Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci 50 yıldır devam ediyor. Zaman zaman gündem dışında kalıyor gibi gözükse de Avrupa Birliği’ne tam üyelik Türkiye’nin vazgeçilmez dış politika hedeflerinden biridir. Son zamanlarda Türkiye’nin yönünü Batı’ya çevirdiği yolunda yorumlara neden olacak gelişmeler yaşansa da Türkiye Avrupa Birliği’nden kopmuş değildir.
Bilindiği üzere bu süreçte Türkiye’ye destek olan ülkeler olduğu gibi tam üyeliğe karşı çıkan ülkeler de mevcuttur. Hangi tarafın sesinin uluslararası konjonktürde daha fazla duyulduğu ise gelişmelere bağlı olarak değişmektedir. Çok açık bir şekilde anlaşıldığı üzere Fransa Türkiye’nin tam üyeliğine karşı çıkmakta, ‘imtiyazlı ortaklık’ çözümü üzerinde ısrar etmektedir. Böyle bir durumun Türkiye tarafından kabul edilmesi mümkün değildir. Bunun yanında son olarak Dışişleri Bakanı’nın Türkiye’ye yapmış olduğu dördüncü ziyaretinde bir kez daha vurguladığı üzere İngiltere Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğini desteklemektedir.
Türkiye’nin tam üyeliğine destek veren, Avrupa Birliği’nin önemli ülkelerinden biri de İspanya’dır. İspanya ile ilişkilerimiz gerek Avrupa Birliği bağlamında gerekse ekonomik alanda olumlu bir seyir izlemektedir. İspanya’nın sahip olduğu Avrupa Birliği vizyonu, transatlantik bağlara verdiği önem, uluslararası terörizm ile mücadele konusundaki kararlılığı Türk dış politikası ile paralellik göstermektedir. Zira iki ülke ‘Medeniyetler İttifakı’ girişiminin başat rolündeki ülkelerdir. Yine Akdeniz havzası içerisinde ortak bir kaderi paylaşan İspanya ile Türkiye arasında, iki ülkenin taşıdığı ekonomik potansiyel de ilişkilerin önemli bir stratejik ortak olma yolunda geliştiğini göstermektedir.
İspanya 2010 yılının ilk yarısında Avrupa Birliği dönem başkanlığını üstlenecektir. Bu bağlamda Madrid’de Avrupa Çalışmalar Enstitüsü (CEU), Real Elcano Enstitüsü ve Alternativas Vakfı’nın işbirliği ile düzenlenen ‘İspanya’nın AB dönem başkanlığındaki yol haritası’ başlıklı konferansta konuşan İspanyol hükümetinin AB ile ilişkilerden sorumlu devlet sekreteri Diego Lopez Garrido, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakerelerine de değinerek, dönem başkanlığı sırasında Türkiye ile müzakerelerde yeni fasıllar açılacağını belirtmiştir. (Tıkla-1)
Türkiye bir yandan komşularla sıfır sorun politikası bağlamında yakın çevresine yönelirken, bir yandan gerçekleştirdiği reformlar ile Avrupa Birliği hedefine bir adım daha yaklaşmaktadır. Bu anlamda Doğu ile Batı arasındaki köprü rolünü diplomasi ile uluslararası konjonktüre taşıyan Türkiye’nin üyeliği için 2010 yılı olumlu gelişmelere gebe bir yıl olacak gibi gözükmektedir. İspanya’nın dönem başkanlığında gerçekleştirilecek ilerlemeler, Türkiye’nin tam üyeliğine destek veren diğer ülkelerin sesini daha çok çıkartacak ve Garrido’nun da dile getirdiği gibi ‘Türkiye’nin Avrupalı olduğu’nun anlaşılmasını sağlayacaktır.
(Nail Alkan, AB – Balkanlar Masası, Kıdemli Araştırmacı, 09.11.2009)