Domuz Gribi konusunda ilk günden itibaren çocukların ve risk grubundakilerin aşılanmasını öneren Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bu yöndeki çalışmalarını sürdüreceklerini, ancak ikna olmayanlar için yapacakları bir şey kalmadığını söyledi
(Tıkla-1). Akdağ’ın sözlerinden birkaç saat sonra Başbakan Erdoğan aşı olmayacağını tekrar söyledi. Erdoğan, “ailemde de aşı olan yok. Kendimize göre tedbirlerimizi alıyoruz” dedikten sonra bunun şahsi kanaati olduğunu belirterek görüşlerini şöyle ifade etti: “Ama ben şahsımla ilgili olanı söyledim. Dedim ki “Yan etkileri nelerdir, Sağlık Bakanlığımızın bunları açıklaması lazım. Bunun yapılması lazım. İki, zorunlu olmaması lazım. Velilerin, ebeveynlerin bu noktada müsaadesinin, izninin alınmasının gerektiğini söyledim” dedi
(Tıkla-2) .
Virüs ortaya çıktığından beri Türkiye’de neler yapılacağı/yapıldığını kamuoyu yakından takip etti. Ancak bu konuda yapılan düzenlemelerin içinden değil halk, karar alıcılar bile çıkamadı. Gribe karşı alınan önlemlerde televizyonlardaki bilgilendirme programları, metrolar, halk otobüsleri gibi halkın yoğun olduğu yerlerdeki afişler konu ile ilgili olumlu gelişmeler iken en önemli önlem olabilecek aşı konusunda kimin ne dediği anlaşılamamaktadır. Bir yanda kameraların karşısında aşı olan ve çocuklarına da sırası geldiğinde aşı yaptıracağını belirten Sağlık Bakanı, bir yanda aşının yan etkilerinin ne olduğunun bilinmediğini belirten Başbakanın beyanları. Bu konuda uzmanlar da bölünmüş durumda. Risk almaktan çekinir gibi bir tavırla bir kısmı zararlı derken bir diğeri faydası daha çok demekte. Tüm konuşmalar şu ifadelerle bitmektedir. “Ben kimseye aşı yaptırın ya da yaptırmayın demiyorum yararları da var zararları da herkes kendi karar versin”.
Hastanın ya da vatandaşın hastalık ve hastalıkta kullanılacak ilaçlar hakkında bilgilenme ve tedavi reddetme hakları olsa da uzmanların bile uzlaşamadığı bir konuda uzmanın yerine geçip tedavi ile ilgili bir karar vermesi teknik olarak pek mümkün görünmemektedir. Karar alıcıların ve uzmanların çelişkili ifadeleri halkın aklındaki soru işaretlerini ve endişesini iyice artırmaktadır. Sonuçta insanlar verdikleri kararın getirdiği riski alamayacak derecede bilgi seviyesindedirler. Bu konuda uzmanlar ve politikacıların mutabakata varmaları ve bu kararın uygulanması konusunda işbirliği yapmaları gerekmektedir.
(Hatice ÖZKAN SANCAK, Siyaset Bilimi-Kamu Yönetimi, Araştırmacı)