İran’dan Red Kararı ve Davutoğlu’nun Ziyareti
İran’ın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi (ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya) 2 Eylülde Almanya'da bir araya gelerek, İran’daki nükleer enerji faaliyetleri konusunu ele almıştı. 1 Ekim'de İsviçre’nin Cenevre kentinde 5 artı 1 ülkeleriyle nükleer faaliyetileri çerçevesinde müzakerelerde bulunmuştu. Tahran yönetimi, inşa halindeki yeni nükleer tesislerin varlığıyla ilgili 21 Eylül'de Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na (UAEA) bilgi vermesiyle beraber tesislerini BM denetimine açacağını açıklamıştı. UAEK'den dört kişilik heyet, Kum yakınlarındaki Fordo uranyum zenginleştirme tesisinde ilk kez 25-27 Ekim'de incelemelerde bulunmuştu. Bunun ardından Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun ABD, Rusya ve Fransa tarafından da kabul edilen önerisi, İran'ın düşük ölçekte zenginleştirdiği uranyumun yüzde 80'ini Tahran’a iade etmek kaydıyla yüzde 20 oranında zenginleştirmek için Rusya'ya, yakıta dönüştürülmesi için de Fransa'ya gönderilmesini öngörüyor. Daha sonra Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu(UAEK) Başkanı Muhammed El Baradai, İran uranyumunun Rusya'da dönüştürülmesi ve Türkiye’de depolamasına ilişkin sunduğu önerisi Ankara’yı da harekete geçirdi. Bu konuyla ilgili son aylarda ilişkilerini geliştiren Türkiye, İran’dan olumlu yanıt beklerken, 19 Kasım’da İran, nükleer programı bağlamında zenginleştirdiği uranyumu yabancı bir ülkede depolama önerisini reddetmesi üzerine, Afganistan'ın başkenti Kabil'deki temaslarını tamamladıktan sonra, İran'a geçen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İran’ı uranyumunun Türkiye’de depolaması konusunda ikna etme girişimlerinde bulunacağını belirtti.(Tıkla-1)
İran’ın ülke dışına uranyumunu gönderme önerisine olumsuz yanıt vermesi, Batı ülkeleriyle yaşadığı krizin yeniden alevlendirmesine sebep olabilir. Bu bağlamda, İran’ın, red cevabından dolayı, Batı Dünyası tarafından yeni bir yaptırıma maruz kalması sözkonusu olabilir. Davutoğlu’nun, son dönemlerde bölgeye yönelik izlediği mekik diplomasisi bağlamında, sınır komşusu İran’ın ülkesi dışına kesinlikle uranyumunun göndermeyeceğini açıklamasına denk gelen ziyaretini şu şekilde sıralanabilir;
- Türkiye’nin, Bölgesi ile ilgili meydana gelen gelişmelere karşı sessiz kalmasının yanlış olduğunu artık algıladığını söyleyebiliriz. Bu nedenle çevresi sorunlarla dolu Türkiye’nin gerek İran’ın nükleer faaliyeti konusundaki eylemleri, gerek Irak’ta ve diğer bölge ülkelerinde yaşanan olumlu/olumsuz gelişmelerin takipçisi konumunda bir ülke haline gelme peşinde olduğu izlenimini vermektedir. Bu nedenle Davutoğlu’nun, İran ziyaretini bölgedeki tehdit algılamalarını azaltma amacını taşıdığını göstermektedir.
- Türkiye’nin son dönemlerde İran ile geliştirdiği ilişkilere bakıldığında, Tahran yönetiminin uranyumunun Rusya’da yakıta dönüştürüldükten sonra Türkiye’de depolaması konusuna sıcak bakacağı havası yaratılmıştı. Bu konuda hem Batılılar hem de Türkiye olumlu yanıt beklemekteydi; ancak İran’ın konuyla ilgili cevabı olumsuz olunca her iki tarafın da hareket geçmesini gerektiren bir durumla karı karşıya kalındı. Davutoğlu Afganistan’da ABD Dışişleri Bakanı Hilly Clinton’la bir araya gelmesi ve ardından da İran’ı geçmesi, ABD’nin isteğiyle düzenlenen bir ziyaret olduğu akıllara da gelmiyor değildir.
Sonuç olarak, Tahran yönetiminin uranyum zenginleştirme konusunda sergilediği tutumu değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin İran’ı ikna etme çabalarının pek de mümkün olmayacağı söylenebilir. İran, uranyum zenginleştirme faaliyetiyle ilgili Batı Dünyasını ve ABD’yi karşısına almaktan taviz vermeyeceğe benzemektedir. İran’ın hiçbir zaman göz ardı edilemeyen bir özelliğini unutmamak gerekir; dış politikasını daime iç politika doğrultusunda uygulamaktadır. Bu nedenle bundan sonraki sürecin İran’ın lehine ya da aleyhine işleyeceği tartışmasını bir kenara bırakırsak, Tahran yönetimi üzerine baskıların artmasıyla birlikte, yeni yaptırımların da gündeme gelmesi beklenebilir. Uranyum zenginleştirmesi ve yurt dışına gönderilmesi konusunda Batı mı, İran mı karlı çakacak bekleyip göreceğiz!
(Ali Semin, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan)