ABD ve Pakistan’ın Çelişen Vizyonları: Taliban/El-Kaide ve Asker Sevkiyatı Sorunu
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra terörizmle mücadele bağlamında ‘kader birliği’ yapan ABD ve Pakistan, bugünlerde aynı konu üzerinde ciddi bir fikir ayrılığına düşmüştür. ABD’nin ‘Yeni Afganistan Stratejisi’nin netleşmesine kısa bir süre kala, Obama Doktrini Pakistan yönetimine karşı baskısını artırmakta ve terörizme karşı yürütülen mücadelenin ekseninden Taliban’ı çekerek, El-Kaide üzerine yoğunlaşılmasını istemektedir. El Kaide ile mücadelede yaşanacak başarısızlığın ‘yüksek maliyetli’ yeni stratejinin geleceğini ve asker artırımını da başarısızlığa uğratacağı vurgulanmaktadır.
Başkan Obama Asya turuna devam ederken, Obama’nın güvenlik danışmanı General James Jones, 15 Kasım 2009 tarihinde İslamabad’a gizli bir ziyaret gerçekleştirmiş ve Obama’nın Pakistan devlet başkanı Asıf Ali Zerdari’ye yazdığı mektubu teslim etmiştir. Söz konusu mektupta, Afganistan’da görev yapan Amerikalı ve diğer müttefik güçlere saldırılar düzenleyen El-Kaide unsurlarına karşı operasyonların yoğunlaştırılmasını ve Pakistan’daki El Kaide terör şebekelerinin en kısa zamanda çökertilmesi istenmektedir.
(Tıkla - 1) Buna taleplere karşın, Pakistan dışişleri bakanı Şah Mahmud Kureyşi, söz konusu mektupta Obama’nın Pakistan’dan terörizmle mücadelede daha fazla çaba göstermesini istemediğini ve kimsenin teşvikiyle operasyonlara kalkışmadıkları söylemiştir. Terörizmle mücadele ederken tüm imkânları seferber ettiklerini hatırlatan Kureyşi, ABD’nin insansız uçak teknolojisini Pakistan’la paylaşması halinde operasyonların isabet oranının artacağını sözlerine eklemiştir.
(Tıkla - 2)Terörizmle mücadele eden iki ‘müttefik devlet’ olan ABD ve Pakistan’ın bu konuda çok farklı vizyonlara sahip oldukları görülmektedir.
Obama’nın 15 Kasım 2009 günü yaptığı açıklama ABD’nin terörizmle mücadeleye bakış açısını özetlemesi bakımından önem taşımaktadır. Obama, “ABD’ye güvenlik tehdidi oluşturması bağlamında en büyük tehdit olarak El-Kaide gibi terör şebekelerini görmeye devam ediyorum. Bu militanlar Afganistan sınırından güneye inerek Pakistan’a yerleştiler ve diğer radikal unsurlarla işbirliğini devam ettirerek faaliyetlerini sürdürüyorlar. Afganistan’daki istikrarın sağlanması için bunlarla mücadele etmek gerekir.” ifadelerini kullanmıştır.
(Tıkla - 3) ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da Obama’nın açıklamalarına paralellik gösteren ifadeler kullanmıştır; “ABD, Pakistan’a açıkça El-Kaide unsurlarıyla mücadelenin temel politika olduğunu belirtmiştir.” …“Bize saldıran insanları ele geçirmek istiyoruz ve gerek ABD gerek müttefik devletlerin çıkarlarına zarar verenleri engellemek istiyoruz.” Clinton ayrıca elindeki istihbarat bilgilerine dayanarak El- Kaide’nin, Pakistan’ın kırsal kesimlerinde yer alan kabile bölgelerinde saklandığını iddia etmiştir.
(Tıkla - 4)Söz konusu bölgeler arasında stratejik öneme haiz Belucistan da yer almaktadır. ABD politik karar alıcıları bu bağlamda işsizlik, etnik tansiyon ve ayrılıkçı hareketlerin odağı haline gelen Belucistan’ın, Pakistan’ın bekasına dönük ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve İslamabad’a bu sorun bağlamında destek vermek istediklerini belirtmişlerdir.
Pakistan bir yandan terör örgütleriyle mücadele nezdinde ABD ile fikir ayrılığına düşmüşken, diğer yandan yeni strateji bağlamında Afganistan’a gerçekleşmesi muhtemel asker sevkiyatından kuşku duymaktadır.
Pakistan, ABD’nin Afganistan merkezli yeni Avrasya politikasının sağlamlaştırılmasına hizmet edecek 30 bin ABD askerinin Afganistan’a gönderilmesi halinde, müttefik kuvvetlerden kaçan militanların Pakistan-Afganistan sınırına yerleşmesinden ve Güney Veziristan’daki direnişe destek sağlamalarından endişe etmektedir.
Pakistan’ın ikinci kaygısı, ABD’nin Afganistan’a önemli ölçüde asker sevk etmemesi ve Taliban militanlarıyla uzlaşma seçeneğine başvurması halinde ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda askeri alandaki Pakistan-ABD işbirliğinin azalması ve Pakistan’a yapılan askeri yardımların sonlanması ihtimali doğmaktadır. Clinton’un, Afganistan’da sonsuza kadar kalmayacaklarına dönük açıklaması da bu kaygıyı pekiştirmektedir.
Taliban’la uzlaşma ve El-Kaide sorununun ayrı bir çerçevede ele alınacağı ihtimalini kuvvetlendiren bir açıklama da İngiltere’den gelmiştir. İngiliz Dışişleri Bakanlığı Sekreteri David Miliband, Afganistan’da politik bir çözüm için üst düzey Taliban komutanlarının Afgan hükümetinde yer alması gerektiğini dile getirmiştir. 10 Kasım 2009 günü NATO Parlamenter Meclisi’nde Afganistan’da çözümün ele alındığı platformda konuşan Miliband, pek çok Taliban komutanının ‘küresel cihada’ katılmadığını ve bu komutanların El-Kaide ile işbirliğinin sonlandırılarak, batılı müttefiklerle mücadeleden vazgeçirilebileceğini savunmuştur.
(Tıkla - 5)Sonuç olarak Afganistan’da uygulanması planlanan yeni stratejinin netleşmesine kısa bir zaman kalmıştır ve Afganistan’ın geleceğiyle yakından ilgilenen iki ülke, ABD ve Pakistan, Afganistan’daki en temel sorun olan terörizmle mücadele konusunda halen fikirsel ayrılık içerisindedir. Afganistan’da başarılı bir strateji izlenebilmesi için fikirsel uygun bir zeminde giderilmesi ve bölge ülkelerinin de katılımıyla ortak uzlaşı sağlanarak, yeni strateji bu temel üzerine inşa edilmelidir.
(Ali Ertan, Asya-Pasifik Masası, Kıdemli Asistan)