Güney Sudan Bilmecesi
Sudan’da 2010 yılında yapılacak olan başkanlık seçimleri ve Güney Sudan’ın 2011’deki bağımsızlık referandumu yaklaştıkça, ülkedeki siyasi tansiyon yükselmektedir. Başkanlık seçimleri yarışı, iktidarda bulunan ve devlet başkanı Hasan Ömer el-Beşir’in partisi olan Milli Kongre Partisi (NCP) ile Güney Sudan’ın bağımsızlığını savunan Sudan Halkın Özgürlük Hareketi (SPLM) arasında zorlu bir rekabete yol açacak gibi görünmektedir. Fakat bu seçimler, izleyen bir yıl içinde yapılacak bağımsızlık referandumu için belirleyici rol oynayacaktır. Güney Sudan’ın en önde gelen siyasi grubu olan SPLM her iki sandık sürecinde de el-Beşir yönetimine yönelik yoğun bir muhalefet göstermektedir.
Sudan Devlet Başkan Yardımcısı ve Güney Sudan eyaleti valisi Salva Kiir’in geçtiğimiz hafta sonunda yaptığı açıklamalar, Güney Sudanlı siyasi çevrelerin bu süreci ne kadar ciddiye aldığını göstermektedir. Kiir, Güney Sudanlıların özgür iradeleri ile bu seçimi yapacağını ve bu tercihin de ayrılma yönünde olacağını söylemiştir. (
Tıkla-1) Ancak Salva Kiir ile, onunla aynı paralelde görüşlerini savunan SPLM cephesinin, 2011 referandumu konusunda içine düştükleri ciddi bir çelişki bulunmaktadır. Güney Sudanlı siyasetçiler, yaklaşık yirmi yıldır devam eden ve 2005 yılında sona eren iç savaş yüzünden ülkenin kuzey bölgelerine göç eden yerli halkın hepsinin oy kullanmasından yana görünmemektedirler. Zira yirmi yıl önce yerleşip benimsedikleri kuzey bölgelerdeki hayatlarına devam eden halkın, Hartum yönetimine yönelik bağımsızlık taleplerini ne ölçüde muhafaza ettikleri şüphelidir. Bu sebeple paradoksal olarak el-Beşir hükümetinin oy kullanmaları yönünde görüş bildirdiği Güney Sudanlı halkın referanduma katılmasına, aksi yönde irade gösterme ihtimali yüzünden SPLM sıcak bakmamaktadır. (
Tıkla-2)
Bu noktada el-Beşir üzerinde yoğunlaşan dış baskıların yönetim üzerinde gösterdiği etkiler, seçim sürecinde belirleyici olacaktır. ABD’nin bir ölçüde yumuşama gösteren Sudan politikası karşısında Afrika Birliği’nin Darfur olaylarını soruşturma kararı alması, el-Beşir’in Güney Sudan sorununda kolaylaştırıcı ya da daha baskıcı yöntemler belirlemesinde etkili olacaktır. Tabii ki her şeyden önce mevcut rejimin olayların seyrini değiştirmesi, 2010 seçimleri sonunda varlığını korumasına bağlıdır. Sonuç ne olursa olsun uluslararası kamuoyunun temennisi, Güney Sudan’ın geleceğinin çatışmalarla değil, siyasi ve toplumsal uzlaşı yoluyla belirlenmesidir.
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan, 30 Ekim 2009)