ENGLISH
30.07.2010
Ana Sayfa » Siyaset Sosyolojisi ve PsikolojisiGeri Dön «

Kızılcahamam Toplantısı ve Demokratik Açılım

23.11.2009 09:23:00

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

AK Parti’nin, Kızılcahamam da gerçekleştirilen 14. İstişare Toplantısı'nda milletvekilleri açılım ile ilgili kaygılarını ve eleştirilerini dile getirdi. Görülen o ki, toplumun büyük bir kısmı şu anda konuyu tam olarak anlayamamakta, ülkenin ulusal ve üniter yapısının tehlikeye gireceğini, Kürtlere ayrıcalıklı hakların tanınacağına, Mahmurdan gelenlerle dağdan inen teröristlere çok büyük ekonomik, sosyal ve iş imkanlarının sunulacağına inanmaktadır. Vatandaşların bu endişeleri, Açılıma başından beri karşı çıkan siyasilerin, sivil toplum örgütlerinin ve medyanın tutum ve söylemleriyle daha da artmaktadır.

AK Parti’nin, Kızılcahamam da gerçekleştirilen 14. İstişare Toplantısı'nın gündemini ağırlık olarak “demokratik açılımlar” oluşturdu. Toplantıda milletvekilleri açılım ile ilgili kaygılarını ve eleştirilerini dile getirdi. Toplantının ilk gününde; Devlet Bakanı Faruk Çelik, “Alevi Açılımı” ile ilgili son gelişmeleri anlattı. Çelik, açılımın Alevilerle sınırlı kalmayacağını, 8 Aralık günü İstanbul’da Roman temsilcileriyle bir toplantının gerçekleşeceğini ve 2010 yılının ilk yarısında açılım çerçevesinde yeni adımların atılacağını ifade etti.

Toplantıda Başbakan Erdoğan, milletvekillerinin açılım konusundaki eleştirilerini, endişelerini ve önerilerini de dinledi. Bu şekilde gerçekleşen görüş alışverişinde milletvekillerinin genelde anayasal değişikliklerin olup olmayacağı, olacaksa kapsamının ne olacağı ve ne zaman yapılacağı hususunda sorular yönelttiği ifade edildi. Diğer taraftan, bazı milletvekillerinin de açılımın kırmızı çizgilerinin ve genel çerçevesinin belli olmasına rağmen bunun halka tam olarak anlatılamadığını, bu yüzden de vatandaşla iletişimde ciddi sorunlar yaşandığı konusunda görüş belirttiği ileri sürüldü (Tıkla).

Demokratik Açılım kendine has olağan seyrinde biraz yavaş, durgun ancak aynı zamanda kararlılık içerisinde devam ediyor. Bu süreç ilk defa ortaya gündeme geldiğinde bazı aydınların, siyasilerin ve medyanın ifade ettiği “Demokratik Açılım = Kürt Açılımı” veya bir başka ifadeyle “Demokratik Açılım Kürt Açılımından ibarettir” öngörüsünün ne kadar hatalı olduğu bir kez daha tescillenmiş oldu. Hükümet Alevi, Roman, Kürt ve toplumun her kesimi için daha fazla özgürlük ve daha iyi yaşam koşullarının hâkim kılınabileceği bir ülke ve toplum yapısının Açılımın temel hedefi olduğu konusundaki yaklaşımını net bir şekilde ortaya koydu.

Bununla birlikte, bu genel tablonun önemli bir kısmını oluşturan Kürt Açılımı konusunda yaşanan bazı sorunların aşılması noktasında ciddi çalışmaların yapılması gerekmektedir. Her şeyden önce toplum, her kesimiyle bu konuda bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmelidir. Görülen o ki, toplumun büyük bir kısmı şu anda konuyu tam olarak anlayamamakta, ülkenin ulusal ve üniter yapısının tehlikeye gireceğini, Kürtlere ayrıcalıklı hakların tanınacağına, Mahmurdan gelenlerle dağdan inen teröristlere çok büyük ekonomik, sosyal ve iş imkanlarının sunulacağına inanmaktadır.

Vatandaşların bu endişeleri, Açılıma başından beri karşı çıkan siyasilerin, sivil toplum örgütlerinin ve medyanın tutum ve söylemleriyle daha da artmaktadır. Şu bir gerçek ki, yıkıcı ve olumsuz izlenimler oluşturmak yapıcı ve pozitif bir kitle meydana getirmekten daha kolaydır. Üstelik 34 kişinin Habur’dan girişiyle birlikte yaşanan o talihsiz görüntüler ile DTP yetkililerinin daha sonra yapmış oldukları bazı açıklamaların toplumun sağduyulu kesimi üzerinde olumsuz etki yaptığı açık bir gerçektir. Bu yüzden, bu görüntülerin bir daha yaşanmaması ve şehit aileleri başta olmak üzere toplumun hassasiyetlerinin dikkate alınması konusunda mutlaka DTP’nin büyük çaba harcaması gerekmektedir.

 Açılım olumlu bir şekilde sonuçlanması gerçekten de herkesin yararına, özellikle de bölge insanının. Öyleyse herkesin sorumluluk duygusu içerisinde hareket etmesi, ayrılık noktaları yerine birliktelikler giden hususlara vurgu yapması ve böylece ortak akılla ortak geleceği kurma yolunda tahriklere kapılmadan soğukkanlı, sabırlı ve işbirliği içinde hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.

Diğer taraftan, Açılımın diğer sacayaklarını oluşturan konularda atılan adımlarda da; “ülkede, toplumda çok ciddi sorunlar var, bu yüzden tespit edilen bu sorunlar giderilmeye çalışılıyor” izlenim, anlayış ve yaklaşımında uzak olunmalıdır. “Herkese daha fazla özgürlük ve daha iyi yaşam koşulları” ana ilkesi çerçevesinde çok yönlü bir planlama ile hareket edilmesinde büyük yarar bulunmaktadır. Aksi takdirde, görüşülen her kesim kendilerini uzun yıllardır mağdur edilmiş, ezilmiş bir topluluk psikolojisi içerisinde görebilirler. Bu yapı, kendiliğinden provokasyona açık yeni bir konu olarak ciddiyet kazanacaktır.

(Doç. Dr. Aytekin Geleri, Savunma – Güvenlik – Terör Masası)



SİYASET SOSYOLOJİSİ VE PSİKOLOJİSİ KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE, “Türkiye’de İletişimin Denetlenmesi” analizi yayınlandı...
19.07.2010 11:06:02

SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın yeni kitabı “Korku ve İktidar” kitapçılarda...
09.07.2010 09:38:27

SDE "Yeni Rusya" Çalışması Yayınladı...
07.07.2010 11:11:11

"Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi" 10-12 Aralık 2010 tarihinde gerçekleştirilecektir...
28.06.2010 16:15:43


<Temmuz 2010>
PtSaÇaPeCuCtPz
2829301234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930311
2345678

Anayasa Paketinin oylanacağı referandumda ne yönde oy kullanırsınız?

Evet
Hayır


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya