ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » Asya - PasifikGeri Dön «

Uygurlar Guantanamo Üssünden Ayrılıyor

16.11.2009 21:28:11

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ABD, Uygurları üçüncü bir ülkeye gönderirken bazı stratejiler izlemiştir. ABD’nin bazı Uygurları Arnavutluk’a yerleştirme kararı acele alınmış bir karar olarak görünmüştür. ABD, Çin’in Arnavutluk’a baskı yapabileceği ihtimalini düşünememiş olabilir.

Uygurlar Guantanamo Üssünden Ayrılıyorlar
 
ABD Hükümeti, Guantanamo askeri üssünde tutuklu bulunan 6 Uygur’u serbest bırakarak 1 Kasım 2009’de Pasifik’te yer alan ve ABD’nin himayesinde olan ada devleti Palau’ya yerleştirileceğini beyan etmiştir. Washington yönetimi hatırlanacağı üzere Mayıs 2006’da da Guantanamo’da tutuklu beş Uygur’u Arnavutluk’a yerleştirmiştir. Haziran 2009’de ise dört Uygur’u Atlas Okyanusu’ndaki İngiliz toprağı olan Bermuda’ya yerleştirmiştir. Böylece Guantanamo’da tutuklu bulunan 22 Uygur’un 15’i serbest kalmıştır. Çin Hükümeti sürekli tutuklu Uygurların iadesini istemesine rağmen, Washington yönetimi, Uygurların işkenceye maruz kalacakları ve idam edileceği kaygılarıyla iade taleplerini reddetmiştir. 
 
22 Uygur Terör Zanlısı Guantanamo Üssünde 
 
ABD ordusunun öncülüğündeki NATO güçleri 7 Ekim 2001’de Afganistan’a yönelik askerî harekât sonrasında toplam 22 Uygur’u tutuklamıştır. Bunların arasında el-Kaide askerî eğitim kampusunda bulunmuş Uygurlar vardır. Ayrıca Pakistan’da yakalanarak ABD ordusuna satılmış olan suçsuz Uygurlar ve 1996’dan beri Taliban’a karşı savaşan Kuzey İttifak tarafından yakalanan Uygurlar da bulunmaktadır. Hatta kardeşini aramak için Pakistan’a gelen ve yakalanan günahsız Uygur da mevcuttur. Söz konusu 22 Uygur, 2002 yılından itibaren ABD’nin askeri hapishanesi olarak kullanılmakta olan Guantanamo’ya yerleştirmiştir. Guantanamo üssünde dünyanın çeşitli ülkelerinden 500 kadar terör sanığı bulunmakta ve bunların arasında 22 Uygur terör zanlısı yer almaktadır. Zanlılar içerisinde Uygur terör zanlılarının yüzde 4,4’ü oluşturması Uygur meselesinin göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir uluslararası sorun haline gelmiş olduğunu göstermektedir. Hatırlanacağı üzere, 11 Eylül Olayı sonrasında Çin Hükümeti de, şiddet ve siyaset yolunu benimsemiş bütün ayrılıkçı Uygurları uluslararası terörist olarak ilan etmiştir. Böylece Uygur meselesi bir anda Çin’in içişleri sorunu olmaktan çıkıp uluslararası bir meseleye dönüşmüştür. Ağustos 2002’de ABD Hükümeti’nin el-Kaide ile ilişkisi olan Doğu Türkistan İslâm Hareketi örgütünü terör teşkilatı olarak ilan etmesi ile birlikte bu teşkilat Eylül ayı içerisinde BM Terör listesine de alınmıştır. Çin Hükümeti ise bütün ayrılıkçı Uygurları terörist ve örgütleri terör teşkilatı olarak algılayan tutumunu devam ettirmiştir. Bu gelişmeler üzerine Çin Hükümeti Guantanamo üssündeki 22 Uygur’un iadesini istemiştir. ABD önce zanlıların yargılanmadığını ve iadelerinin sakıncalı olduğunu belirterek Çin’in talebini reddetmiştir. Eylül 2002’de ABD Hükümeti’nin izni ile istihbaratçılardan oluşan bir Çin heyeti Guantanamo üssünü ziyaret ederek 22 Uygur’u sorgulamaya çalışmıştır. Uygurların bulunduğu Guantanamo üssünde 7-10 gün kalan Çin heyeti, her bir Uygur’u susuz ve yemeksiz ortamda 8-9 saat sorgulamış ve cevap alamayınca Uygurları Çin’e götürüp cezalandıracağını ifade etmiştir. ABD Savunma Bakanlığı’na mensup yetkililerin açıklamasına göre, Guantanamo üssünde tutulu kalan terör zanlılarının ülkelerinden gelen yetkililere izin verilmektedir. Bunun nedeni olarak da tutuklulara insanca davranıldığını göstermek istendiği ve tutuklunun kimliğinin tespit edilmesine yönelik yardım talep edildiği söylenmektedir.
 
2003’te 22 Uygur’un el-Kaide mensubu olmadıkları ve Çin zulmünden kaçmak ya da Çin’e karşı silahlı eğitim almak için Afganistan’da bulundukları sırada ABD ordusunun eline düştükleri anlaşılmıştır. Ancak 22 Uygur’un nasıl serbest bırakılacağı konusunda siyasî ve hukukî tartışmalar yaşanmıştır.
 
Uygurlar Serbest Bırakılıyor 
 
Guantanamo üssünde tutuklu bulunan Uygurlar için 2003-2005 yılları arasındaki yargılama süreci başlamıştır ve soruşturmanın sonucunda, Ağustos 2005’de, bazı Uygurlar düşman sınıfından çıkarılmıştır. Yani 15 Uygur’un serbest bırakılması durumu söz konusudur. Ancak, hukukî ve siyasî açından Uygurların suçsuz olarak serbest bırakılabileceğini kabul eden ABD, serbest olan Uygurları ABD’de barındırılmasını uygun görmemektedir. Bu nedenle bu Uygurları üçüncü bir ülkeye yerleştirme arayışı içine girmişlerdir. 
 
ABD Hükümeti’nin 22 Uygur’u yurtdışı ülkelere yerleştirmek için giriştiği çabalar sonuçsuz kalmıştır. Avustralya ve bazı Avrupa ülkeleri Washington’un taleplerini reddetmiş ve haklı olarak bu Uygurların bir kısmının öncelikle ABD’de yerleşmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. İki yıl süren diplomasi sonucunda Arnavutluk talebi kabul etmiştir. 7 Mayıs 2006’da ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack, ABD’nin Guantanamo üssünde tutuklu 5 Uygur’u serbest bırakacağını ve bu Uygurları Arnavutluk’a göndereceğini açıklamıştı. Sean McCormack’a göre, Arnavutluk hükümeti, beş Uygur’u mülteci olarak kabul edecektir. 5 Uygur otuz askerin eşliğinde uçakla Tiran’daki Ulusal Mülteci Merkezi’ne yerleştirilmiştir. Arnavutluk’ta Müslüman çoğunlukta olmasına rağmen 5 Uygur’u mülteci kampına koymasına rağmen Uygurların çilesi henüz bitmiş değildir. Kültürel farklılıklarından dolayı 5 Uygur’un daha önce alışık olmadıkları bir hayatı kabul etmek zorunda kalmışlarıdır. Arnavutluk Hükümeti de Çin’in baskısı nedeniyle daha fazla Uygurların iltica etmesini kabul etmemiştir. 
 
30 Eylül 2008 günü, Başsavcı Yardımcısı Gregory Katsas, kalan Uygur tutukluların artık düşman savaşçı olarak sınıflandırılmadığı kararını beyan etmiştir. Ekim 2008’de Washington D.C. Bölge Mahkemesi hâkimi Ricardo M. Urbina, Guantanamo üssünde tutuklu 17 Uygur’un serbest bırakılması ve ABD’de yaşayabilecekleri kararını vermişti. Bush Hükümeti buna itiraz etmiştir. Gerekçe olarak da ise askeri hapishanelerin ABD Adalet Bakanlığı’nın yetkisinde olduğunu ve federal yargıcın bu konuda karar verecek yetkisinin olmadığını göstermektedir.. Bazı hukukçular ve İnsan Hakları örgütlerin desteğini almasına rağmen, hâkim Ricardo M. Urbina’nın kararı yoğun bir hukuksal tartışma konusuna ve ABD’nin Uygur politikasının doğru olup olmadığı meselesine dönüşmüştür.  Bir ay sonrasında, ABD Adalet Bakanlığı’nın üst mahkemeye müracaat etmesi sonucunda hükümetin lehine karar verilmiştir. Yani Uygurlar ABD’de yerleşemeyecektir. ABD Hükümeti’nin endişelerini bazı Kongre üyeleri de taşımaktadır. Virginia’da Demokratların Senatörü Jim Webb, bu Uygurların Çin Hükümeti karşıtı olarak tanımlamasının tartışmaya açık bir mesele olduğunu ileri sürerek el-Kaide kampusunda eğitim almış olanları ABD’de barındırmamasını istemiştir. Arizona’da Cumhuriyetçi Senatör Jon Kyl de benzeri kaygıları taşımaktadır. Temsilciler Meclisi Bütçe Ödenekler Komitesi üyesi Cumhuriyetçi Parti’den Todd Tiahrt, Dışişleri Komitesi Üyeleri Cumhuriyetçi Parti’den Dan Burton ve Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nin Demokrat Parti’den Senatör Ted Kaufman de bu Uygurların eski alışkanlıklarını bırakarak ABD’de yaşabileceğinden şüphelidir ve ABD’nin güvenliğine zarar verebileceği düşüncesindedir. 
 
ABD Başkanı Barack Obama iktidara geldikten hemen sonra, Guantanamo hapishanesini bir yıl içinde, yani 22 Ocak 2010’da kapatma kararı almıştır. Buna göre Uygurlar dâhil Guantanamo üssündeki tutukluların hızlı bir şekilde tahliye etmesi gerekmektedir. Guantanamo üssünde tutuklu 13 Uygur ABD’de kalmak istemiş, ancak Şubat 2009’da Temyiz Mahkemesi bunu kabul etmemiştir. Haziran 2009’da ABD Hükümeti tutuklu dört Uygur’u serbest bırakarak Atlas Okyanusu’nda bulunan Bermuda Adaları’na yerleştirmiştir. 20 Ekim’de ABD Kongresi, Guantanamo Üssü’nde terör zanlısı olarak tutulan kişilerin, Amerikan mahkemelerinde yargılanmak üzere ABD’ye nakledilmelerinin önünü açan yasayı onaylamıştır. Bu karara binaen tutuklu Uygurların temyiz başvurusu kabul edilmiştir. 1 Kasım’da ABD Hükümeti tutuklu 6 Uygur’u Palau ülkesine gönderileceğini beyan etmiştir. Palau Cumhurbaşkanı Johnson Toribiong havaalanında Uygurları karşılamıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ian Kelly altı Uygur’un ülkeye yerleşmesini kabul eden Palau hükümetine teşekkür etmiş ve Guantanamo üssün kapatılması yönünde önemli bir adımın atıldığını belirtmiştir. Aslında Palau ülkesi kalan bütün Uygurları kabul edebileceğini beyan etmiştir ancak bazı Uygurlar Palau’yu tercih etmemiştir. 
 
2 Kasım’da Çin Dışişleri Sözcüsü Ma Chaoxu de konu ile ilgili olarak altı Uygur’un terörist olduğunu iddia etmiş ve Çin’e teslim edilmelerini talep etmiştir. Ma Chaoxu, Çin tarafının ABD’nin ısrarlı bir şekilde Uygurları üçüncü bir tarafa göndermesinden hoşlanmadığını, bu eylemlere şiddetle karşı çıktığını ve ABD Hükümeti’ne ciddi itiraz ettiğini beyan etmiştir. Ma Chaoxu’ye göre, ABD tarafı BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararına uymamış ve uluslar arası terörle mücadele görevini yerine getirmemiştir. Ayrıca, Çin tarafı, herhangi bir ülkenin bu Uygurları kabul etmesine de karşı olduğunu vurgulamıştır. Palau devletinin üst düzey bir yetkilisi, Palau devletinin altı Uygur’u kabul etmesinin tamamen insani açından alınan bir karar olduğunu ve Çin ne istese istesin, bu işin ABD-Palau arasındaki işbirliği olduğunu belirtmiştir. Palau Cumhuriyeti’nin Çin ile diplomasi ilişkileri yoktur, ancak Tayvan ile diplomasi ilişkileri bulunmaktadır. 
 
Kararın Etkileri 
 
ABD’nin çeşitli sebeple yakaladığı 22 terör zanlısının diğer el-Kaide üyeleri ile doğrudan alakalarının bulunmadığını anlamıştır. Aralarında bazılarının terörle ilişkileri bulunmamakta ve el-Kaide kampusunda eğitim alan Uygurlar da sorgulama aşamasında kendilerinin Çin’in baskısına karşı silahlı eğitim aldıklarını, ABD karşıtı olmadıklarını ve hatta ABD’yi Uygurların kurtarıcısı olarak gördüklerini ileri sürmüştür. ABD mahkemelerinde bu Uygurların serbest bırakılması yönünde kararlar alınmış olmasına rağmen, bazı Kongre üyeleri ve hükümet ulusal güvenlik gerekçesiyle bu Uygurların ABD’de kalmasına karşı çıkmıştır. ABD’deki Uygur teşkilatları ABD’nin ulusal güvenliğine hiçbir şekilde zarar verilmeyeceği yönünde verdiği güvencelere karşın yetkili makamları ikna edememiştir. Diğer yandan, Pekin Hükümeti sekiz yıldan beri ABD’nin 22 Uygur’u Çin’e iade etmesi için baskı yapmış ancak bir sonuca ulaşamamıştır. ABD tarafı Uygurların Çin’de işkence ve idam edileceği kaygısıyla bu Uygurları Çin’e teslim etmemiş, Çin tarafı ise ABD’yi terör ile mücadelesinde çifte standart uyguladığı ithamıyla ile suçlamıştır. Kısaca Uygur meselesi, 11 Eylül Olayı sonrasında ABD ve Çin arasında bir probleme dönüşmüştür. Bu gelişmeler Uygur meselesinin ABD’de kapsamlı bir şekilde tanınmasına sebep olmuştur. ABD’li araştırmacıların çalışmaları, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan din özgürlüğü ve terör raporlarının dışında, Kongre tarafından hazırlanan bazı raporlar da meseleyi aydınlatmaya çalışmaktadır. ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ne bağlı Uluslararası Organizasyonlar, İnsan Hakları ve Gözetim Komitesi tarafından hazırlanan raporlarda Uygurların karşı karşıya kaldığı durum ve terör hareketi ile özgürlük mücadelesi arasındaki ilişkiler irdelenmeye çalışmıştır. 
 
ABD, bahsi geçen Uygurları üçüncü bir ülkeye gönderirken de bazı stratejiler izlemiştir. ABD’nin bazı Uygurları Arnavutluk’a yerleştirme kararı acele alınmış bir karar olarak görünmüştür. ABD, Çin’in Arnavutluk’a baskı yapabileceği ihtimalini düşünememiş olabilir. Hatırlanmalıdır ki Haziran 2007’de Pekin Pakistan’dan 22 Uygur’u geri istemiş ve bir kısmı Çin’e teslim edilmiştir. Bu riskleri dikkate alan ABD, kalan Uygurları Çin’in baskısının ulaşamayacağı yere, yani İngilizlerin denizaşırı toprağı olan Bermuda Adaları’na ve ABD’nin himayesindeki Palau devletine göndermiştir. ABD Hükümeti 4 Uygur’u Bermuda Adaları’na gönderirken, İngiliz Hükümeti’ne haberdar etmemiştir. Bunun nedeni olarak da İngiliz Hükümeti’ni Çin baskısından kurtarmak olduğu düşünülmektedir. Bir anlamda Çin’in ABD’ye yönelik protestosu etkisiz hale getirilmiştir. ABD’nin 22 Uygur’u serbest bırakma kararı ve onları üçüncü ülkelere yerleştirme politikası Çin’in küresel boyutta Uygur ayrılıkçılara karşı yürüttüğü çabalarını sekteye uğratmış ve ayrılıkçı Uygurların Çin karşıtı gücünü arttırmıştır. 
Hatırlanacağı gibi Çin, SSCB lideri Stalin’in askerî ve lojistik desteği ile 1949 yılında Doğu Türkistan’ı işgal etmesiyle beraber Doğu Türkistan davası yurtdışında sürdürülmeye başlanmıştır. Bu dönemde Mehmet Emin Buğra ve İsa Yusuf Alptekin’in Türkiye’ye göç etmesi ile dava uluslararası platformda tanıtılmaya çalışılmıştır. Zamanın uluslararası konjonktürü ve imkânların yoksunluğu sebebiyle çabalar yetersiz kalmıştır. Pekin Hükümeti de Doğu Türkistan meselesinin Çin’in içişleri olduğunu her fırsatta dile getirerek yabancı güçlerin Doğu Türkistan meselesine el atmasını engellemiştir. Ancak 11 Eylül Olayı ertesinde, Çin’in Doğu Türkistan meselesini uluslararası terör ile bağdaştırması nedeniyle mesele bir anda uluslararası boyut kazanmıştır. Bu gelişmelerle birlikte yurtdışında bulunan Doğu Türkistan teşkilatları da yoğun faaliyetlerle artan uluslararası ilgiye cevap vermeye başlamıştır. Doğu Türkistan davası 50 yıl sonrası artık uluslararası bir meseleye dönüşmüş ve birçok ülkenin Çin ile olan ilişkilerinde yer almaya başlamıştır. ABD’de sekiz yıl süren 22 Uygur’un mahkemesi belli bir oranda Doğu Türkistan davasının uluslararası siyaset sahnesinde gündemde kalmasına katkıda bulunmuştur ancak aynı zamanda serbest kalan Uygurların hayatında görmediği yerlere gönderilmesi nedeniyle yeni trajik tarih de başlamış bulunmaktadır.
 
(Dr. Erkin Ekrem, 10.11.09)
 

   




ASYA - PASİFİK KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya