Ruanda Soykırımında Yargılama Süreci
Ruanda’da 1994 yılında yaşananlar, Afrika’nın en vahşi katliamı olarak tarih sayfasında yerine almıştır. Ruanda’da Tutsi kabilesinin hedef alındığı soykırımın üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen, katliamda aktif rol alan yaklaşık 120 bin Hutu’nun mahkemesi halen görülmeye devam etmektedir. Ruanda halk mahkemelerinin yanısıra soykırım sürecinde daha ciddi sorumluluğu olanlar için, BM gözetiminde Tanzanya’da uluslararası bir mahkeme kurularak yargılamalar sürdürülmüştür. Bu süreçte yargılanan önemli isimlerden biri de Ruanda eski devlet başkanının yakını Protais Zigiranyirazo idi. Soykırımın başlamasının hemen ardından ülkeyi terk etmeye çalışan bin kadar Tutsi’nin öldürülmesi olayında asıl sorumlu olduğu iddiasıyla yargılanan Zigiranyirazo, Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi(ICTR) tarafından suçlu bulunarak 22 yıl hapse mahkum edilmiştir. (Tıkla-1) Ancak temyize giden mahkeme kararı, duruşmada ortaya atılan delillerin irdeleniş sürecindeki yanlışlıkları ortaya koymuş ve Zigiranyirazo 8 yıl hapis yattıktan sonra, geçtiğimiz Salı günü serbest bırakılmıştır. (Tıkla-2)
Ruanda’da da 1994 yılında başlayan olayların temeli, ortak dil, gelenek ve kültürlere sahip Tutsi ve Hutu kabileleri arasında bir tür yapay ırksal ayrımcılığın tohumlarının atıldığı sömürge dönemine dayanmaktadır. Afrika siyasetinde yönetici ve yöneten unsurların birbirinden ayrılması prensibini uygulayan Belçika, Hutulara karşı azınlıktaki Tutsileri desteklemek suretiyle ülkenin kontrolünü elinde tutma yoluna gitmiştir. Sömürge dönemi boyunca üstün tutulan Tutsilere karşı Hutular sürekli ve artan bir baskıyla karşı karşıya kalmıştır. Ancak sömürge döneminin son bulmasının ardından yapılan seçimlerde ülkenin yüzde 90’ını oluşturan Hutular iktidara gelmiş ve ülkede denge Tutsiler aleyhine değişmiştir. İktidara geldikleri andan itibaren, eski yönetimin uzantısı sayılan Tutsilere karşı hemen her bölgede çeşitli faaliyetlerde bulunan Hutular, binlerce Tutsi’nin ölümüne ve Tanzanya, Uganda gibi komşu ülkelere göç etmesine sebep olmuştur. Göç eden Tutsiler tarafından kurulan Ruanda Yurtseverler Birliği’nin Ocak 1990’da, hükümetle silahlı mücadeleye başlamasıyla beraber ülkede kanlı bir iç savaş başlamıştır. 2 yıl süren iç savaş sonunda imzalanan ateşkesle çatışmalar geçici olarak durdurulsa da, 6 Nisan 1994’te Ruanda Devlet Başkanı Habyarimana’yı taşıyan uçağın düşürülmesi ile çıkan kaos ortamında, olaylar daha ciddi bir boyut kazanmıştır. (Tıkla-3) Aşırı uçtan Hutular, 100 gün içinde yaklaşık 800 bin Tutsi’yi öldürerek tarihin en kanlı katliamını gerçekleştirmiştir. Dünyadaki soykırımlara seyirci kalmayacağını söyleyen Fransa ve ABD gibi ülkeler ise BM Barış Gücü askerlerinin katliamın yapıldığı bölgelerde aktif rol almasını önlemek suretiyle bu süreçte sessiz kalmayı tercih etmişlerdir.
Yaşanan katliamın ardından sorumluların tespit edilip yargılanması için çalışmalar başlamıştır. Ancak olaylarda çok fazla kişinin rolü olması sebebiyle yargılama sürecinde bazı sorunlar yaşanmaktadır. ICTR yıllardır sürdürdüğü araştırmalarını, katliamın sorumlularını cezalandıracak şekilde sonlandıramamıştır. Bu durumun, BM’nin ve ICTR’nin, kıtadaki varlığının meşruiyetinin sorgulanmasına yol açtığı değerlendirilebilir.
(Özgün Arslan, Afrika-Ortadoğu Masası, Asistan)