Süryani Açılımı!
UNESCO’nun 2007 “Tehlike Altındaki Diller Atlası”na göre; Türkiye’de 15 dil tehlike altında. Bu dillerden biri de “Süryanice”. Azınlık olduklarını kabul etmeyen ve aynı zamanda azınlık olarak da anılmak istemeyen Süryanilerin; Mezopotamya’nın en kadim halklarından olmalarına rağmen Türkiye’deki sayıları 15 bin (bazı kaynaklara göre 50 bin civarı), Diyarbakır’da ise sadece 40. Süryanilerin yaşadığı diğer şehirler ise; İstanbul başta olmak üzere, Midyat, Mardin, Elazığ, Adıyaman ve Ankara'dır. Binlerce yıllık kültüre, dile sahip Süryani halkı; sayısal olarak az olmalarının onları kadim bir toplum yapmaktan alıkoyamayacağını ileri sürüyor. Geçmişte çok büyük medeniyetler kurmuş olan halk, kültür ve medeniyet açısından azınlık olmadıklarını iddia ediyor. (Tıkla-1)
Diyarbakır’da Süryanilerin en önemli ibadet merkezi Meryem Ana Kilisesi. Ancak Meryem Ana Kilise’sinin ne zaman inşa edildiği bilinmiyor. Güneşe tapanlara ait bir tapınakken kiliseye dönüştürüldüğü söyleniyor. Kilise birçok kez yangın ve yıkımlara maruz kalmış. Son olarak 2005’te Kültür Bakanlığı’nın desteği olmaksızın yurtdışında yaşayan 200 Diyarbakırlı Süryani’nin desteğiyle restore edilip bugünkü halini almış. Ayrıca bölge halkı devlet ile işlerinde Türkçeyi kullanırken, günlük yaşamlarında yaygın olarak Süryanice, Kürtçe ve Arapçayı kullanır. Bununla beraber 1980’den sonra Güneydoğu ve İstanbul’dan Avrupa’ya yaptıkları toplu göçlerle gündeme gelen Süryani halkının göç etme sebepleri arasında yaşadıkları şu sorunlar vardır: Ekonomik nedenler, bölge halkı ile sosyal ilişkilerde yaşadıkları problemler, dinin bölge halkı üzerindeki etkisi ve terör örgütü PKK’nın bölgedeki faaliyetleri.
Öncelikli olarak kamuoyu açısından bakarsak; çok keskin çizgilerle belirlenmiş ya da rahatsız edici düzeyde olmamakla beraber, Süryanilerin yaşadıkları bazı sorunlar vardır. Süryanilerin bu sorunları çözüme ulaştırma özlemi içinde oldukları sürece de devletten bazı beklentilere girmeleri doğaldır. Nitekim; demokratik açılım süreciyle ilgili son günlerde yaşanan gelişmeler beraberinde Süryanicenin öğretilmesi ve kültürlerinin yaşatılması konusunda ciddi sorunlarının olduğunu iddia eden Süryanilerin; Kürtlere ya da Alevilere tanınan hakların benzerini bekledikleri ya da en azından bekleyebilecekleri bir tabloyu da yanında getiriyor. Aynı zamanda Süryanilerin sorunlarıyla ilgili ciddi adımların da halen atılamamış olması, özellikle dilleri unutulma tehdidi altında olan Süryaniler açısından; Süryanicenin okutulması ve öğretilmesi yönünde taleplerinin gündeme gelmesi anlamında doğru zaman olarak algılanabilir. (Elif Altun, Asistan)