Afrika kıtasının kalkınmasında altyapı hizmetlerinin geliştirilmesi, başlıca önceliği teşkil etmektedir. Sahra altı Afrikası’nın en az gelişmişlik düzeyine sahip 24 ülkesinde Dünya Bankası tarafından yapılan araştırmaya göre bu ülkelerde altyapının tesis edilmesi için 31 milyar Dolara ihtiyaç duyulmaktadır. Genel olarak elektrik, su ve iletişim sistemlerinin kurulması, kara ve demir yollarının inşası, sağlık ve eğitim kurumlarının tesis edilmesi, enerji santrallerinin ve limanların yapılmasını içeren hizmetlerin, Afrika kıtasının ekonomisinin yüzde 2’lik büyümesine, GSMH’nin yüzde 15’ine ve iş hacminin yüzde 40’ına mâl olmaktadır.
(Tıkla1)Modern ekonomilerde ekonomik gelişmişliğin temel şartı uygun altyapının kurulmasıdır. Mevcut durumda Afrika kıtası dünyada en zayıf altyapıya sahip ülkelerden oluşmakla birlikte, en pahalı hizmeti satın alan bölge durumundadır. Kıtaya yapılan yardımlar bu eksikliği gidermekten çok günlük çözüm üretme amacını taşımaktadır. Afrika’nın sahip olduğu doğal zenginliklerin refaha dönüşmesi için yeterli bir sanayi altyapısının kurulması gerekmektedir. Kıta ülkelerinin en önemli sorunu olarak kendi kaynaklarını kullanmada başarısız olması düşünüldüğünde sözkonusu ihtiyacın ne ölçüde acil olduğu anlaşılmaktadır.
Bunun için devlet destekli ve uzun vadeli kalkınma planları dış yardımlarla finanse edilmelidir. Genel olarak Afrika’da çıkarılan hammaddelerin işlenmek üzere kıta dışına çıkarılması, önemli bir ekonomik gelirden mahrum kalınması anlamına gelmektedir. Bu yıl itibariyle devlet harcamalarında israfın önlenmesi ve altyapıların kurulması amacıyla 17 milyar Dolarlık bir bütçeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu meblağın bir kısmı kıta devletlerinin harcamalarından, dış yardım fonlarından ve yatırım projelerinden karşılanması beklenmektedir.
Dünya Bankası’nın raporuna göre enerji altyapısı Afrika’nın ekonomik büyümesinin önündeki en büyük engeli teşkil etmektedir. 48 Sahra altı ülkesinin yıllık toplam enerji üretim kapasitesi 68 GW elektriğe tekabül etmektedir. Fakat mevcut elektrik üretim ve dağıtım sistemlerinin bakımlarının düzenli olarak yapılmaması yüzünden bu kapasiteye ulaşılması da mümkün olmamaktadır. Her bir KW’lık elektrik üretiminin maliyeti 0.18 Dolardır ve bu durum dünya standartlarına göre oldukça pahalı sayılmaktadır.
Afrikalıların 1 milyara yaklaşan nüfuslarının enerji ihtiyacını karşılamak üzere yıllık 7 bin MW elektrik üretmeleri gerekmektedir. Buna karşılık saatlik elektrik tüketiminde kıta nüfusunun yüzde 77’sinin elektrik dağıtım hizmetinden yararlanamaması ve bu oranının dünya standartlarının ancak yüzde 10’una karşılık gelmesi, bu noktada kapasite artırımını zorunlu kılmaktadır.
(Tıkla-2) Benzer sorunlar su dağıtım şebekelerinde de görülmektedir. Afrika halklarının yüzde 40’ından fazlası içme suyu kaynaklarına ulaşmakta sorun yaşamaktadır. Kıtanın belli bölgeleri kıtlıkla mücadele ederken bazı ülkelerde de fazla yağış yüzünden tarım sahaları zarar görmektedir. Afrika’nın her yerinde artan temiz su ihtiyacına karşılık çoğunlukla sağlıksız su kaynakları kullanılmaya devam etmektedir. Sulama sistemleri konusunda son 40 yılda Afrika genelinde 4 milyon hektar alan sulama imkanına kavuşmuştur. Çin ve Hindistan’ın 20 milyon hektarlık saha geliştirmesiyle kıyaslandığında kıtanın bir hayli geride kaldığı görülmektedir.
(Tıkla-3)Ulaşım ve nakliyat sorunları kıtadaki yerel işadamlarının dünya ile rekabetlerini sınırlayan bir faktördür. Ulaşım hatlarının kalitesi ve güvenliği, yapılacak yatırımlar için bir cazibe ve dünya pazarlarına girişte bir katkı sağlamaktadır. Afrika içi ticaretten kazanılan gelir, kıtanın genel hasılasının yüzde 10’undan daha azdır ve kıtanın dünya ticaretindeki payı yüzde 2’dir. Ticari mal nakli Afrika’da ortalama, kilometre başına 4 ila 14 sent iken bu miktar dünyada 1 ila 4 sent kadardır.
(Tıkla-4)Sayılan bütün bu kalemlerde yatırımların arttırılması ve altyapının tesis edilmesi, ekonomik gelişme, çevre güvenliği ve açlıkla mücadele için olmazsa olmaz şart durumundadır. Tarımsal üretim ile birlikte açlığın önlenmesi mümkün olmakla birlikte sahip olunan muazzam enerji kaynakları göz önüne alındığında bu hedef oldukça mütevazi görünmektedir. Afrika devletlerinin bir kısmının yakaladığı “gelişmekte olan ülke” profilinin kıtadaki her ülke tarafından bir an önce elde edilmesi gerekmektedir. Bunun için Afrikalı devlet yöneticilerinin olduğu kadar, küresel çaptaki yardım fonlarının da kalıcı altyapı projelerine özel bütçeler ayırması gerekmektedir.Çin, Avrupa Birliği, ABD ve hatta Türkiye gibi ülke ve örgütler, sözkonusu ihtiyaçlara yönelik programları bir an önce hayata geçirmelidir.
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan)