Etnik ayrımcılık globalleşen dünyada yerini daha demokratik anlayışlara bırakacak gibi gözükse de son yıllarda özellikle Avrupa’da bu konuda yapılan anket ve araştırmalar aslında etnik kökene dayalı ayrımcılığın hala ön planda olan bir konu olduğunu göstermiştir.
Avrupalı devletlerin sıkı sıkıya bağlı olduğu ilkelerin başında demokrasi ve insan hakları gelmektedir. Ancak kamuoyu yoklamaları göstermektedir ki Avrupalılar bu konuda yeterince bilgi sahibi değildir. Her şeyden önce özellikle etnik ayrımcılık konusunda herhangi bir ayrımcılığa ya da tehdide maruz kalmaları halinde haklarının neler olduğunu bilenlerin sayısı oldukça azdır. Aslında etnik ayrımcılık vatandaşlık haklarının farkında olunulması ile alakalı bir durumdan ziyade dini açıdan ayrımcılık ile paralel olarak ön plana çıkmaktadır.
Türkiye – Avrupa Birliği ilişkileri Gümrük Birliği bağlamında ticari yönden gelişmeye başlamış ve siyasi açıdan gerçekleştirilen müzakerelerle devam ediyor olmasına rağmen üzerinde durulması gereken asıl konu din faktörüdür. Eğer Türkiye Avrupa Birliği’ne tam üye olarak dahil olursa birlik içerisindeki ilk müslüman ülke olacaktır. Bu durum özellikle entegrasyon sürecinde hem Avrupa açısından hem Türkiye açısından düşünüldüğüne oldukça hassas bir durum olarak ortaya çıkacaktır. Avrupa Birliği’nin tam üyelik yolunda Türkiye’nin önüne koyduğu kriterlerin gerçekleştirilmesi sürecinde yaşanacak birtakım sıkıntıların kökeni yine din faktöründen kaynaklanacak gibi gözükmektedir.
Avrupa Birliği’nde kamuoyu araştırmalarını yürüten Eurobarometre’nin üye ve aday ülkelerde yapmış olduğu anket ayrımcılık boyutunun Batılı ülkelerde ne derece etkili olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Mayıs ve Temmuz ayları arasında bin 3'ü Türkiye'den yaklaşık 30 bin kişiyle görüşülerek hazırlanan araştırmaya göre, ‘yaygın etnik ayrımcılığın’ en yüksek çıktığı ülkeler yüzde 80'le Hollanda, yüzde 79'la Fransa ve Macaristan, yüzde 78'le İsveç, yüzde 77'yle Danimarka ve Malta, yüzde 72'yle Finlandiya, yüzde 71'le Yunanistan, İtalya ve Belçika, yüzde 70'le Kıbrıs Rum kesimi, yüzde 66'yla İspanya ve yüzde 63'le Avusturya şeklinde sıralanmıştır. Yine yapılan bu anket, Avrupalıların yüzde 61'i ve Türklerin yüzde 48'inin ülkelerinde etnik ayrımcılığın yaygın olduğunu düşündüklerini göstermiştir. (Tıkla – 1)
Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde çıkan bu yüksek rakamlar demokrasi ve insan hakları konusunda Batı’da bu konuda halen birtakım sıkıntıların yaşanıyor olduğu şeklinde yorumlanabilir. Etnik ve dini ayrımcılık hakkındaki düşüncelerin yanında son dönemde Avrupa Birliği ülkelerinde yapılan bir araştırma özellikle ‘ırkçılık’ anlamında kimi ülkelerin ciddi boyutlarda korkuları olduğunu göstermiştir. Yapılan araştırmaya göre Kıbrıslı Rumlar Avrupa’da en ırkçı ve yabancı kokusu taşıyanlar kişiler olarak göze çarpmıştır.(Tıkla – 2)
Tüm bu gelişmeler Avrupa Birliği ülkelerinde, Türkiye’nin tam üyeliğine yönelik özellikle etnik ve dini anlamda öne çıkan sıkıntıların somut bir yansıması olmuştur. Küreselleşen dünyada kültürlerarası iletişimin hızla artması ve ‘Medeniyetler İttifakı’ projelerinin daha etkili bir şekilde uygulanması gerekirken, Batılı ülkelerde ortaya çıkan bu sonuçlar Türkiye – Avrupa Birliği ilişkilerindeki engellerin acaba bu ayrımcılık temelinde mi şekillendiği sorusunu ön plana çıkarmaktadır.
(Nail Alkan, AB – Balkanlar - Kıbrıs Masası, Kıdemli Araştırmacı, 10.11.2009)