ENGLISH
07.02.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Türkiye’nin Telekulak Sancısı

23.11.2009 11:30:00

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye’de ve dünyanın hemen her yerinde sorun, dinlemenin etik kurallarının neler olması gerektiğinden ziyade, bunların uygulamasını sağlamaktır. Bu nedenle Batı dünyasında özellikle yeni arayışlar söz konusu olmuştur ki bunlardan birisi özellikle mobil iletişim teknolojisinin etik kuralların uygulanmasını sağlayacak bir şekilde tasarımını teşvik etmek ve hatta zorunlu kılmaktır. Çünkü etik kurallar kolayca kabul edilebilir fakat bunların somut bir şekilde gereğini ifa etmek zordur.

Türkiye’nin yeni gündemi telefon ve ortam dinlemeye ilişkin olarak ortaya çıkan ve gelişen olaylar zinciri. Aslında yeni gündemi demek çok da doğru değil belki. Zira 80’li yıllardan bu yana farklı düzeylerde gündem teşkil etmiş bir konu telekulak olayları.(Tıkla 1)

Fakat günümüzde çok daha farklı ve ciddi boyutlarla günlük hayatımızın rutin tartışmaları arasında girmiş durumda. Siyaseti sarsıcı gelişmelere de neden olan olaylar, ciddi hukuki tartışmaları da beraberinde getirdi. Özellikle bazı hâkim ve savcılarla yüksek yargı organlarının dinlendikleri ve teknik takibe uğradıkları iddiası, bu konuda gelinen son aşama oldu. Genel olarak dinlemenin hukuki şart ve sonuçları tartışılırken ve bu konu tam anlamıyla sonuçlandırılmamışken, bir de hâkim ve savcıların hangi şartlarda ve ne şekilde dinlenebileceği tartışmaları başladı. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun daha önce bilmediğimiz bir takım yetkilerinin olduğunu bu vesileyle öğrenmiş olduk. Bu yetkilerden birisi de hâkim ve savcılar hakkında mahkemelerden dinleme talep edebilmesiydi.

Geçmişten günümüze yaşanan telekulak skandalları, bunun teknolojik ve etik sınırlarının olmadığını gösteriyor. Siyasi rekabet şartları ve toplum mühendisliği projelerinin ya da rant peşinde koşanların kumpas faaliyetlerinin birer parçası olarak bu ülkenin en düzey devlet adamları, başbakanları dinlenebiliyor. Bunun artık devlet eliyle yapılması da gerekmiyor. Bu tür işlemlerin yapılmasını sağlayan teknik cihazlar kolayca piyasadan hem de hiç de yüksek olmayan fiyatlarla kolayca edinilebiliyor. İnternette yapılacak küçük bir araştırma, başlangıçta tasavvur dahi edemediğimiz nitelikte cihazların çoğu insanın kolayca karşılayabileceği maliyetlerle sipariş edilerek evinize kadar teslim edilebildiğini gösteriyor.

Bunlar tabii ki yasal prosedürler çerçevesinde olmayan yasadışı dinlemeler. Soğuk savaş dönemini konu alan filmlerde sıklıkla görülen türden, casuslar savaşının bir parçası olarak istihbarat ya da şantaj amaçlı yapılanlar. Bunlar çeşitli nedenlerle bu teknolojiye sahip olanlar tarafından yapılan ve zaten suç teşkil eden dinlemeler. Bunlara karşı kişisel önlem almaktan başka çok fazla çözüm yok. Bir de hukuk sisteminin bunları tespit edilebildiği ölçüde ciddi şekilde cezalandırması gerekiyor.

Fakat asıl tartışma yasal prosedürler çerçevesinde, yani mahkeme kararıyla yapılan dinlemelere ilişkin oluyor. Özellikle de hangi hallerde, kimler için, ne kadar süreyle yapılabileceği, ne ölçüde delil sayılabileceği, özel hayatın gizliliğinin nasıl sağlanabileceği, bunun etik sınırları, verilerin ne şekilde saklanacağı, kimlere açılabileceği, kararın hangi usullerle ve hangi kurum ve kişiler tarafından alınması gerektiği gibi konular hep tartışıla gelen hususlar. Yani esasa ve usule ilişkin şartlarla konunun etik boyutları tartışılan temel hususlar olarak gündemimizde yer alıyor.

Birbiri ardına ortaya çıkan skandallar sonunda Cumhurbaşkanı’nın da konuya el atmasına sebep oldu. Özellikle Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın telefonlarının dinlendiğinin ortaya çıkmasıyla birlikte Cumhurbaşkanı’nın Adalet Bakanı ve Yargıtay Başkanı ile ayrı ayrı görüşmesi, sorunun hangi boyutlarda olduğunu ortaya koyması açısından oldukça anlamlıydı (Tıkla 2). 

Telekulak skandalları ile ilgili temel sorun, dinleme yapıldığının yine teknik imkânlarla belki kolayca tespit edilebilmesine rağmen, bunun kimler tarafından yapıldığının aynı kolaylıkta yapılamamasıdır. Nitekim Yargıtay’ın dinlendiği iddialarına verdiği cevapta Telekomünikasyon İletişim Başkanı Fethi Şimşek, bu kuruma ait telefonun dinlenmediğini söyledi.

Türkiye’de ve dünyanın hemen her yerinde sorun, dinlemenin etik kurallarının neler olması gerektiğinden ziyade, bunların uygulamasını sağlamaktır. Bu nedenle Batı dünyasında özellikle yeni arayışlar söz konusu olmuştur ki bunlardan birisi özellikle mobil iletişim teknolojisinin etik kuralların uygulanmasını sağlayacak bir şekilde tasarımlanmasını teşvik etmek ve hatta zorunlu kılmaktır. Çünkü etik kurallar kolayca kabul edilebilir fakat bunların somut bir şekilde gereğini ifa etmek zordur.

(Doç. Dr. Ertan Beşe, Savunma - Güvenlik - Terör Masası)






SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya