Genel olarak, sağlık sigortası, tedavi yardımları ya da tıbbi malzeme alımlarında yapılan usulsüzlüklerle bireysel maddi menfaat elde edilmesini anlatan bu kavram yeni olmamakla birlikte organize suçların en az riskle en çok kar getiren faaliyet alanlarından birisi olmaya başlamıştır. Finans ve emlak sektöründeki muazzam yolsuzluk dosyalarıyla sarsılan ABD’de tıbbi yolsuzluk sektörünün de çok büyük boyutlara geldiği rapor edilmektedir. Bu amaçla, kimlik bilgisi hırsızlığı, sahte faturalar ve yalan beyanlar en sık kullanılan dolandırıcılık araçlarıdır. Suç örgütleri tarafından iki çeşit kimlik çalınmaktadır. Bunlar; yapılan tedavi ya da muayene için fatura kesen doktorların kimliği, diğeri ise devletin sağlık hizmetlerinden, ilaç ve tıbbi malzemeden yararlanan kişilerin kimlikleridir. Doktorların kimlik bilgilerini elde eden suç örgütleri, bu kimlikle başka muayenehaneler açmakta ve elde ettikleri hasta yardım numaralarını kullanarak, kendilerine milyonlarca dolar getirecek olan elektrikli sandalye ya da pahalı ilaçları reçete etmeye başlamaktadırlar.
Çetelerin verdiği muayenehane adreslerinde de doktorlukla ilgili hiç bir şey bulunmamakta sadece hükümetten gelen bu reçete ödeme çeklerinin gelebileceği bir posta kutusu bulunmaktadır. ABD Sağlık Bakanlığı Soruşturma Ofisi’nin tahminlerine göre bu yıl suç grupları ve yolsuzluğa bulaşmış doktorların karıştığı toplam 4 milyar Dolarlık tıbbi yolsuzluğun ortaya çıkarılmıştır. Fakat bu rakam ABD’ye yıllık olarak mal olan tıbbi yolsuzluk faturasının sadece yüzde 5’idir. (Tıkla-1)
Ülkemizdeki duruma baktığımızda sağlık sektöründe büyük yolsuzlukların yapılıyor olduğunu görmekteyiz. Bu planlı yolsuzluğa, kimi doktorlar, eczaneler, ilaç firmaları, hastaneler, medikal firmaları ve bazı bürokratların dâhil olduğu Neşter, Enfeksiyon, İlaç, Sağlık, SSK operasyonları gibi zaman zaman basına yansıyan haberlerle ortaya çıkmaktadır. Kolluk birimleri yolsuzlukları tespit ederek olabilecek maddi kayıpları önleme gayreti içerisindedir. Ancak yolsuzluk ve neticesinde cebe indirilmiş olan milyarların geri alınmasında sıkıntı yaşanmaktadır. Sağlıktan kimse vazgeçemez. Halkın sağlık hizmetlerine erişiminin sağlanması sosyal devlet anlayışının bir gereğidir. 2010 yılı sonunda 30 milyar TL’ye ulaşması beklenen SGK bütçe açığının bu rakamlara ulaşmasında maalesef yolsuzlukların da önemli bir payı bulunmaktadır. Bu faturayı, geçmiş yıllarda milyar dolarlara ulaşan banka yolsuzluklarında olduğu gibi hepimiz ödemekteyiz.
Sağlıklı bir sağlık sektörü için hizmet-malzeme-ilaç alım ve geri ödeme işleyişinin başta iç denetim mekanizmalarıyla çok ciddi bir şekilde denetim altında tutulması gereklidir. Yani suiistimallerin meydana gelmesine zemin hazırlayan şartların en aza indirilmesi ve buna rağmen ben halkın parasıyla kendi cebimi doldurmakta kararlıyım diyenlere de başta mal varlığı müsaderesi olmak üzere uzun yıllar hapis yatmalarını sağlayacak cezai tedbirlerin geliştirilmesi gereklidir. Devletin banka yolsuzluklarına karşı aldığı önleyici tedbirlerin etkili olduğu görülmektedir. Bunun gibi, organize tıbbi yolsuzlukların da en aza indirilmesi amacıyla SGK ve ilgili kolluk ve maliye birimlerinden müteşekkil bir görev gücünün kurularak bu olayların üzerine daha koordineli gitmesi ve mücadeleye yönelik ortak bir veri bankası kurmasında fayda görülmektedir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)