Irak’ta, Seçim Yasası ve Kerkük
Yaklaşık beş aydır Irak’ın ana gündem maddesine oturan Irak seçim yasası uzun bir maratonun ardından 8 Kasım’da Parlamentodan salt çoğunlukla geçti. Yasa, Ocak 2010 tarihinde genel seçimlerin yapılmasını öngörmektedir. Seçim yasasının beraberinde Irak’a neler getireceğini tartışmakta yarar var. İlk önce şuna dikkat etmek gerekir; Irak’ta kilit noktalardan biri olan Kerkük ve tartışmalı diğer bölgelerin geleceği konusunun çözümüyle alakalı kuşkuların devam ettiğini görmekteyiz. Özellikle Kerkük’te seçimlerin yapılması konusunda Türkmenler ve Arapların 2004 ve 2005 yılları seçmen kütüklerinin esas alınması yönündeki istekleri kabul edilmemiştir ve esas alınacak seçmen kütüğünün, Irak Yüksek Seçim Kurulu'nca belirlenmesine karar verilmiştir. Ayrıca, Kerkük sorununun dolaylı olarak yer aldığı 5. madde, milletvekillerinin çoğu tarafından kabul edilmiştir. Seçimin olası sonuçlarına dair maddede, sonuçları şüpheli bulunan kentlerde, seçmen artışının yüzde beşten fazla olması durumunda bir soruşturma komisyonunun oluşturulması öngörülmektedir. Yasanın, 275 sandalyeli Irak meclisinde, 195 milletvekilinin katıldığı oylamada, 141 milletvekilinin lehte oy kullanmasıyla kabul edildiği açıklandı.(Tıkla-1) Irak’ta Ocak ayında yapılacak seçimlerin gerçekleşmesi için ihtiyaç duyulan yasa üzerinde, parlamentodaki Arap, Türkmen ve Kürt tarafların, özellikle Kerkük konusundaki fikir ayrılıkları halen devam etmektedir. Kerkük konusundaki anlaşmazlık, Saddam Hüseyin dönemindeki ve ABD işgalinden sonraki Irak’ın kuzeyinden Kerkük’e gelen Kürtlerin, Türkmen ve Arapların yaşadığı kentte yaşayanların tümünün oy kullanma hakkına sahip olup olamayacağından kaynaklanmaktaydı.
Diğer taraftan, Seçim yasasının Irak Parlamentosundan geçmesiyle ilgili ilginç olan konu ise ABD ve Birleşmiş Milletler diplomatlarının yoğun lobi yaptığı mecliste özellikle Sünni Arap milletvekillerinin oylamaya katılmakta isteksiz kalması üzerine, ABD’nin Irak Büyükelçisi Christopher Hill’in, diplomatik nezaketi bir tarafa bırakarak “Yukarı çıkın ve oy kullanın” diye bağırmasının ardından seçim yasasının geçmesidir. Ayrıca, Irak Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Farac El Haydari yaptığı açıklamada, Irak Parlamentosu'nun seçim yasasını kabul etmesine rağmen Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu olarak genel seçimleri kararlaştırılan tarih olan 16 Ocak 2010'da yapmak için hazır olmadıklarını kaydetti. El Haydari, seçimlerin uluslararası standartlara uygun yapılması için ek süreye ihtiyaç duyduklarını söyledi. Bu arada, seçim tarihini ertelemek için parlamentonun onayına gerek olmadığına dikkat çekti. (Tıkla-2)
Yeni yasada seçim sistemi
Uzun bir süredir Iraklı taraflar arasında tartışılan seçim sistemi, 2005 yılında yapılan iki seçimden farklı olarak karşımıza çıkmaktadır. 2005 yılının Ocak ve Aralık ayında düzenlenen seçimler “Kapalı seçim” sistemiyle gerçekleşmişti. Ancak Ocak 2009 yılında Irak’ta yapılacak genel seçimler “Açık liste” sistemi olarak belirlendi. Bu durumu, Araplar ve Türkmenler desteklerken, Kürtler açık liste sistemine halen karşı çıkmaktadır. Çünkü seçimlerin açık liste şeklinde yapılması, seçmene parti adayları içinden kime oy vereceği konusunda belirleme hakkı tanımaktadır. Başka bir deyişle ifade etmek gerekirse, Ocak 2009’daki Irak genel seçimleri, 2005’teki seçimlere göre daha esnektir. Kürtlerin bu sisteme karşı çıkmasının temel nedenlerinden birisi, kendi listelerindeki ve gizlice diğer listelerde aday gösterdikleri kişilerin kazanmasının riske gireceğini düşünmeleridir. Öte yandan, Irak nüfusunun 32 milyon 300 bin olmasından dolayı, son seçimlerin ardından Irak Parlamentosu 275 üyeden 323 üyeye yükselecektir. Her yüzbin kişiye bir milletvekili düşecektir.
Kerkük Sorununa yaklaşımlar
Aylardır Irak’taki seçim yasalarının önünü kesen Kerkük konusunun, Irak seçim yasasının geçmesine rağmen belirsizliğini sürdürmesi Irak’ın durumu açısından ciddi tehlike arz etmektedir. Irak’ın işgalinden beri Irak’ta birçok siyasi ve stratejik meselenin çözümünde önemli rol oynayan Kerkük’ün statüsü sorunu halen yerini korumaktadır. Irak seçim yasasının 6. maddesine göre Kerkük’ün özel bir statüye kavuşması öngörülmektedir. Bu maddenin Türkmenler ve Araplar kendileri için bir kazanç olduğunu dile getirmektedir. Kerkük’e özel statü verilmesi Kürtlerin, Kerkük’ün Irak’ın kuzeyine bağlanması hayalinin ortadan kalkacağı anlamına gelmektedir. Bu bağlamda Kürtler, bu maddeye şiddetle karşı çıkmakla birlikte, Kerkük sorunun çözümü için Aralık 2007 yılında geçerliliğini kaybeden Irak anayasasında yer alan 140. maddesinin uygulanmasını sürekli savunmaktadırlar. Bu nedenle Irak parlamentosu tarafından seçim yasası onaylansa da, Kerkük Sorunun aşılması ya da bir çözüme bağlanması oldukça zor görünmektedir. Kerkük’te seçimlerin yapılması ile ilgili genel tartışmalar, bu sorunu daha da çıkmaza yönlendirmektedir. Türkmenler ve Araplar Kerkük seçimlerinde 2004 seçmen kütüklerinin korunmasını talep ederken, Kürtler ise, 2009 yılının seçim kütüklerinin dikkate alınmasından yana bir tavır sergilemektedir. Kerkük’te seçmen sayısına bakıldığında, Kerkük il meçlisindeki yetkilerinin verdiği verilere göre, 2004-2005’teki seçmen sayısı (369000) iken, 2009 yılının seçmen sayısının 800 bin olarak belirtilmektedir. Bu istatistik yaklaşımın ışığında ortaya çıkan tablo, geçtiğimiz dört yıl içinde Irak’ın kuzeyinden Kerkük’e yerleştirilen insanların yüzde yüz artığını ispatlamaktadır.
ABD bakımdan Irak seçim yasası
Irak’ın tüm kesimleri tarafından büyük tartışmaya neden olan seçim yasası, Özellikle de son zamanlarda Irak’ta artan şiddet olayları hem Maliki Hükümetini hem de Obama yönetimini kaygılandırmıştı. Bu nedenle Başkan Obama, 2011 yılının Ağustos ayına kadar ABD’nin Irak’tan asker çekeceğini vaad etmesine rağmen Irak’ta seçimlerin yapılmaması halinde asker çekme işinin de zora girmesi beklenebilir. Obama’nın ABD yönetimine gelmesinden sonra, Irak’tan ziyade yeni stratejisini Afganistan üzerinde yoğunlaştırdığı görünmektedir. Bununla beraber ABD, Afganistan’daki son seçimlerde gösterdiği başarısızlığın, aynısını Irak’ta da yaşanmasından oldukça tedirgindir. ABD’nin, 23 Ocak 2009 tarihinde yapılacak Irak genel seçimlerinde, daha temkinli davranacağı söylenebilir. Çünkü Irak’ta güvenlik sorunlarının artması, Irak’a komşu ülkelerden ( Suudi Arabistan ve İran) müdahale edilmesini daha da kolaylaştıracaktır. Bu durumda ABD, Irak’ın güvenliği konusunda ciddi anlamda önlem almalıdır.
Irak’ın güvenliği için yapılması gerekenler
1. Irak Parlamentosundan seçim yasası geçse de, Irak’taki tartışmalı konular halen dinmiş görülmemektedir. Bu nedenle sağlıklı bir seçimin yapılması için Kerkük Sorunu başta olmak üzere, diğer tartışmalı bölgelerin sorununa ilk önce çözüm bulup daha sonra seçime gidilmelidir. Irak’taki karışıklılıklar nedeniyle, Irak genel seçimlerinin ertelenmesi yararlı olacağı düşünülmektedir.
2. Irak’ın kuzeyindeki Kürt yönetiminin Kerkük ve Musul bölgelerindeki mücadelelerine son verilmeli ve bu bölgelerin güvenliği Irak merkezi hükümete ait güvenlik güçleri tarafından korunmalıdır.
3. Kerkük’te seçim yapılması yerine kota sistemi ile Kerkük tüm kesimleri arasında (Türkmenler, Araplar, Kürtler ve Hristiyanlar) eşit ve adil bir şekilde paylaşılarak Irak Parlamentosunda temsil edilmelidir. Aksi halde Kerkük’te Türkmenler, Araplar ve Kürtler arasında yakın gelecekte bir çatışma çıkması kuvvetle muhtemeldir. Bu bağlamda, Kerkük Sorunu devam ettiği müddetçe Irak’ın güvenliğinden bahsetmek doğru değildir.
Sonuç olarak, Irak’taki olumsuz tabloyu ve Irak Parlamentosu tarafından ABD’nin baskısı ile de olsa onaylanan seçim yasasını değerlendirdiğimizde, ilk önce karşımıza Irak’ın güvenlik sorunları çıkmaktadır. Bu nedenle bundan sonraki günler Irak halkı için daha da zor geçeceğe benzemektedir. Kürtlerin ve Arapların seçim mücadelesi verdiği bölgelerde şiddetin ve kaosun daha da artması beklenebilir. Ayrıca, Irak seçim yasasının ABD Büyükelçisi Hilli’nin baskısıyla Sünni vekiller tarafından karşı çıkılmadan onaylanması dikkat çekmektedir. 2005 seçimlerini boykot eden Sünniler bu kez sözkonusu hataya tekrar düşmemek için mi boykot etmediler, yoksa Sünni Arap ülkelerden gelen baskılara mı boyun eğdiler? Ciddi anlamda merak konusudur. Bu bağlamda Sünnilerin sergilediği tavrı düşündüğümüzde, bir daha seçimi boykot edip hataya düşerek Kerkük, Musul ve Diyale gibi vilayetlerdeki Araplar yerine Kürtlerin nüfuz sahibi olmasını göze alamamakta oldukları düşünülebilir. Türkmenler açısından bakıldığında, genel seçimlerde tek listeyle ve birlik içinde seçimlere girilmesi gerekmektedir. Türkmenler, Irak genel seçimlerinde “Türkmeneli Birlik Listesi” adı altında toplanmalarında büyük kazanım elde edeceklerini kabul edebiliriz. Aksi takdirde, Türkmenlerin Kerkük’te ellerinde bulundurdukları avantajları da kaybedeceklerinin bilincinde olmaları gerekir. Kerkük sorununa gelince, bu sorun, yeni dönemde seçilen parlamentoya havale edildiği izlenimini vermektedir. Önümüzdeki parlamento üyelerinin işi daha da zor olacağı değerlendirilmektedir.
(Ali SEMİN, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan, 14 Kasım 2009)