-Şii ayrışmasını
da beraberinde getirmesi hedeflenmektedir. Bu nedenle olaylara bakıldığında,
özellikle son günlerde Türkmen yetkililerden gelen çatlak seslere biran önce
son verilmeli ve kendi aralarındaki tüm sorunları bir kenara bırakıp birleşmeleri
gerekmektedir. Aksi halde görünen köy kılavuz istemez misali, bu tehlikelerin
üstesinden gelmeleri zor olacaktır. Türkmenlere hedef haline getiren olaylar
Türkiye açısından değerlendirildiğinde; Irak’ın kuzeyine açılması ve Kürt
yönetimi ile birebir bakan düzeyinde görüşülmesinin Türkmenlere de olumlu
olarak yansımasının zamanının geldiği düşünülmektedir. Artık Türkiye
Türkmenlere karşı soydaşlık kavramını bir tarafa bırakıp “Irak politikasında”
Türkmen stratejisini net bir şekilde ortaya koymalıdır. Ayrıca Irak stratejisi
çerçevesinde Türkmenlerin genel olarak hem Irak’ta hem de Irak’ın kuzeyinde
etkin bir rol alması sağlanmalıdır. Bundan sonra Arap ve Kürtler arasında
mücadele alanı haline gelen bölgelerde Türkmenlere yönelik saldırı olaylarının
artması beklenebilir.
(Ali SEMİN, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli
Asistan)