Irak’ta, 8 Kasım’da Irak seçim yasasının onaylanması, hem güvenlik sorunlarına, hem de Iraklı taraflar arasında siyasi krize neden oldu. Yasanın parlamentoda onaylanmasının ardından Kerkük ve Musul başta olmak üzere, Irak’ın çeşitli bölgelerinde şiddet olaylarının artması ve bu olaylarda onlarca Iraklı vatandaşın hayatına mal olması dikkat çekmektedir. Irak Bağımsız Yüksek Kurulu Başkanı Faraç El-Haydari’nin 12 Kasım’daki basın açıklamasında, gıda pusulaları dikkate alınarak, Irak Ticaret Bakanlığı ve Irak Planlama Bakanlığınca açıklanan istatistik rakamlarında, Irak nüfusunun 32 milyon 300 bin olduğu belirtilmiş ve Irak Parlamentosunda bölgelere göre parlamenter dağılımı oransal olarak ifade edilmişti. Sözkonusu parlamenter dağılımına göre, Ocak 2009 Irak genel seçimleri sonucunda, Irak’ın kuzeyindeki Kürt yönetiminin kontrolündeki üç vilayetin sandalye sayısı sıralanmış ve Süleymaniye 15, Erbil 13 ve Dohok’un 9 sandalye ile temsil edileceği öngörülmüştür.(Tıkla-1) Irak’ın kuzeyine verilen sandalye sayısının toplamı 37 temsilciden oluşacaktır. Bu durum Irak’ın kuzeyindeki Kürt yönetimi açısından önümüzdeki dönemde Bağdat Hükümetinde “Temsil gücü” kaybı anlamına gelmektedir. Yeni seçim yasasının, Irak’ın kuzeyindeki Kürt yönetiminde tepkilere neden oldu. Irak’ın kuzeyindeki Bölgesel Kürt Yönetiminin Divan Başkanı Dr. Fuat Hüseyin’in yaptığı açıklamada, Mesud Barzani’nin bölgedeki kentlerin parlamenter sayıları konusunda adil tutum sağlanmadığı takdirde Kürtlerin seçimlere gitmeyeceğini bildirdiklerini belirtti. Kürt İttifak milletvekillerinden Rauf Osman ise açıklamasında, Irak Ticaret Bakanlığının, Irak Planlama Bakanlığı tarafından açıklanan istatistikler konusunda kanuni ve mesleki ilkeler doğrultusunda hareket etmediğini ileri sürmüş, ''Ticaret Bakanlığı, seçimler yaklaşırken yüz binlerce Kürt oyunu görmezden gelmiştir. Süleymaniye kenti 5 milletvekilliği kaybederken Irak'ın diğer kentleri milletvekillikleri kazanmıştır'' dedi.(Tıkla-2)
Diğer taraftan Irak haber ajansının haberine göre, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi ile Irak’ın kuzeyindeki Kürt yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin seçimlerin iptali için anlaştıkları ileri sürüldü. Seçim yasasının geçmesinin ardından gelen itirazlara bakıldığında, yasanın içindeki kilit sorunların aşılamaması ile birlikte, Iraklılar’ın bu yasanın ABD baskısıyla geçtiğinin farkında olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Irak seçim yasasının içindeki temel sorunlar, giderilmeden önce onaylanmaması gerekirdi. Yasanın geçmesi, Başkan Obama da tıpkı Bush gibi Irak’taki sözde demokrasiyi dünyaya ispat etme çabası içine girdiğini gösterdi. Irak’ta, Birleşmiş Milletler gözetiminde sağlıklı bir sayım yapılmadığı için ilgili bakanlar tarafından açıklanan nüfus sayısına güvenmek doğru olmaz. Eğer Irak’ta uluslararası standartlara uygun ve şeffaf bir sayım ve seçim yapılması düşünülüyorsa, ilk önce Irak’ın Kerkük sorunu gibi temel sorunları gidermesinde yarar vardır.
Bu bağlamda Kürtlerin, Ocak 2010 yılında Irak’ta yapılacak genel seçim yasasına tepki göstermeleri ve boykot etme tehditleri dikkate alındığında, kendileri açısından seçim yasasını şu şekilde değerlendirebiliriz; Birincisi, Irak Bağımsız Yüksek Kurulu Başkanı Faraç El-Haydari’nin, önümüzdeki dönem için Irak Parlamentosundaki milletvekili sayısının vilayetlere göre dağılımını açıklaması, Kürt yönetimini şoke ettiğini söyleyebiliriz. Kürtlerin Ocak 2009’da Irak yerel seçimlerinde güç kaybına uğraması dolayısıyla bu kaybın telafisini önümüzdeki genel seçimlerde giderme düşüncesine kapıldığı görülmektedir. Bu nedenle Faraç El-Haydari, Irak’ın kuzeyindeki Kürt yönetiminin kontrolündeki üç vilayetin (Süleymaniye, Erbil ve Dohok) toplam 37 parlamenterle temsil edileceğini açıklamıştı. Bu sayının Kürtlerin tahmin ettiğinin dışında bir oran olduğu açıktır. Bir diğeri ise Nisan 2003 yılından bu yana Irak’ın kuzeyinden özellikle de Süleymaniye’den, Kerkük’e göç ettirilen vatandaşların kuzeydeki nüfus oranını etkileyeceğini herhalde Kürt yönetimi de hesaba katmamıştır. Kürtler, Kerkük konusunda yanlış politika izlediklerini anladılar. Deyim yerindeyse, Kürtler için yanlış hesap bu kez Bağdat’tan değil, Kerkük’ten döndü. Ayrıca Irak’ın kuzeyindeki yönetim, bir taraftan Irak Ticaret Bakanlığı ve Irak Planlama Bakanlığınca açıklanan istatistik rakamlarına itiraz etmekte, diğer taraftan da Irak’ın kuzeyinden getirilen Kürt vatandaşlara gıda karnelerinin Kerkük’e kaydedilmesi için aile başına 10 bin Dolar ödemektedir. Bütün bu yanlışlar, Kürt nüfusunun kuzeyde azalmasına yol açmıştır. Önümüzdeki günlerde Irak seçim yasası Cumhurbaşkanı Celal Talabani tarafından onaylanırsa, ki bu uzak bir ihtimaldir, Kürtlerin Ocak 2010’da yapılacak seçimlerde 2005 yılında yaptıkları gibi, yine kendi bölgeleri dışındaki vilayetlerde (Kerkük, Musul, Diyale ve Selahattin) hile yapmaları beklenebilir.
Neticede Irak seçim yasasının bundan sonra Irak’ta yaşanan sorunların çözümü yerine şiddeti ve kaosu beraberinde getireceği beklenebilir. Son günlerde Irak’ta yaşanan şiddet olayları ve Başkent Bağdat yakınlarında çoğunlukla Sünnilerin yaşadığı Zauba köyünün, asker üniforması giymiş silahlı kişiler tarafından basılıp 12 kişinin öldürülmesi, Irak’ta bir süredir dinmiş olan mezhep çatışmasını yeniden körükleyebilir. Bütün bu sebeplerden dolayı, önümüzdeki günlerde Kerkük ve Musul başta olmak üzere, Irak’ta şiddet olayları artabilir. Ocak 2010’da seçimler yapılırsa, bunun Irak’taki etnik ve mezhepsel çatışmaların körüklenmesine sebep olacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, hem ABD’de hem Irak’ta söz sahibi olan yöneticiler, Irak’taki olumsuz tabloyu göz önünde bulundurarak hareket etmelerinin ve Irak’taki sorunlar giderildikten sonra seçimlerin yapılmasının daha sağlıklı olacağı öngörülmektedir.
(Ali Semin, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan)