Altın Kaçakçılığı
Terör Örgütünü Besliyor
Demokratik
Kongo Cumhuriyeti topraklarında bulunan zengin altın rezervleri, Orta
Afrika’nın istikrarsızlaştırılmasında başlıca faktörü teşkil etmektedir.
Çıkarılan altın cevherinin, ülkede faaliyet gösteren başta FDRL (Ruanda
Özgürlük Ordusu) olmak üzere çeşitli yasa dışı örgütlerin kontrolünde yurt
dışına kaçırılmasıyla önemli miktarda paranın bu terör örgütlerine kaldığı
belirtilmektedir. (Tıkla-1)
Geçtiğimiz
hafta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi görüşmeleri sırasında sunulan bir
rapora göre yıllık ortalama 1.24 milyar Dolar tutarındaki 40 tonluk altın
cevheri, devletin gümrük kayıtlarına girmeden satılmaktadır. Kaçak olarak
çıkarılan madenlerin ticaretinin devlet kontrolünün dışında yapılması, D.
Kongo’nun önemli bir ihraç gelirinden mahrum kalması anlamına gelmektedir. Uganda’da bulunan iki şirket altınların yurt
dışına satılmasına aracılık etmekte ve Birleşmiş Milletlerin altı yıldır D.
Kongo’ya uyguladığı ambargoyu delmekte zorlanmamaktadır. BM’nin bazı şirketlere
uyguladığı doğal kaynak ticareti yasağı bireyler için geçerli olmadığından,
sıklıkla yeni şirketler kurularak bunlar üzerinden faaliyetler yürütülmektedir.
(Tıkla-2) D.
Kongo’dan kaçırılan altın cevherinin kıta dışına çıkarılmasının en kolay yolu
önce Uganda’ya, oradan da Birleşik Arap Emirlikleri’ne naklederek dünya
pazarına ulaştırmak olduğu belirtilmektedir. (Tıkla-3)
D.
Kongo’da yaşanan buna benzer yasadışı faaliyetlerin benzerleri, 2005-2006
yıllarında ülkede görev yapan Pakistanlı Barış Gücü askerleri aracılığıyla
yaşanmıştır. Görev yaptıkları bölgede çıkarılan altın madenini ellerindeki
silahları vererek elde eden askerler, miktarda ham altını yurt dışına satmakla
suçlanmıştır. Pakistan ordusundan sözkonusu haberlere yönelik gelen yalanlamaya
rağmen Birleşmiş Milletler, isim vermeden bu tür eylemleri gerçekleştiren Barış
Gücü askerlerini ikaz etmiştir. (Tıkla-4)
Bahsedilen
altın ticaretinin en önemli yanı, gelirlerinin FDLR gibi çeşitli terör
örgütlerine gitmesidir. Silah ihtiyacının önemli bir kısmını ülkenin yer altı
kaynakları üzerinden karşılayan örgütler bir yanda ülke içi şiddetin ve
bölünmüşlüğün müsebbibi olurken diğer yanda D. Kongo halkının iş gücünü
kullanarak insanları ekonomik yönden sömürmektedir. Devlete ödenmeyen vergi ve
gümrük bedelleri dolayısıyla da ayrı bir ekonomik zarar sözkonusu olmaktadır. D.
Kongo Cumhuriyeti hükümetinin, yasa dışı ticareti yürüten şahıslara yönelik
yasal takipte bulunmadığı ve yönetim kademelerinde yer alan kişilerin
işbirliğini önleyemediği müddetçe bu türden eylemlerin önünü alması zor görünmektedir.
Hem ülkesel hem de bölgesel sonuçları itibariyle ağır bedellerin bir daha
ödenmemesi için sözkonusu tedbirlerin acilen alınması gerekmektedir.
(Ahmet
S. Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan,19 Kasım 2009)