Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 20. Yılı Kutlandı
1989 yılında kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi tam 20 yıldır tüm dünya için yürürlüktedir. Bunun tek istisnası ise Sözleşmeyi henüz onaylamamış olan ABD ve Somali’dir.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) 1989 yılında yürürlüğe giren Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 20. yılını 19 Kasım’da kutladı. Uzun müzakerelerin sonunda kabul edilen Sözleşme, tüm çocukların insan haklarını garanti altına ve ilk uluslararası bağlayıcılığı olan belge olmuştur. 1989 yılından beri nerdeyse tüm ülkeler tarafından onaylanmıştır. Bunun tek istisnası ABD ve Somali’dir. Bu iki ülkeden ABD, Sözleşmeyi imzalamış ancak onaylamamıştır. UNICEF, Sözleşme’nin çocuk haklarında ne gibi bir değişime sebep olduğunu anlatan raporunu da yine aynı gün yayınlamıştır. (Tıkla-1)
18 yaşından küçükleri çocuk kabul eden Sözleşme, çocukların bir kimliğe, vatandaşlığa, eğitime, sağlıklı bir hayata sahip olmasını ve suiistimale karşı korunmasını öngörmektedir. Sözleşme bu hakların verilmesinde Hükümetlerin sorumluluklarını tarif etmekte ve çocukların yetiştirilmesinde anne ve babanın özel ve hayati rolüne atıfta bulunmaktadır.
Çocukların durumunu inceleyen rapor; 5 yaş altındaki ölüm oranlarının düştüğünü, su kaynaklarına erişim oranının arttığını, okula devam eden çocukların yüzde 84 seviyelerine yükseldiğini söylemektedir. Bununla birlikte çocukların önlenebilir hastalıklarla, açlıkla, susuzlukla, iç çatışmalarla, cinsel ve iş gücü sömürüsüyle yüz yüze kalmaya devam ettikleri vurgulanmaktadır. (Tıkla-2)
Dilenmeye zorlanan, kolluk güçlerine taş attırılan, kapkaç ya da hırsızlık yaptırılan, zorla silahlandırılarak ölüm mangaları haline getirilen, tarlalarda ve üretim tesislerine gönderilen, zorla evlendirilen ya da fuhşa zorlanan çocuklar ülkelerin şefkat ve korunmasına muhtaç durumdadır. Çocukları bu faaliyetlere sürükleyenlerin ise daha çok örgütlü bir şekilde hareket ettikleri ve mağdurlarına nefes alma ve kaçma imkânı bırakmayacak şekilde her türlü baskı ve kandırma metotlarını uyguladığı bilinmektedir. Anne-babada görülen her türlü problem, eksiklik, kötü alışkanlıklar ve suç olayları, çocuğun geleceğini çok yakından etkilemektedir. Bu noktada özellikle ailelerin üstünde ağır bir sorumluluk olduğunu hatırlatmak gerekir.
Ömer Ersoy, Araştırmacı)