Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin ile Ukrayna Başbakanı Yuliya Timoşenko, 19 Kasım’da Yalta’da biraraya geldi. Doğalgaz görüşmelerinin yanısıra çeşitli sorunlar ele alınıp çözüme kavuşturuldu. Görüşmede 2010 yılında Ukrayna üzerinden geçerek Avrupa’ya gönderilecek doğalgaz konusu netlik kazanmış oldu.
Görüşmede Rusya 2010 yılında Ukrayna transit yolu üzerinden Avrupa’ya 116 milyar metreküp doğalgaz göndereceğini açıkladı. Ukrayna da kendi ülkesinden geçen Rus doğalgazının transit geçiş ücretine zam yaparak kendi doğalgaz şirketi olan Naftogaz’ın mali durumunu düzelteceğini açıkladı. Bilindiği üzere, Rusya doğalgazın Ukrayna’dan 100 kilometrelik geçişi için 1000 metreküpe 1,7 dolar ödüyor. Ukrayna bu ücreti 1 Ocak 2010’dan itibaren 2,5 dolara çıkarmayı istiyor. Daha önce Ukrayna’nın transit ücretlere zam talebi yeni bir krizin başlangıcı olarak değerlendirilmişti. İki ülke arasındaki bir diğer sorun da Rusya’nın bugüne kadar diğer Avrupa ülkelerine nazaran Ukrayna’ya yüzde 20 indirimle sattığı doğalgazın fiyatını arttırma meselesi idi. Alınan karara göre, Rusya 1 Ocak 2010’dan itibaren bu fiyatı yüzde 20 arttıracak yani Avrupa ülkeleri ile eşit hale getirecek.
(Tıkla-1)Görüşme sonrası yaptığı açıklamada Putin, Gazprom ile (Ukraynalı) Naftogaz’ın, az alındığında ceza ödenmemesi bakımından, 2010 yılında sağlanacak gaz miktarı konusunda anlaşma sağlandığını yani “al ya da öde” (take or pay) yükümlülüğünün olmayacağını belirtti. Ayrıca iki ülkenin de yükümlülüklerini yerine getireceklerini ve yeni yılda Avrupa’ya doğalgaz sevkiyatında yeni bir kriz yaşanmayacağını belirtti. Bilindiği gibi 2009 Ocak ayında Rusya ile Ukrayna arasında ticari anlaşmazlıklardan ötürü Rus gazı iki hafta boyunca Avrupa’ya ulaşamamıştı. 2009 yılı için yapılan kontrat bulunmamasından dolayı Rusya 1 Ocak`tan itibaren Ukrayna’ya gaz sağlamayı, 7 Ocak`tan başlayarak da Ukrayna üzerinden geçerek Avrupa’ya ulaşan gazı vermeyi durdurmuştu. Rusya Federasyonu ve Ukrayna Başbakanlarının anlaşmaya varmasıyla, Gazprom ile Naftogaz arasında 10 yıllık kontrat imzalanmış, 20 Ocak’tan itibaren Rus gazı yeniden Avrupa’ya ulaşmaya başlamıştı.
(Tıkla-2)Dolayısıyla varılan anlaşmanın sorunsuz olarak yürürlüğe girmesi ile geçen yılki gibi Rusya-Ukrayna anlaşmazlığı yaşanmayacak ve Avrupa ülkeleri de bundan zarar görmeyecektir. Bu konu bağlamında Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Yardımcısı Sergey Prihodko şu açıklamayı yaptı:”Avrupa’nın enerji güvenliğinin, Ukraynalı politikacıların kişisel hırslarına bağımlı hâle gelmesine kesinlikle karşıyız. Gaz ulaştırma konusunda kriz söylentileri ile Rusya ve Avrupa’ya gözdağı vermeye girişmek ise, politik şantaj kapsamına giren bir şeydir.” Rusya Politik Konjonktür Merkezi”nin uzmanı Yevgeniya Voyko da Rusya-Ukrayna arasında yapılan anlaşmayı Yuşenko’nun Devlet Başkanlığı görevi için önemli projelerinden biri olan AB entegrasyon projesi sebebiyle gelecek başkanlık seçimleri için AB’nin desteğine ihtiyacı olması ve bu şekilde kendini sigortalamaya çalışması şeklinde değerlendirdi.
(Tıkla-3)Moskova-Kiev arasında doğalgaz alanında varılan anlaşma şüphesiz bölgedeki ülkelerin enerji ihtiyaçlarını karşılamada istikrarın sağlanması açısından atılmış önemli bir adımdır. Nitekim daha birkaç ay önce Rusya’nın Avrupa’ya gönderilen Rus gazının sevkiyat bedelinin arttırılması hususunda kesinlikle Ukrayna’ya taviz verilmeyeceği konusundaki deklarasyonuna baktığımızda, doğalgaz konusunda varılan anlaşma, bölgeden doğalgaz tedarik eden ülkelerin enerji istikrarı açısından önemlidir. Şüphesiz bu anlaşmaya en çok sevinen de enerji ihtiyacının önemli bir miktarını Ukrayna kanalıyla Rusya’dan sağlayan Avrupa ülkeleri olmuştur. Çünkü Avrupa ülkeleri geçtiğimiz Ocak ayında Rusya-Ukrayna arasında meydana gelen anlaşmazlık sebebiyle doğalgazsız kalmış, bu da Avrupa açısından kötü bir tecrübe olmuştur. Fakat şunu da göz önünde bulundurmak gerekir ki varılan anlaşmanın iki ülke ilişkileri açısından enerji konusunda nihai bir uzlaşıyı ifade ettiği de söylenemez. Günümüz konjonktüründe ülkeler arası ilişkilerin pamuk ipliğine bağlı bir özellik göstermesi ve ulusal çıkarlar çerçevesinde dış politikaların belirlenmesi ilişkiler açısından güvensizlik sebebi olmakta ve dengeler bir anda değişebilmektedir. Dolayısıyla enerji tedariki konusunda tek bir kaynağa bağımlı kalmak günümüz şartlarında akıl karı görünmemektedir. Dolayısıyla son dönemde AB’nin Rusya-Ukrayna ekseni dışında enerji bağlamında İran’ı da göz önünde bulundurması ve politikalarını bu çerçevede tayin etmesi dikkat çekicidir. Buna ek olarak Azerbaycan’ın da Rusya, İran ve Bulgaristan ile yaptığı anlaşmalarla Türkiye’ye alternatif farklı rota arayışları içine girmesi de bunun bir göstergesidir. Netice itibariyle Rusya ve Ukrayna’nın doğalgaz konusunda yaptıkları anlaşma önemlidir fakat iki ülke ilişkilerinde daimi bir istikrarı garanti etmemektedir.
(Fahriye KESKİN, Stajyer, 20.11.2009)