ABD makamlarına göre Afganistan’daki savaşın kazanılması için Avrupa ve ABD’nin toplam 35 bin civarında asker takviyesi yapabileceği dile getirilmektedir. Bu rakam, Afganistan’daki ABD askeri gücünün komutanı tarafından talep edilen 40 bin asker sayısından biraz az olmakla birlikte ülkedeki yabancı asker mevcudunu 106 binden 143 bine çıkması anlamına gelmektedir. ABD’nin eski başkan adayı John McCain ve diğer Cumhuriyetçiler, Obama’nın, Afganistan’da giderek kötüleşen duruma çare üretmekte kararsız ve yetersiz kaldığını ileri sürmektedir. NATO Genel Sekreteri Rasmussen ise bu savaşın sadece ABD’nin değil tüm müttefiklerin savaşı olduğunu belirterek Afganistan’da asker bulunduran NATO ülkelerinin asker sayılarını en az bir tabur (500-1000 askeri personel) artırmalarını istemektedir.
(Tıkla) Afganistan’daki askeri kayıpların artması, ABD ve İngiltere başta olmak üzere Afganistan’da asker bulunduran ülkelerin kamuoylarında eleştirilerin artmasına sebep olmaktadır. Başkan Obama’nın açıklayacağı yeni Afgan stratejisi, ABD Yönetimince ‘gerekli’ bir savaş olarak nitelenen Afganistan ve Pakistan Taliban’ı ile mücadelenin yeni bir safhaya gireceğini göstermektedir. Ancak, sadece askeri güçle değil aynı zamanda uzlaşıya açık gruplarla yapılacak müzakerelerle de sonuç alınmaya çalışılacağı görülmektedir. Askeri varlığın artması ABD ve diğer koalisyon müzakere gücünü artırabilir.
Son dönemde Batılı muhatapları ile arasında güven bunalımı yaşanan Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai de yaptığı açıklamalarda Afganistan’a daha fazla ABD askerinin gönderilmesini desteklediğini belirtmiştir. Ancak burada önemli olan nokta, ülkedeki yabancı varlığın işgalci güç olarak kabul edilmemesine yönelik atılacak adımlardır. Yolsuzlukla mücadelenin yanında, ülkenin imarı için başlatılan projelerin, halkın desteğiyle bitirilmesi ve toplum güvenliğin sağlanması birincil önceliklerden olmalıdır. Dünya afyon ve eroin piyasasında monopol duruma gelen Afganistan, aralarında bu yasadışı ekonomiyi bölüşen birçok aktörün ve grubun ilgi odağındadır. Açıklanacak olan yeni Afgan stratejisinde bu sorunun çözümüne yönelik tedbirlerin de yer alması büyük önem taşımaktadır.
Taliban’ın en temel finans kaynaklarından birisi olan afyon ve eroin üretiminden yüzde 10 oranında pay alması ABD ve BM tarafından çeşitli raporlarla ortaya konulmaktadır. Ancak şunu da dikkat etmek gerekir ki, Taliban ve yerel savaş komutanları nedeniyle merkezi otoritenin varlığının hissedilmediği şehirler ve bölgeler, kendi kazançlarının ve hırslarının peşinde olan uyuşturucu tacirlerine de uygun ortamı sağlamaktadır. Zaten ülke içindeki uyuşturucu pazarından aslan payını bu tacirler almaktadır. Dolayısıyla, iç karışıklık ve çatışma ortamı ülkedeki merkezi otoriteyi etkisiz ve işlevsiz kılarken diğer taraftan yasadışı faaliyetler için uygun zemini hazırlamakta, uyuşturucu madde kaçakçılığı ve iç çatışmalar birbirini beslemektedir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)