Ziyaretleriinin son iki ayağını oluşturan Çin ve Güney Kore’deki temasları sırasında, Amerikan medya temsilcilerinin yoğun ilgisinden de yararlanarak, Başkan Obama’nın, kamuoyu yoklamalarında düşmekte olduğu iddia edilen destek oranını yükseltme gayretlerini ortaya koyduğu görülmüştür.
Başkan Obama, gerek küresel gerek içeriye dönük konularda, Yönetimi tarafından gerekli başarının temellerinin atılmış bulunduğunu ileri sürmüştür. Obama, Ülkesinin Dünya ölçeğindeki duruş ve ilkelerini yeniden inşa ettiği ve bunun yarattığı inandırıcılık ve güvenilirliğin de kamuoyu yoklamalarına yansıdığı iddiasındadır; böylece, Dünya’daki diğer ülkeler liderlerinin ABD ile işbirliğinde bulunmaları kolaylaşmış olup Çin ve Rusya’nın, nükleer konularda İran’la yürütülen görüşmelerdeki katkıları da buna bir örnek oluşturmaktadır.
İktidara geldiği günden bu yana, Başkan Obama, kendinden önceki başkanlardan daha fazla sayıda, yirmi ayrı ülkeyi ziyaret etmiş bulunmaktadır.
Dış politika bağlamında, Afganistan ve İran, Başkan Obama’nın gündeminde öncelikli maddeler arasındaki yerlerini korumaktadır.
Afganistan’a ilave Amerikan askeri gönderilmesi ve bu Ülkeye ilişkin yeni stratejinin saptanması çalışmalarını birkaç hafta içinde bitirerek nihai kararını açıklayacağını söyleyen Obama, gönderilecek güç miktarının ucunun açık olmayacağını; bu gücü göndermeden önce Afganistan’ın yeterli bir istikrara kavuşmuş olmasının yaşamsal önem taşıdığını; oradaki durumun şiddete başvuran aşırı güçlerin tüm Bölgeye bulaşmasını önlemek gerektiğini; bunların yanında, Afganistan’da etkin ve geçerli bir ortağa sahip olduklarını kanıtlamak zorunda olduklarını da ileri sürmüştür.
Obama, bu çerçevede, yönetimi içinde, fazla konuşmak ve basına bilgi sızdırmak alışkanlığında olanlara da ciddi bir uyarıda bulunmuş ve hayat memat meselesi olan ulusal konularda, özel hazırlanmış mekanlarda yaptıkları ve Amerikan Kuvvetlerinin savaş alanında yapacakları harekatı belirleyen görüşme ve kararların medyaya sızdırılmasının kabul edilemeyeceğinin altını çizmiştir.
Başkan Obama’nın, Ülkenin yaşamsal önem taşıyan konularında kararlarını, iç politika ve yeniden seçilme kaygısı duymadan aldığını belirterek, “şayet iç politika endişesine kapılsaydım, sağlık, eğitim reformları, temiz enerji ekonomisi ve Küba’nın Guantanamo Körfezi’ndeki tutuklama merkezinin kapatılması gibi konularla hiç uğraşmamak gerekirdi” demiştir.
Bilindiği gibi, Guantanamo’da 11 Eylül olayları ile yakından ilgili görülen beş zanlı ve, bunlar arasında, iddialara göre olayların beyni konumundaki Halid Şeyh Muhammed bulunmaktadır. Aynı Cezaevinde Darüsselam (Tanzanya) ve Nairobi (Kenya)’daki ABD Büyükelçiliklerinin 1998 yılında bombalanması olayının sanıklarından Ahmed Halfan Geylani de yatmaktadır. Açıklandığına göre, Guantanamo Koyundaki tutukevi kampının, Obama’nın söz verdiği şekilde, önümüzdeki 2010 yılında kapatılmasından önce, bu iki sanık ABD’ye getirilerek New York’ta yargılanacaklardır.
Başkan Obama’nın iç politikada uğrayabileceği kayıpları düşünmeden, seçimler öncesinde verdiği sözleri uygulamaya koymasının, kendisine kısa vadede bazı destek kayıpları getirmesi olasılığı kabul edilse de, uzun vadede, bu davranışların Obama ve Partisine kamuoyu desteği ve oy sağlayacağı değerlendirilmektedir.
(Büyükelçi (E ) Nüzhet Kandemir, ABD Masası)