Esad Araplar’dan Uzaklaşıyor mu?
Son dönemlerde gelişen Türkiye-Suriye ilişkilerinin her geçen gün daha da olgunlaştığı görülüyor. Bunun iki nedeni olabilir; ya Suriye’nin, İran’ın yanında bölgede Türkiye’yi de kendine güvenilir bir komşusu olarak görmesidir, ya da Suriye’nin tamamen Araplardan uzaklaşmak istemesidir. Her iki ihtimal de doğru olabilir. Halen Arap tarih kitaplarında “Osmanlı İmparatorluğu’ndan” söz edilirken sömürgeci ve Araplara karşı baskıcı politikalar uyguladığını yazar. Araplar, Osmanlı’yı yeni yetişen Arap nesillerinin hafızasına “Sömürgeci Osmanlı” olarak yerleştirir. İlginçtir ki, Merkezi Ankara'da bulunan Avrasya Yazarlar Birliği ile Suriye Arap Yazarlar Birliği tarafından Lazkıye'de 11-12 Kasımda düzenlenen "Türklerin Gözüyle Araplar" konulu sempozyuma mesaj gönderen Esad, "Osmanlı İmparatorluğu Suriye'de emperyalist değildi. Eğer emperyalist olsaydı dört yüz sene bu topraklarda kalamazdı" ifadelerine yer verildi.(
Tıkla-1) Esad’ın Osmanlı İmparatorluğu hakkında emperyalist olmadığından söz etmesi, Suriye kamuoyunda fazla tepkiyle karşılanmayabilir. Çünkü yaklaşık on senedir Suriye halkı Türkiye’ye karşı oldukça olumlu hisler beslemektedir. Ancak Esad’ın bu sözlerinin Arap ülkelerini kızdırması beklenebilir.
Son yıllarda Türkiye’nin Ortadoğu Bölgesine yönelik izlediği politikalara bakıldığında Arapların, Türkiye’ye bugün de Osmanlı gözüyle baktığı söylenebilir. Türkiye’nin Arap ülkelerine açılmasını Arap Dünyası, Türk Hükümetinin “yeni Osmanlıcılık” hayallerini gerçekleştirme peşinde olarak algılamakta ve bu politikaların Batı tarafından Türkiye’ye empoze edildiği kanaatine varmaktadır.
Esad’ın, Osmanlı ile ilgili yaptığı açıklamaların sebepleri şu şekilde sıralanabilir;
- Suriye’nin, İran ve Hizbullah’la ilişkileri Arap ülkelerini kendisinden uzaklaştırmaktadır. Suudi Arabistan başta olmak üzere, Şam yönetiminin birçok Arap ülkesiyle ilişkisi pek de iyi sayılmaz. Bu bağlamda, Esad’ın bu tür açıklamaları Suriye’nin Araplardan uzaklaştığını göstermektedir.
- Suriye’nin, gerek İsrail’le yaşadığı sorunlar, gerekse Hariri suikastı ile ilgili ülkesine yapılan suçlamalara karşı, Arap ülkeleri tarafından yalnız bırakılma duygusunun Esad’ı, İran ve Türkiye seçeneğine yönlendirdiği görülmektedir.
-Suriye’nin, İsrail’le yaşadığı sorunların giderilmesi için Türkiye’nin, 2008 yılında “arabuluculuk” yapma girişimleri, Esad’ın, Türkiye’yle ilişkilerini geliştirmesine neden olmuştur.
Sonuç olarak, Suriye’nin, Arap ülkeleri tarafında yalnız bırakılmasının iki temel nedeni olduğu söylenebilir; birincisi, Şam yönetiminin, Lübnan’da Hizbullah’a olan desteği ve uyguladığı politikalarla birlikte, İran’ın Hizbullah’a yardım gönderirken Suriye’yi transit ülke olarak kullanmasıdır. Bir diğeri ise Suriye’de, hakim olan Baas Partisi faktörüdür. Bu iki sebep Arap ülkelerini oldukça rahatsız etmektedir. Esad’ın Osmanlı ile ilgili yaptığı açıklamaları, Arap ülkelerinde yankı uyandırabilir. Bu tür açıklamalar eğer sadece Türkiye’yi memnun etmek amaçlı sarfedilen sözler değilse, Esad’ın Araplardan uzaklaştığı değerlendirilebilir.
(Ali SEMİN, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan)