ENGLISH
30.07.2010
Ana Sayfa » EnerjiGeri Dön «

Nükleer Enerji Yolunda Yeni Durak: Danıştay Kararı

20.11.2009 16:14:00

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Türkiye'nin nükleer enerji için verdiği çabayı gereksiz bir macera olarak adlandırmak akılcı bir yaklaşım olarak gözükmemektedir. Çünkü, Türkiye'nin mevcut enerji kaynakları, gelecekteki ihtiyaçları ve uluslar arası alanda rekabet halinde olduğu ülkelerin enerji politikaları ele alındığında, rakamlar nükleer enerjiyi gereklilik olarak ortaya koymaktadır.

Danıştay, 10 Kasım 2009'da aldığı kararla Nükleer Santral İhalesi Yönetmeliğinin, yer tahsisi ve birim fiyat konularını kapsayan iki maddesinin yürütmesini durdurmuştur. Danıştay'a davayı açan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, konu ile ilgili yaptığı basın açıklamasında, santral ihalesinin maliyetinin ve birim fiyatının yüksekliğine işaret ettikten sonra açıklamasının sonunda “Ülkemizin 'nükleer santrallerden elektrik üretme macerasına' atılmasına gerek yoktur.” demiştir. (TIKLA-1)  Ayrıca çevreci örgütler, kararı kazanılmış ilk raunt olarak değerlendirmiş ve bütün nükleer projeler rafa kaldırılana kadar mücadeleye devam edeceklerini belirtmişlerdir.

Ancak Türkiye'nin nükleer enerji için verdiği çabayı gereksiz bir macera olarak adlandırmak akılcı bir yaklaşım olarak gözükmemektedir. Çünkü Türkiye'nin mevcut enerji kaynakları, gelecekteki ihtiyaçları ve uluslar arası alanda rekabet halinde olduğu ülkelerin enerji politikaları ele alındığında, rakamlar nükleer enerjiyi gereklilik olarak ortaya koymaktadır.  Enerji Bakanlığı verilerine göre, mevcut durumda, Türkiye, elektrik enerji üretiminde  yüzde 60  doğalgaz,  yüzde 25 hidroelektrik ve jeotermal kaynak ve yüzde 10 oranında kömür kullanmaktadır. Bilindiği gibi Türkiye'de nükleer enerji henüz kullanılmamaktadır. Öte yandan Türkiye'nin de aralarında bulunduğu G20  ülkeleri içinde nükleer enerjiden yararlanmayan sadece iki ülke daha vardır: Suudi Arabistan ve Avustralya. G20 ülkeleri içinde, nükleer enerjinin elektrik üretimindeki payına oranı bakımından Fransa yüzde 75 ile lider durumdadır,  bu oran ABD'de ise yüzde 20'dir. Gelecek öngörülerine baktığımızda, Türkiye, 2020 yılına kadar elektrik üretimi için kurulu gücünü en az iki katına çıkartmak durumundadır.  ABD Enerji Bakanlığı, Enerji Bilgi İdaresinin(EIA) hazırlamış olduğu '2009 yılı Uluslararası Enerji Günlüğü'nde, önümüzdeki 20 yıl içinde, dünyada  nükleer enerjiden elde edilen elektrik üretiminin 2.7 trilyon kilovat saatten (kwh) 3.8 trilyon kwh'ye   çıkacağı belirtilmektedir. Bu sebeple şu anda dünyada 52 reaktörün yapımına devam edilmektedir, 135 reaktör planlanmış ya da inşaat noktasına gelmiş durumdadır. (TIKLA-2)              

Nükleer Enerjinin yüksek maliyetine rağmen devletlerin nükleer enerjiye yatırım yapmakta kararlı olmalarının arkasında fosil yakıtların tükenmesine bağlı olarak  maliyetlerin artması  ve enerji güvenliği tehdidinin baş göstermesi yatmaktadır.
 
Türkiye bu durumun farkında olarak nükleer enerjiye sahip olmak için çaba göstermektedir. Nitekim nükleer santral ihalesi bu çabayı sonuca ulaştırmak için atılan bir adımdır. Ancak Danıştayın kararı ile hedefe ulaşma noktasında en azından süre uzamıştır. Danıştayın iptal ettiği maddelere baktığımızda birim fiyatın yüksekliği noktasına vurgu bulunmaktadır. Bu konuda Danıştayın çekincesi yerindedir. Çünkü mevcut ihaleye teklif vermiş olan Rus 'Atom Stroy Export and Inter RAO UES' ile Türk ortağı 'Ciner Grup'un oluşturduğu konsorsiyum fiyatı 21.16 kwh/sent 'den 15.3-13.4  kwh/sent aralığına çekmiş olsa da bu fiyat halen yüksektir. Çünkü ihale yönetmeliği,  5710 sayılı nükleer santral kurulum yasasının, Ulusal Radyoaktif Atık Hesabı (URAH) ve İşletmeden çıkarma Hesapları (İÇH) maliyetlerinin ihaleyi alan şirkete ait olma yükümlülüğünü  enerjiyi satın alacak olan TETAŞ'a yükleyecek şekilde düzenlenmiştir. (TIKLA-3)
 
Burada Türkiye'nin en büyük sıkıntısı, Batılı stratejik ortaklarının nükleer santral ihalesine ilgi duymamasıdır. Türkiye, ihalede Rusya ile baş başa kalmıştır. Maliyet yüksekliğinin temel sebebi bu durumdur. Bu durum, dış politikada çok yönlü ve dengeli politikanın önemini bir kez daha çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu konuda Bakan Yıldız'ın değerlendirmeleri dikkate değerdir: “...Rusya'ya bağımlıyız dersek bundan önce sorulması gereken soru şu, petrolde ya da doğal gazda bağımlılığın azaltılması konusunda ne tür teklifler var, bu teklifler nasıl değerlendiriliyor. Bize bir ülkeden teklif geldi de (biz bu teklifleri değerlendirmeyiz) diye mi düşünüyoruz yoksa bunları son derece realist ve rasyonel şekilde Türkiye'nin büyüme hızına karşılık gelebilecek yapıyla karşılamaya mı çalışıyoruz. Ben her yumurtanın aynı sepette olmasını istemem. Türkiye'nin çok önemli bir enerji politikası ve stratejisi vardır ancak Türkiye’nin aynı zamanda birebir karşılaştığı gerçekleri de vardır ”. (TIKLA-4)             
 
Türkiye muhakkak nükleer enerji seçeneğine sahip olmalıdır. Bu zorunluluk, elbette gereğinden fazla bedel ödemeyi gerektirmemektedir. Dış politikada nükleer enerji kartına karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti elindeki kozları çok iyi değerlendirmeli ve makul şartlar içinde nükleer enerjiye sahip olabileceği işbirliğini geliştirmelidir.             
 
(Ertuğrul Yaprak)



ENERJİ KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE, “Türkiye’de İletişimin Denetlenmesi” analizi yayınlandı...
19.07.2010 11:06:02

SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın yeni kitabı “Korku ve İktidar” kitapçılarda...
09.07.2010 09:38:27

SDE "Yeni Rusya" Çalışması Yayınladı...
07.07.2010 11:11:11

"Arap-Türk Sosyal Bilimler Kongresi" 10-12 Aralık 2010 tarihinde gerçekleştirilecektir...
28.06.2010 16:15:43


<Temmuz 2010>
PtSaÇaPeCuCtPz
2829301234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930311
2345678

Anayasa Paketinin oylanacağı referandumda ne yönde oy kullanırsınız?

Evet
Hayır


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya