İran ve Rusya’nın S-300 Manevraları
İran’ın Rusya’dan satın almak istediği S-300 füzelerinin teslimatı konusunda yaşanan belirsizlik iki ülke arasında anlaşmazlığa sebep olmaktadır. İran ordusunun üst düzey yetkililerinin son haftalarda sıklıkla Rusya’nın sözünü tutması gerektiği yönündeki ifadeleri, bu ülkenin savunma planlarında ciddi aksamaların varlığına işaret etmektedir. (Tıkla-1) İki ülke arasındaki füze anlaşmazlığı sorununa müdahil olan çeşitli aktörlerin varlığı ise konuyu daha da ilginç hale getirmektedir.
İran ordusu, yaklaşık 20 yıl önce Irak ile yaptığı savaşın ardından ABD’nin etkisiyle uluslararası çapta bir silah ambargosuna maruz kalmıştır. O günden bu yana kendi silah sanayini geliştirerek dışa bağımlılığını bir nebze olsun azaltan Tahran yönetimi, dış silah alımları konusunda Rusya ile önemli işbirliği potansiyeli yakalamıştır. 2007 yılında iki ülke arasında imzalanan 800 milyon Dolarlık 5 adet S-300 füzesinin teslimi anlaşmasının, Ekim ayının sonlarında Kremlin ordusundan gelen açıklamayla belirsiz bir tarihe ertelendiği bilgisi Tahran yönetimini zor duruma sokmuştur. (Tıkla-2) İran’ın bu silahları almak istemesindeki başlıca faktör, son dönemlerde ABD ve İsrail ile bozulan ilişkileri sebebiyle bir askeri müdahalenin muhtemel hale gelmesidir. Ancak S-300 füzeleriyle İsrail ilk kez tanışmamıştır. Rusya’nın yıllar önce Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ne sattığı bu füzelerin etkisiz hale getirilmesi için İsrail ve Yunanistan Hava Kuvvetleri’nin ortak tatbikat yaptığı bilinmektedir. (Tıkla-3) Her ne kadar İsrail ordusu bu sistemlerle mücadele edilmesi konusunda tecrübe sahibi olsa da İran’ın, kendi ülkesi için şemsiye görevi görecek bu silahları edinmesine karşı çıkmaktadır. Bu amaçla İsrailli yetkililer Rusya’ya, İran’a bu füzeleri satmaması konusunda üst düzey ziyaretlerle baskı uygulamaktadır. Konunun diğer boyutunda ABD ile Rusya ilişkilerinin Başkan Obama’nın iktidara gelmesiyle eskiye oranla daha olumlu bir seyir izlemesi yer almaktadır. ABD yönetiminin geçtiğimiz aylarda NATO’ya ait füze kalkanlarının Doğu Avrupa’ya konuşlandırılması projesini askıya alınması kararı, iki ülke arasında yumuşama belirtilerinin görülmesinde rol oynamıştır. Bu durumda Kremlin için İran ile yapılan silah teslimatı konusu, ABD’ye karşı diplomatik kart anlamı taşımaktadır. Ruslar’ın, ABD ile ilişkilerini düzeltmek için belirli bir süre daha İran’ı oyalaması beklenebilir.
Silah satışı konusuna İsrail ve ABD dışında Suudi Arabistan da olumsuz yaklaşmaktadır. Rusya’nın S-300 füzelerini teslim etmemesi karşılığında Riyad yönetimi kısa vadede Rus ordusundan yüksek miktarda silah ve silah teknolojisi almayı taahhüt etmektedir. Kremlin açısından bu durum ekonomik olarak daha kazançlı, diplomatik anlamda daha rahat bir hareket serbestisi sağlamaktadır. Sonuç olarak İran, son dönemlerde yaşadığı güvenlik sorunlarını çözme konusunda elindeki alternatifleri kaybetmektedir. Esas olarak nükleer tesislerini korumak için almak istediği füze sistemleri, yakın ilişkide bulunduğu Rusya ile ilişkilerinin bir nebze zayıflamasına sebep olmuş ve bölgesel güç mücadelesinde yalnız kalma tehlikesini doğurmuştur. Eğer mevcut şartlar yukarıda bahsedildiği gibi Tahran’ın aleyhine işlemeye devam ederse, İranlı karar alıcıların nükleer müzakereler konusunda yakın gelecekte yumuşama göstermesi muhtemel gözükmektedir.
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan)