Ekim 2009’da Moskova’daki yerel bir mahkeme, Joseph Stalin'in torununun bir Rus gazetesinde dedesi hakkında çıkan haberle ilgili olarak yaptığı başvuruyu karar bağlamıştır. Buna göre, ‘Kendi Politik Rakiplerini Öldürme Emri Veren Büyük katil Stalin’ başlıklı gazete yazısında dedesine hareket edildiğini ve ününe zarar verildiğini ileri süren torun Stalin’in istediği karar çıkmamıştır. Yazı, 1940’ın ilkbaharında binlerce Polonyalı askerin öldürüldüğü Katin katliamını araştırmaktadır. Bu askerler, Sovyet Kızıl Ordusu 1939’da doğu Polonya’yı işgal ettiğinde tutsak olarak aldığı askerlerdi. Rus makamları bu olayı inkar etmeye devam etse de, 1992’de kısmen açıklanan belgelere dayanarak, gazeteci yazar, bu öldürme emrini Stalin’in verdiği sonucuna varmaktadır. Mahkeme bu olaya ilişkin bilgilerin Rus gizli arşivinde olduğunu ve açıklanmasının mümkün olmadığını belirttikten sonra, gazetecinin Stalin’i, elindeki belgelere dayanarak ‘kana susamış katil’ olarak tanımlama hakkının da var olduğunu karara bağlamıştır. Liberal gözlemciler, bu kararın Stalin’in yaptıklarını meşru gösterme gayretindeki Rus Hükümetine karşı mücadele edenler için büyük bir zafer anlamına geldiğini dile getirmektedir. (Tıkla-1)
Stalin 1924'de Lenin'in ölümünden sonra Sovyetler Birliği’nde tek adam olma yolunda kararlı adımlarla ilerleyen Stalin, önüne çıkan engelleri bertaraf ederek herkesi kendine itaat eder hale getirmeyi başardı. 2. Dünya savaşında Almanlarla Sovyetlerin arasında 1939’da imzalanan saldırmazlık anlaşmasına güvenerek son ana kadar Almanların saldırmayacağını düşünen Stalin bu fikrinde yanıldığını Alman tanklarının Moskova’ya yürüyüşe geçmesiyle anlamıştır. Polonya askerlerinin katledilmesi hadisesi de bu dönemin hemen öncesine denk düşmektedir. Yani Almanya’yla Rusların arasının henüz bozulmamış olduğu dönem. Bu dönemde Polonya, batıdan Almanya, doğudan ise Kızıl ordunun işgali altına girdi. Peki, savaş esiri olan Polonyalı subayların başına gelen bu hadisede Rus resmi makamları neyi iddia ettiler? Bu katliamın gerçekte Nazi ordusu tarafından yapıldığını ve psikolojik harekat nedeniyle kendilerinin suçlandığını. Ancak gerçeğin nasıl olduğunu, bu acı tecrübenin mağdurları olan Polonyalılar başta olmak üzere tüm dünya bilmektedir.
Rusya’nın da gerçeği saklamaya devam etmek yerine Polonya’yla yeni bir sayfa açmayı önermesi bu açıdan önemlidir. Bu öneri, Putin ile Polonya Başbakanı Tusk’un bir araya geldiği II. Dünya savaşının 70. Yıldönümünde ortaya konulmuştur. Geriye dönüp Stalin Rusyası’na baktığımızda Polonya katliamının boyutlarını yüzlerce kez aşan toplu katliamların ve ölüm yolculuklarının yaşandığını görmekteyiz. Bu trajedilerden en çok nasibini alanların da Türk toplulukları olduğunu hatırlatmak gerekir. Rus Mahkemesinin almış olduğu bu karar temyiz edilecek olsa da geri dönüşü olmayacak şekilde, eski liderlerinin, yurttaşları tarafından tarih önünde sorgulanmasını beraberinde getirebilecek bir süreçtir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)