Teröre Karışan Çocuklar
Doğu ve Güneydoğu’da polise taş attıkları için haklarında dava açılan 18 yaşın altındaki çocuk zanlılar 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan birini işlemiş sayılmakta ve çocuk mahkemeleri yerine özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde (daha önceki Devlet Güvenlik Mahkemeleri) yargılanmaktadır. Böylece, çocukların işlediği suçlar terör suçu kapsamına alınmak suretiyle haklarında çok ağır cezalara hükmolunmaktadır.
Bu durumu düzeltmek amacıyla, çocuk yaştaki terör suçlularının çocuk mahkemelerinde yargılanmasını içeren yasal düzenleme TBMM Başkanlığına sunuldu. Bu düzenleme ile çocuk yaştaki zanlılara hapis cezası verilmesinin önüne geçilerek bu cezanın paraya çevrilmesi veya çocukların ıslah edilmesi amacıyla ertelenmesi sağlanmış olacak. Adalet Bakanlığı, yasanın hazırlanma gerekçesi ile ilgili olarak yaptığı açıklamada; terör suçuna karışmış çocuklar hakkında verilen hürriyeti bağlayıcı cezalar para cezasına çevrilebilecek, bu çocukların meslek veya sanat edindirme kurslarına katılması veya kamuya yararlı bir işte çalıştırılması sağlanmış olacak.
Bilindiği üzere, temel ceza mevzuatında yapılan değişiklikler 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiş, yaklaşık dört yıllık bir süre sonunda, uygulamada bazı sorunlarla karşılaşıldığı gözlenmişti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ortaya çıkan bu sorunlar nedeniyle Türkiye aleyhine bazı ihlal kararları vermiş ve Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkûm etmişti. Uluslar arası yasalar ve ceza adalet sistemleri çocukların yararını her zaman öncelikli ilke olarak görmekte, bu nedenle de onlar hakkında verilecek hapis veya para cezasının en son çare olması gerektiğini kabul etmektedir. (Zaman, 11.11. 2009, S.15)
Bu tasarı aynı AB müzakere süreciyle ilgili olarak Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan bazı kanunlarda değişiklik yapılması çalışmaları içinde yer almaktadır. Söz konusu yasal düzenleme, aynı zamanda hükümetin uzun bir süredir üzerinde çalıştığı ve 10 Kasım 2009 tarihinde TBMM’ye getirdiği Demokratik Açılım’ın da bir parçasını oluşturmaktadır. Böylece hükümet, ana temaları ve perspektifi üzerinde çok farklı yorumların yapıldığı ancak içeriği henüz açıklanmamış olan demokratik açılım paketinin (ve sürecinin) yasal düzenlemelere ilişkin kısmını fiilen başlatmış oldu.
Terörle etkin mücadele etmek amacıyla yürürlüğe konulan mevcut uygulama amaçlanan hedefe ulaşma noktasında çok yetersiz kalmıştır. Tam tersi, terör örgütü PKK, devletin, güvenlik kuvvetlerinin çocuklara karşı yürüttüğü yasal işlemleri kendi lehlerine kullanmaya başlamıştır. Çok kolay yönlendirilebilen, yaptıkları eylemlerin nedenlerini ve sonuçlarını tam idrak edemeyen küçük yaştaki çocuklar provokatörler vasıtasıyla eylemlere itilmekte, böylece polisle çatışma, sisteme karşı gelme, terör örgütüne sempati duyma ve eylemlerini benimseme sürecinin içine sokulmaktadır. Topluluk psikolojisi içinde hareket eden bu çocukların yakalanıp ağır cezalara çarptırılması en çok terör örgütünün işine yaramaktadır. Çünkü bu yolla PKK beş temel konuda avantaj sağlamaktadır. Her şeyden önce, cezaevine düşen çocukların yaşamları, gelecekleri büyük ölçüde kararmakta, çocuklar o yaşta kendilerini toplumdan dışlanmış hissetmekte ve adeta ilerideki daha ağır suçların adayı haline gelmektedirler. İkincisi, bu şekilde polisle çatışan ve ceza alan çocuklar kendilerini PKK’nın bir elemanı gibi görmeye başlamakta ve PKK’nın dağ kadroları için hazır eleman olmaktadır. Üçüncüsü, bu çocukların aile ve akrabalarının devlete karşı düşmanlıklarında, PKK’ya karşı ise yakınlaşmalarında artış olmaktadır. Bu şekilde gelişen ruh hali içinde terör örgütüne destek artmakta, dağa çıkmalar yaşanmaktadır. Dördüncüsü, toplumda gerginlik hız kazanmakta, devlet ve bölge halkının karşı karşıya gelmesi yoğunluk kazanmaktadır. Beşinci olarak, PKK devletin çocuklar karşı uygulamış olduğu bu yaptırımı ve muameleyi ülke dışında kullanmakta, Türkiye’yi haksız, gaddar ve uluslar arası hukuka aykırı davranan ülke olarak göstermektedir. Bu yüzdendir ki, Türkiye AİHM’de bu konudaki davaları kaybetmiş, uluslararası sözleşmelere uymamakla suçlanmıştır.
Bu nedenlerle, tasarının yasalaşması halinde Türkiye, uzun bir süredir ciddi bir sorun teşkil eden bir hususu düzeltmiş ve gerek ulusal gerekse uluslar arası alanda büyük ölçüde rahatlamış olacaktır. Ancak bu sorunun tam olarak çözüleceği anlamına gelmemelidir. Bununla birlikte, yasanın uygulamasına yönelik olarak çocukların ıslah edilmesi, meslek veya sanat edindirme kurslarına katılması veya kamuya yararlı bir işte çalıştırılması konularında Denetimli Serbestlik uygulamasının profesyonel ve etkin bir yapılanmaya dönüştürülmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
20.12.2005 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği ile ülke genelinde kurulacak birimler vasıtasıyla suça itilen çocuk, şüpheli, sanık ve hükümlüler ile suç mağdurlarına psikolojik, sosyal, eğitim, sağlık, barınma ve ekonomik içerikli yardımların yapılması amaçlanmaktadır. Yeni yürürlüğe giren bu Yönetmelik hükümlerinin etkin ve verimli bir şekilde uygulama hayatına geçirilmesi çok önemli. Bu yasal düzenleme ve çağdaş proje kapsamında zaman geçirmeden il ve ilçe bazında gerekli her türlü kurumsallaşmanın gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. İhtiyaç duyulan konularda yeterli sayı ve nitelikte personel (idareci, psikolog, sosyolog, sosyal çalışmacı) istihdam edilmeli, bu personelin ilgili üniversiteler, kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ortak projeler yürütmesi sağlanmalıdır. Suça karışmış çocukların topluma kazandırılması, eğitimine devam etmesi, sağlıklı bir çevrede yetişmesi konusunda uzmanların desteği ile çalışmalar yürütülmelidir.
(Doç. Dr. Aytekin Geleri, Savunma Güvenlik Terör Masası)