ASYA’DA RUS-ÇİN İŞBİRLİĞİ VE ŞİÖ
13 Ekim 2009 tarihinde Pekin’de on dördüncüsü düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nde daimi üyelerin yanı sıra gözlemci ülkelerden Pakistan, Afganistan, Hindistan ve Moğolistan da yer almıştır.
Temelde enerji arz güvenliği ve ekonomik işbirliği konularının ele alındığı ŞİÖ görüşmesinde, bir önceki görüşmeden farklı olarak, bölgesel ve küresel güvenlik konularına gösterilen önemin artması dikkat çekmektedir. Bu bağlamda üye devletler arasındaki sınır sorunlarının çözülmesi amacıyla kurulan ŞİÖ’nün etki alanı ve ele aldığı konular da genişlemektedir.
Zirve sırasında ŞİÖ’nün iki önde gelen temsilcisi, Çin Halk Cumhuriyeti başbakanı Wen Jiabao ve Rusya Federasyonu başbakanı Vladimir Putin bir araya gelmiştir. Enerji alanında artan Rus-Çin işbirliğinin bir tezahürü olarak, 3,5 milyar dolarlık petrol ve doğalgaz boru hattı anlaşması imzalamıştır. Bu anlaşma bağlamında inşa edilecek hattın Rusya’ya bağlı Skovorodino’dan, Çin’in kuzeydoğusunda yer alan Daqing şehrine kadar uzanması hedeflenmektedir. Projenin 2010 sonunda tamamlanması ve düzenli petrol sevkiyatının 2011’de başlaması planlanmaktadır. Ayrıca 2014–2015 döneminde faaliyete geçmesi planlanan doğu-batı yönüne uzanacak doğalgaz boru hattı projesi için de prensip olarak anlaşılmıştır.
11 Eylül 2001 sonrası dönemde ABD ve Batılı müttefiklerinin Orta Asya’da artan askeri varlığı, Kafkasya ve Karadeniz ülkelerinin ardından Türk Cumhuriyetleri’ne yayılan “renkli devrim” girişimleri bölgede rahatsızlık uyandırmaktadır. ŞİÖ’nün askeri bir niteliğe sahip olmamasına rağmen yabancı aktörlerin Asya’da artan etkisi, üye ülkeleri daha sıkı ilişkiler kurmaya ve yeni işbirliği alanları bulmaya sevketmektedir.
Rusya ve Çin’in öncülüğündeki baskın grup, ortak güvenlik organizasyonu çabasını dile getirmekte ve bölgedeki güvenlik endişelerine işaret etmektedir. ABD ve NATO kuvvetlerinin Afganistan’da terörizme karşı yürüttüğü mücadelenin geldiği nokta ve İran’ın nükleer çalışmalarının uluslararası kamuoyunda yarattığı tepkiler toplantının gündeminde yer edinmiştir. Rusya ve Çin’in İran konusunda görüşlerinin (Batı’nın İran’a askeri müdahalesi veya sıkı ambargo kararını desteklememek) değişmediği ifade edilmiş ancak zirvede görüşülen birçok konu gibi Afganistan ve İran’daki olaylar üzerine de resmi bir açıklama yapılmasından kaçınılmıştır.
Putin’in zirve sırasında İran cumhurbaşkanı baş yardımcısı Muhammed Rıza Rahimi ile ikili görüşmesi beklenmektedir. Bu görüşmenin Hillary Clinton’un Rusya’yla diplomatik ilişkilerini sağlamlaştırmak için gerçekleştirdiği ziyaret ile eş zamanlı olması dikkat çekicidir. Putin’in aynı zamanda Kazakistan başbakanı ve Afganistan devlet başkanı yardımcısı ile temaslarda bulunması kararlaştırılmıştır. ABD ve AB ülkelerinin, Kazakistan başta olmak üzere Orta Asya enerji kaynaklarını Batı piyasalarına yönlendirilmesi için gösterdiği çaba Rusya tarafından dikkatle izlenmektedir. Kazakistan’ın Dünya Ticaret Örgütü’ne girmek için. Rusya’dan aradığı desteğin yanında, Kazakistan-Rusya ikili görüşmelerinde ele alınması beklenebilir.
(Ali ERTAN, Asya-Pasifik Masası, Kıdemli Asistan, 15.10.2009)